Denizci Toplum

Yükleniyor...

Denizci Toplum

Denizci Toplum

T ü r k D e n i z c i l i k K ü l t ü r ü H a r e k e t i

Ressam P. Pastor’un “Kuzey Kutbu” Başlıklı Sergisi, Milano’da İki Farklı Sergi Mekanında Açıldı.

Philippe Pastor’un “Kuzey Kutbu’nun ve Diğer Zorlu Coğrafyaların Görünümleri” başlıklı sergisi Milano’da iki farklı mekanda açıldı. Yapıtların bir bölümü, Robilant+Voena sergievinde, büyük boyutlu resimler ise, Via Gargano’daki Eski Plastic Kulübü’nde özel bir mekanda sergileniyor.

Caroline Corbetta’nın küratörlüğünü üstlendiği sergide, kutup doğasının gücünün ve kırılganlığının ortaya koyduğu karşıtlığı, buz katmanlarının erimesinin doğuracağı tehlikeleri vurgulayan büyük boyutlu yapıtlar yer alıyor.

Monako Prensliği’nin çevre sorunları üzerine benimsediği değerleri uluslararası sahnede temsil eden bir kültür elçisi de olan sanatçı, Venedik Bienali (2007 ve 2009) ve Milano Expo (2015) fuarlarında Monako’yu temsil eden tek sanatçı olmuştur. Dolayısıyla sergideki yapıtlar, sanatçının çevre savunuculuğunu ve iklim sorunlarına karşı eylem çağrısı yapan konumunu da ortaya koyan bir örnek oluşturmaktadır. Serginin küratörü Caroline Corbetta, sanatçının üzerinde çalışmaya başladığı her yeni tablo dizisinde yeni bir çevre sorunu konu aldığını söyleyerek; Pastor’un, Kuzey Kutbu’nun erimesi ya da okyanus kirliliği olsun, sürekli olarak insanlığın yaptıklarının gezegenimize verdiği zararların altını çizmekte olduğunu belirtiyor.

Eserler, büyük boyutlu olanlardan anıtsal ölçekte olanlara kadar çeşitlilik gösterirken, izleyicilerin dikkatini özellikle, eserlerin anlatım gücü yanından sanatçının pratiğinin temelini oluşturan kapsamlı araştırmaların sonucu ortaya çıkmış olmasıyla dikkat çekmektedir. Sanatçının yapıtlarını ortaya koyarken, Atlas Dağları’ndan elde edilen doğal pigmentler kullanıyor olması örneğinde olduğu gibi, her bir yapıtının malzemelerini doğal kaynaklardan sağlamakta, ayrıca ve özel olarak üretilmiş el yapımı yapıştırıcılar kullanmaktadır. Pastor’un ‘hammaddeler’ aracılığıyla gerçeği aramaya odaklanıyor olması; hem dünyanın sunduğu varsıllıkları yapıtlarına yansıtması aynı zamanda da bu kaynakların kırılganlığına ve insanın bu kaynakları sömürmesine de göndermede bulunmaktadır.

Sergiye ev sahipliği yapan galerinin sahiplerinden Edmondo di Robilant, Pastor’un çalışmalarıyla kurduğu bağı aktarırken; doğal pigmentleri kullanımı ve çağımızın çalkantılarını yansıtan yapıtlar yaratma yeteneğini, sanatçıyı çağdaş dünyaya derinlemesine uyum sağlamış bir sanatçı haline getirdiğini belirterek, “Resimsel dili, 21. yüzyılın değişen atmosferine doğrudan hitap ettiği için izleyiciyi etkiliyor” saptamasında bulunmaktadır.

Pastor’un üretim sürecinin bir başka boyutu da yapıtlarını doğal etkilere açık bırakarak, doğanın yapıtlarında iz bırakmasına olanak sağlamasıdır. Malzemelerini uyguladıktan sonra sanatçı, tuvali açık havada bırakmakta, böylece; rüzgar, toprak, yağmur ve güneş gibi dört doğal öğenin etkisine açık bırakmakta, dışarıdan gelen, öngörülemeyen bu etkenlerin izleri, yapıta, kalıcı ve güçlü bir anlamsal katman katmaktadır.

Resimlerinin güzelduyusal (estetik) bir nesne olmaktan çok bir söylemin iletildiği bir araç olarak gören sanatçı, resimlerinde tüm bir yaşamın izinin, ve bir felsefe var olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşım biçimi, Pastor’a uluslararası saygın koleksiyonlarda yer alma olanağı sağladığı gibi en çok izlenen çağdaş sanatçılar arasında kendine özgün bir yer edinmesinin yolunu açmıştır.

