Ressam Özer Kabaş’ın 70’lerden Sonra Denize İlişkin Kavramları Ele Aldığı Yapıtlarını İçeren, “Denizaşırı – Özer Kabaş ve Zamanları” Başlıklı Sergi Salt Beyoğlu’nda.
“Denizaşırı – Özer Kabaş ve Zamanları” başlıklı sergi, Salt Beyoğlu’nda açıldı.
Farklı alanlarda üretim gerçekleştiren Prof. Özer Kabaş’ın (1934–1998), Türk kültür tarihinde bıraktığı izleri gözler önüne seren sergi, özellikle, sanatçının 1970’li yıllardan sonra bakışlarını çevirdiği denizi ve denize ilişkin yakın kavramları irdelediği yapıtlarına yer veriyor.
Resimlerinde biçimsel ve anlamsal yapıyı oluştururken mitoloji ve Anadolu söylenceleri gibi varsıl bir kaynaktan yararlanan sanatçı, üslupçu bir yaklaşımdan uzak durdu. Özgün bir görsel dil kuran Kabaş, aynı zamanda denize ilişkin gözlemlerinde toplumsal bir gerçeklik taşıma çabasını da he zaman sürdürdü.
Mimar Sinan Üniversitesi – Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Resim bölümünde öğretim üyeliği yapan Kabaş, bir dönem ulusal basına yansıyacak kadar alevlenen figüratif ve soyut resim tartışmaları içinde yer almadı. Kabaş, sanatçının bireysel olarak elde ettiği deneyimlerin ve içinde var olduğu zamanın ve çevrenin sağladığı verilerden yola çıkarak özgün bir dil kurabilmesini öncelemekteydi. Dolayısıyla sanatın kültür, tarih, coğrafya ve gündelik yaşam arasındaki sürekli etkileşimle biçimlendiğine inanan sanatçı, yerel görsel kültür ile küresel sanat ortamı arasındaki ilişkiyi irdeledi. Bununla birlikte gelenek ve modernizm arasında sıkışmayı da kabul etmeden Ne geleneği değişmeden korunacak bir miras ne de Batı sanatını sorgulamadan benimsenecek bir model olarak ele aldı.
Geniş bir alanda üretim yapan sanatçı; resim pratiğini, kısa filmlerini, kalem aldığı metinleri, kurucuları arasında yer aldığı Urart Sanat Atölyesi’ndeki takı tasarımlarını ve Akademi’deki eğitimciliğini bu bireysel anlayışıyla kurduğu çerçevenin içinde gerçekleştirmişti.

Özer Kabaş, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, (1979)
saltonline.org
Kabaş 1970’lerden itibaren resimlerinde gözünü denize ve denizle ilgili kavramlara çevirir. Sanatçının bu dönemine ilişkin olarak SALT için bir makale kaleme alan Prof. Dr. Jale Erzen, sanatçının görme biçimine yönelik olarak, ‘deniz resimlerinde bakış açıları, teknenin hareketlerine uyar gibi farklı yüksekliklerden, farklı perspektiflerden verilir. Mekânlar insanların çevresinde sanki onların çekimine uğramış gibi daha dar; enginde, dalgalarda daha açık ve hareketlidir.’ saptamasında bulunur.
Sanatçının yapıtlarında yararlandığı biçimsel göndermeler ise; Homeros kaynaklı anlatılara ve Anadolu söylencelerine dayanmaktadır. Birçok resminde ışık gölge etkileri ile çarpılmış düşsel görüntü kazanmış olağanüstü varlıklar/kişiler karşımıza çıkmaktadır.

“Yeniköylü Balıkçılar“, kağıt üzerine mürekkep, (1986)
saltonline.org/tr
Bu betimleme yaklaşımı kadar denize ilişkin gözlemlerinde toplumsal bir gerçeklik taşıma gayreti de ağırlık taşımaktadır. Kabaş, resimlerinde deniz emekçilerini ön plana yerleştirirken; denizi, edilgen bir arka plan olarak betimlemekten daha fazla olarak, resim yüzeyine tinsel değer katan bir öğe olarak kullanmıştır. Böylece rahatlıkla Kabaş’ın resimleri için engin bir heyecan içinde düş dünyası ile toplumsal sorumluluklarını göz ardı etmeyen bir rasyonalizmin sentezi olduğu görülmektedir.