Pastor’un yolculuğunda yeni bir mil taşı olan “Kuzey Kutbu” sergisi, çevre sorunlarında alınması gereken önlemlerin aciliyetini çarpıcı görsel ifadeler haline dönüştürerek, sanat koleksiyoncuları, çevre savunucuları ve sıradan insanlar arasında, dünyamızın geleceği için ortak bir endişe etrafında bir araya getirmekte ve bir etkileşim alanı yaratmaktadır.

“Kuzey Kutbu’nun ve Diğer Zorlu Coğrafyaların Görünümleri” başlıklı sergi, 16 Ocak 2026 tarihine kadar, görülebilecek.

(Kaynaklar: monacolife.net)

Navigli Kanalı’nın Milano İçinden Geçen Bölümünün Yeniden Kullanıma Açılması İçin Mimari Tasarım Yarışması Açıldı.

İsviçre’nin ve İtalya’nın kuzeyinde bulunan göllerden doğan ve Milano’nun içinden geçen Navigli Kanal sisteminin kente yeniden kazandırılmasını hedefleyen “Milano Navigli Kanalı Tasarım Yarışması” açıldı.

Yarışma, bir zamanlar teknelerin içinde seyir yaptığı, insan/eşya taşımacılığının gerçekleştirildiği, ancak 20. yy başlarında kent içi ulaşıma dahil edilmesi için kapatılan kanalların geçtiği sekiz noktada sunulacak öneri projelerini değerlendirmeyi amaçlıyor.

Yarışma, Riaprire i Navigli Association ve Primitivo studio Milan kuruluşlarının ortak girişimi ile düzenleniyor.

Milano’nun içinde teknelerle seyir/taşımacılık yapmaya olanak sağlayan, kuzeydeki göllerle deniz arasında doğrudan bağlantısı olan ve kentin ekonomisine ayrıca tüm bölgenin gelişimine temel bir katkısı olan kanallar uzun bir tarihsel geçmişe sahip.

Navigli, yalnızca Milano’yla ilişkili değil; aynı zamanda daha büyük ölçekte Kuzey Lombardiya Bölgesindeki ve İsviçre’deki göllerden doğan ve buradan İtalya’nın en büyük ırmağı Po’ya karışan bir sistemin parçası durumunda. Navigli Kanalı’nın Milano’nun sınırları içindeki bölümünde; bir zamanlar hem yolcuların hem de çeşitli kapsam ve boyuttaki yüklerin taşınması gerçekleştirilmekteydi; ancak 20. yy. başlarında kentin iç bölümündeki kanalların, üstleri doldurularak kapatıldı ve böylece kent içi yol sistemine dahil edildi. O tarihten bu yana Navigli kanalları sokakların altından akmayı sürdürüyor ve bu durumu ile kanalların açığa çıkarılarak, keşfedilme ve bu sayede Milano’nun “su kenti” imajını kente yeniden kazandırma potansiyeli bulunuyor.

Navigli’nin kent merkezinde yeniden kullanıma açılması, geçen yüzyılda kaybolmuş, ırmak ve kara bağlantısını yeniden sağlayarak, Milano’nun deniz ve dağlarla olan bağını yeniden kurmuş olacak.

.

architecturecompetitions.com

Navigli’nın açık bölümleri (kırmızı) ve Milano’nun merkezinden geçen ve açılması planlanan bölümleri

architecturecompetitions.com

Tasarımcılardan Beklenen

İlk olarak katılımcıların, geliştirdikleri tasarım önerilerinde; sekiz kilometre uzunluğundaki Navigli kanalı güzergahı için planlar oluşturmaları ve strateji belirlemeleri gerekiyor. Katılımcı projeler; mimari açıdan genel izlenecek yolu, başından sonuna kadar olası işlevleri ve yeni ve mevcut mekanlar arasındaki bazı anahtar bağlantı noktalarını ve ayrıca kanal alanının bir markaya dönüşmesini da tanımlamaları gerekiyor.