Sanatçı da bu ara kesitte bulunma durumunu, “Türkiye’deki deniz yaşamını ele alan, içinde yergi olmayan, başka bir ‘olumlama’ denemesi içindeyim. Zamanı geldikçe, eleştirel resimleri güçlendirmek için sevgimi de yaşatmanın gereğine inanıyorum. Bu zıtlığı bir arada yaşatmazsam yarına inanmak biraz zorlaşabilir.” biçiminde ifade etmektedir. Ancak eklemek gerekir ki; Erzen’in de makalesinde belirttiği üzere sanatçı denizcileri, balıkçıları ve denizi konu eden resimlerde, sanatsal duruş biçimine uygun olarak, bir “üslup fetişizmi”ne gitmeden yalın ve dürüst bir anlatım ortaya koyma çabası içinde olmuştur.
.
“Kırlangıç Fırtınası”, pres tuval üzerine yağlı boya, (1997)
saltonline.org/tr
Sergide, sanatçının resimleri, baskıları ve Urart Sanat Atölyesi’nde üretimi gerçekleştirdiği takılar, İstanbul Hatırası (1967) adlı filmi, sanatçı Altan Gürman ile birlikte Marmara Adası’nda çektiği belgesel film ve Salt Araştırma Özer Kabaş Arşivi’nden derlenen çeşitli belgeler yer alıyor. Ayrıca sanatçının farklı dönemlerde yolunun kesiştiği Mehmet Güleryüz, Fatma Tülin ve Sedat Pakay’ın yapıtlarından bir seçki de sergiye eşlik ediyor.
“Denizaşırı – Özer Kabaş ve Zamanları” başlıklı sergi, 14 Mart 2027 tarihine kadar Salt Beyoğlu’nda görülebilecek.
Kısaca Özer Kabaş
Robert Kolej Yüksek Okulu’nda (Boğaziçi Üniversitesi) mühendislik öğrenimi gören Kabaş, 1964-1974 yıllarında aynı okulda öğretim üyeliği yaptı. Bu dönemde Social Hall’un yöneticiliğini ve Robert Kolej Sinema Kulübü’nün danışmanlığını üstlenen Kabaş, yerleşkedeki kültür ortamının gelişmesinde etkin rol oynadı. 1971’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde (daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi) yarı zamanlı ders vermeye başladığı Temel Sanat Eğitimi Kürsüsü’nün çekirdek kadrosunda yer aldı. 1985’te Resim Anasanat Dalı doçent kadrosuna atanan Kabaş, 1990’da profesör oldu.
(Kaynak: saltonline.org)
SALT’ta Gerçekleştirilecek “Bu Son Şansımız mı? Gösterim Programı, Su Kürede Farklı Coğrafyalarda Yaşanan Sorunları Perdeye Taşıyor.
“Bu Son Şansımız mı?” gösterim programının 2025 yılı seçkisi, su kürede farklı coğrafyalarda yaşanan sorunları; bireysel, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla perdeye taşıyor.
Su kıtlığı, balıkçılık işkolunun durumu, konteyner taşımacılığından ve su kuyularında yaşanan kirlenmeye dek geniş bir ölçekte kurgulanan gösterim, suyun doğal kaynak olmanın da ötesinde; ekosistemleri, ekonomileri, bireysel yaşamları ve toplumları biçimlendiren bir müşterek olduğunu gözler önüne bir kere daha seriyor.
Fatma Çolakoğlu ve Alâ Taleb tarafından hazırlanan seçki, 05-21 Haziran tarihleri arasında Salt Beyoğlu’na görülebilecek.
Su ve İktidar (Water and Power)
Su kıtlığının kent peyzajını nasıl yeniden biçimlendirdiğini gözler önüne seren, “Su ve İktidar” (1989), sanayileşme, insan faaliyetlerinin çevre üzerinde bıraktığı etki ve suya erişim hakkı ile siyasi güç arasındaki gerilimleri Los Angeles özelinde ele alıyor.
1990 Sundance Film Festivali’nde Belgesel Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan deneysel filmin yönetmenliğini Pat O’Neill gerçekleştiriyor.
Gösterim Tarihi: 5 Haziran Perşembe, 19.00
Süre: 57 dk
Şarap Rengi Deniz
Yönetmeliğini Nefin Dinç’in yaptığı “Şarap Rengi Deniz” (2024), sıcaklıkların dünya ortalamasının üzerinde bir seyir izleyerek, hızla yükseldiği Akdeniz’deki iklim değişiklinin sonuçlarını ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji girişimleri ile yeşil ekonomi ilkelerini inceleyen yapım, yerel mücadelelerin durumun değerlendirerek, izleyicileri bölgenin geleceğini şekillendirmedeki rolleri üzerine düşünmeye çağırıyor.
Gösterim Tarihi: 10 Haziran Salı, 19.00
Süre: 43 dk.
Gelgitlerin Sessizliği (Silence of the Tides)
“Gelgitlerin Sessizliği” (2011), dünyanın en büyük gelgit alanlarından biri olan Hollanda ve Almanya’dan Danimarka kıyılarına kadar uzanan Wadden Denizi’ni odağına alıyor. Yönetmen Pieter-Rim de Kroon, uzun süre sabit konumda bıraktığı kamerasıyla Wadden Denizi’ni gökyüzü, su, rüzgâr ve ışığın sürekli hareket hâlinde olduğu canlı bir organizma olarak kayda geçiriyor.
Gösterim Tarihi: 12 Haziran Perşembe, 19.00
Süre: 103 dk.
Leviathan
Kuzey Amerika – Massachusetts kıyılarında çekilen “Leviathan” (2012), bir balıkçı teknesindeki zorlu çalışma koşullarını kayda alırken, insan, makine ve doğa arasındaki mücadeleleri gözler önüne seriyor.
İlk gösteriminin gerçekleştirildiği 65. Locarno Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü’nü kazanan yapımın yönetmenliğini Lucien Castaing-Taylor, Véréna Paravel birlikte gerçekleştiriyorlar.
Gösterim Tarihi: 17 Haziran Salı, 19.00
Süre: 87 dk.
Unutulan Alan (The Forgotten Space)
1950’lerden itibaren liman kentlerini ve küresel lojistiği yeniden yapılandıran konteyner taşımacılığını ele alan “Unutulan Alan” (2010), küresel ticaretin göz ardı edilen insani maliyetine dikkat çekerken, fiziksel taşımacılığa bağımlı hale gelmiş bir dünyada sorunsuz ticaret yanılsamasına da meydan okuyor.
67. Venedik Film Festivali’nin Orizzonti bölümünde Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yönetmenliğini Allan Sekula, Noël Burch gerçekleştiriyor.
Gösterim Tarihi: 19 Haziran Perşembe, 19.00
Süre: 112 dk.
Yaşam Suyu (Living Water)
Yönetmenliğini Pavel Borecký’nin yaptığı “Yaşam Suyu” (2021), Ürdün’deki su krizinin ekolojik, toplumsal ve ekonomik boyutlarına Wadi Rum Çölü odağında yer veriyor. Tecimsel çıkarları için yerel gereksinimleri göz ardı ederek su kaynaklarını sömüren büyük ölçekli tarım işletmeleri ve kentsel yapılaşmanın, bölgedeki yeraltı sularına erişimi nasıl kısıtladığını gözler önüne seriyor.
Gösterim Tarihi: 21 Haziran 2025 14.00
Süre: 77 dk.