İkinci olarak; katılımcılar, daha önce belirlenmiş olan Navigli Kanalı güzegahı üzerinde bulunan sekiz küçük bölümden birini seçmeleri gerekiyor.

architecturecompetitions.com

Soldan sağa doğru bu bölgeler:

1. Cassina de Pomm,

2 Via Melchiorre Gioia,

3 Conca dell’Incoronata

4 San Marco

5 Via Senato – Via Marina

6 Università degli Studi

7 Parco delle Basiliche

8 Parco Archeologico

Yukarıda adları belirtilen bu sekiz bölümünün her birinin kendisine özel karakteristikleri, ilgi çekici önemli noktaları ve katılımcıların tasarım çözüm önerisi sunmakla yükümlü oldukları ‘sorunları’ bulunuyor. Yeni öneriler, Navigli Kanalının doğrusallığını bozmaması ve mevcut özel mülklere müdahale etmemesi gerekiyor. Ayrıca projeler hem yer üstü hem de yer altında bulunan mevcut yapıları içerecek biçimde öneri getirebilecek.

Bu bölgeler ilişkin daha ayrıntılı bilgi, yarışma için hazırlanan internet sayfasında bulunan ve indirilebilen sunum dosyası içinde yer alıyor.

Navigli’nin yeniden kullanıma açılması sorunsalı yalnızca kent içi hareketlilik sorunsalına odaklanmıyor; aynı zamanda baştan başa geçtiği tüm Lombardiya Bölgesinin topraklarında çevresel niteliği arttırarak, çapraz ekolojik koridorlar ortaya çıkarabilecek doğrusal ekolojik sistem olma anlamında da güçlü bir potansiyel taşıyor.

Milano Kanal Yarışmasına yönelik olarak katılımcıların, geleceğin Milano’sunu kavramsallaştırmaları ve kent ve Navigli Kanalı arasındaki ortak yaşam ilişkisini kurgulamaları bekleniyor. Öneri projelerinin, çevre dostu tasarıma, hareketliliğe ve su ve kamusal alanlar arasındaki ilişkiye öncelik vermesi gerekiyor.

Milano “Navigli Kanal Tasarım Yarışması”, ‘Navigli’yi Yeniden Yaşama Geçirme Derneği’ (Riaprire i Navigli Association) ile beraber; var olan kanalların tamamen elde geçirilmesi önerisi getiren Primitivo studio Milan’la gerçekleştirilen işbirliği ile gerçekleştiriliyor. Bu iki oluşumun da ortak amacı, kentin üzerinde işleyebileceği yeni bir akış yaratmak ve kamuoyu üzerinde arzulanan etkiyi ve farkındalığı yarışmaya katılan öneri projeleri aracılığıyla oluşturmak.

(Kaynak: architecturecompetitions.com)

Antik Sirakuza Limanına ve Ortigia Adasına İlişkin Görselleştirmelere Yer Veren Üç Boyutlu Canlandırma, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi’nde Kültür ve Tarih İlgililerini Bekliyor

İstanbul İtalyan Kültür Merkezi, UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak tanımlanan İtalya’daki arkeolojik yerleşkelerin, üç boyutlu bilgisayar yazılımları ile görselleştirilen videolarını, kültür ve tarih izleyicilerinin ilgisine sunuyor.

Özellikle Antik Sirakuza’ya ve Ortigia Adasına ilişkin görüntüler dönemin kent planlamasında limanın konumuna, dönemin gemilerine yönelik önemli bilgiler veriyor.

3 Boyutlu yazılımlar ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin kullanılarak; antik dönemlere ilişkin mimari ve kentsel planlamaya ilişkin bilgiyi, yenilikçi bir anlayışla aktarmak ve ilgililerle paylaşmak amacıyla Altair4 tarafından İstanbul İtalyan Kültür Merkezi için özel olarak tasarlanan canlandırma, İtalyan arkeolojik alanları ve tarihi merkezlerine yer veriyor.

Yapım, sanal bilimsel rekonstrüksiyonlarını içeren üç boyutlu video canlandırmalar, antik kentlerdeki anıtları, bölgeleri, eski uygarlıkları ve kültürel kimlikleri etkileyici biçimde gözler önüne seriyor.

Videoda, Roma, Pompei, Floransa, Aquileia, Agrigento, Ferrara, Brixia, Milano, Mutina, Sirakuza kentlerine ve buradaki bazı önemli yapılara yer veriliyor. Üç boyutlu canlandırmanın Sirakuza‘ya yönelik bölümü, antik dönemlerde bu kentin limanla olan ilişkisini, limandaki yapıları ve buradaki gemileri, ayrıca Ortigia Adasına yönelik önemli bir görsel belgeleri içeren bir niteliği bulunuyor.

Yapım, 19 Eyl 2020 – 19 Kas 2020 tarihleri arasında İstanbul İtalyan Kültür Merkezi‘nde ücretsiz olarak izlenebilecek.

(Kaynak: iicistanbul.esteri.it)