Sedef Düğme – El botón de nácar
Pinochet diktatörlüğü döneminde okyanusta kaybolan muhaliflerin hikâyesini iki sedef düğme aracılığıyla birbirine bağlayan “Sedef Düğme” (2015), belleğin taşıyıcısı olarak “su”yu merkeze alıyor. Kişisel tanıklıkları çarpıcı bir sinematografiyle birleştiren belgesel film, okyanusun enginliğini tarihin susturulmuş sesleriyle ilişkilendirerek izleyiciyi hafıza, kayıp ve hatırlamanın gücü üzerine düşünmeye çağırıyor.
65. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Senaryo” dalında Gümüş Ayı Ödülü’nü kazanan yapımın yönetmenliğini Patricio Guzmán gerçekleştiriyor. (Süre: 85 dk)
Gösterim Tarihi: 21 Haziran Cumartesi, 16.00
Süre: 85 dk.
Bizim Suyumuz (In Our Water)
Yönetmenliği Meg Switzgable’nin yaptığı “Bizim Suyumuz” (1982) , 1980’lerde New Jersey’de yaşayan Kaler ailesinin kuyularına sızan zehirli kimyasallara karşı verdikleri mücadeleyi aktarıyor. Hükûmetin kayıtsızlığını, daha geniş çaplı çevre ihlallerini ve toplulukları endüstriyel kirlilikten korumadaki sistemik başarısızlıklara dikkat çekiyor.
Gösterim Tarihi: 21 Haziran Cumartesi, 18.00
Süre: 60 dk.
(Kaynak: saltonline.org)
Cooking Sections’ın Mevsimlerde Gerçekleşen Dönüşümleri İrdelediği SALT Beyoğlu’na Yer Alan “İklimcil: Mevsimler Sürüklenirken” Başlıklı Sergisi; Dönüşümün, Denizlerdeki Etkilerine Yer Veren Çalışmaları da İçeriyor.
Cooking Sections’ın SALT Beyoğlu’ndaki “İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken” başlıklı sergisinde yer alan “Yegane”, “Kaçakların İzinde” ve “Kalıcı Gölet” denizlerde ve sulak alanlarda gerçekleşen değişimin etkilerini belgeliyor.
Sergiye konu olan ve hemen dikkat çeken alışılmadık bir kavram olan “İklimcil”, tıpkı “otçul” ya da “etçil” olmak gibi besin temelli bir tanımlamayı içermenin ötesinde; günümüzde gıda altyapısını ve yeme içme alışkanlıklarını, kuraklık döngüleri, bozuk yağış düzenleri ve kıyı dönüşümlerinin biçimlendirmesi nedeniyle, gıda üretimini ve tüketimini, alışılmadık mevsim koşulları ve iklim olaylarıyla ilişkisi üzerinden yeniden tanımlıyor.
Kuşaklar boyunca, Türk eğitim sistemindeki coğrafya derslerinde; iklim, toprak ve tarımsal ürün temelinde Marmara bölgesi, Ege, Karadeniz, Akdeniz, Orta Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin özelliklerine yer verildi. Ancak, insan müdahalesinin giderek artan etkisi, bu tanımları geçersiz kılmaya başladı. 1950’li yılların ardından tarım işkolundaki sanayileşme; yüksek verim beklentisiyle “modern” tohumların ekilmesini, ürünlerin zararlı canlılardan korunabilmesi için tarım ilaçlarının ve verimliliği arttırmak için de kimyasal gübre kullanımını beraberinde getirdi. 1990’larda serbest piyasa ekonomisiyle çeşitli paketli ürünlerin raflarda görülmeye başlanması, ithal ürünlerin fiyat ve yaygınlık açısından ulaşılabilir olması, küresel pazarların, yerel gıda ürünleri üzerindeki baskısını arttırdı. Böylece, bu gelişmelerle birlikte; Türkiye coğrafyasına ilişkin olarak, bugüne dek yaygınlıkla onay gören bilgilerin geçerliliği, iklim sorunlarının gündeme geldiği 21. yüzyılda daha da tartışmalı bir duruma geldi.
Bu bağlamda “İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken”, belirtilen bu etkenler altında etkilerini duyumsamaya başladığımız yeni mevsimleri görünür kılmaya yönelik olarak Cooking Sections‘ın ürettiği beş çalışmayı ve olay araştırmalarını bir araya getiriyor.
Sergi kapsamında yer alan, hepsi 2021 tarihli olan işler arasında, denizlerde ve sulak alanlarda oluşan değişimin etkilerini; “Yegane” ve “Kaçakların İzinde” ve “Kalıcı Gölet” başlıklı çalışmalar irdeliyor.
“Yegâne”, Karadeniz’deki su sıcaklığının ve tuzluluk oranında gözlemlenen değişimlerin, buradaki canlı türlerin göç etmesine ve beklenmedik habitatların ortaya çıkmasına yol açması nedeniyle; bu denizin Akdenizleşmesi sorununu masaya yatırıyor.
Balık çiftliklerinin neden olduğu kirlilik ve deniz canlılarının uğradığı genetik erozyona “Kaçakların İzinde” (Traces of Escapees) dikkati çekerken; “Kalıcı Gölet” (The Lasting Pond) mandaların gündelik güzergâhlarını izleyerek, İstanbul çevresindeki sulak alanların nasıl azaldığını belgeliyor.
Sergide yer alan diğer çalışmalar ise; “Perişan Eden Hava”, “Kurak Topraklar” başlıkları altında karşımıza çıkıyor.
SALT Beyoğlu’nun giriş mekânı Forum’da yer alan “Perişan Eden Hava” (Weathered) başlıklı yerleştirme, bu oylumu (mekanı) Anadolu topraklarında yaşanan büyük kuraklıklara ve kıtlıklara kanıt niteliği taşıyan gazete kupürleri, şiirler, fosil yaprakları, ağaç halkalarıyle/parçalarıyla “protez bir orman”a dönüştürürken bir yandan da meteorolojik verilerin düzenli toplanmadığı dönemlerin iklim koşulları hakkında bilgileri gözler önüne seriyor.
Toprak ve doğurganlık hikâyelerine atıfta bulunan “Kurak Topraklar” (Exhausted) ise, Neolitik Çağ’ın Bereketli Hilal bölgesinden, tüp bebek turizminin patladığı günümüz İstanbul’una uzanarak; kısırlık krizini irdeliyor.
Sergi, 22 Ağustos 2021 tarihine kadar SALT Beyoğlu’nda görülebilecek.
(Kaynak: saltonline.org)
Türkiye Kıyılarındaki Bir Dönemin Tatil Biçimini İrdeleyen “Yazlık: Şehirlinin Kolonisi” Sergisi, SALT Beyoğlu’nda Açıldı.
Sergi, 1980’lerden itibaren Türkiye’nin orta hâlli aileleri arasında Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarında geçici şehirli evleri ile bu evler çevresinde oluşan o dönemin modalaşan tatil ve yaşam biçimini ortaya koyuyor.
Etkinlikte, izleyicilere sunulan yazılı belgeler, çizimler, fotoğraflar, filmler, maket ve mobilyalardan oluşan bütün; mimari, hukuki ve edebî kaynaklar temelinde yürütülen araştırmalarla desteklenerek sergide yer alıyor. SALT Araştırma başta olmak üzere çok sayıda kurum arşivinden derlenen içerik; aile arşivlerinden derlenen seçkiler, güncel saha araştırmaları ve sanatçı işleriyle destekleniyor.
Sergide sunulan konular, “Kıyı”, “Ev” ve “Hafif” başlıklı konuşma programları ile SALT Yorumlama’nın hazırladığı atölyelerde ayrıntılı olarak ele alınacak.
Ayrıca, SALT Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da gerçekleştirilecek Bugün Günlerden Ne? programında, 10 hafta boyunca her Perşembe günü farklı coğrafyalardaki tatil evlerine odaklı uzun metrajlı birer film gösterilecek.
“Yazlık: Şehirlinin Kolonisi”, 5 Eylül – 16 Kasım 2014 tarihleri arasında SALT Beyoğlu’nda ziyaret edilebilir.
(Kaynak: saltonline.org)