M. Jarosz’un Malta Kıyılarından Esinlenerek Ürettiği Yapıtlardan Oluşan “Kıyı Çizgisini Adımlamak” Başlıklı Sergisi, Sanatın “Yer”le Kurduğu İlişkiye Vurgu Yapıyor.
Sanatçı Matylda Jarosz’un “Kıyı Çizgisini Adımlamak (Walking the Coastline), başlıklı sergisi, Malta Society of Arts’ta açıldı.
Sergide sanatçının “yer” duygusuna yönelik inceleme/deneyimleme amaçlı yürüyüşlerinde kayıt altına aldığı Malta kıyılarına ait doğal görünümlere yönelik betimlemeleri, doğal gereçlerden yararlanılarak ürettiği bir dizi resim, desen, yerleştirme ve dokuma yapıtları yer alıyor.
Matylda Jarosz’un Malta Üniversitesi’nde iki yıl süren Güzel Sanatlar Yüksek Lisans programı kapsamında ortaya konulan sergi, resimler, desenler, dokumalar ve yerleştirmeler de olmak üzere yaklaşık 20 adet yapıttan oluşuyor.
Proje, birbiriyle ilişkili üç araştırma ve üretim yöntemi üzerine oturuyor. İlk olarak Malta’nın kıyı çizgisi üzerinde yapılan yürüyüş aracılığıyla; mekânı deneyimlemek/gözlemlemek, değerlendirmek ve kayıt altına almak amacıyla yürüme eylemini sanatsal ve araştırma yöntemi olarak kullanmak. İkincisi ise özdeksel deneyime odaklanmak. Araştırmanın bu aşamasında ise; yerel doğal gereçleri, el yapımı pigmentler, tekstil ürünleri ve enstalasyonlar yaratarak sanat yapıtlarına dönüştürmenin olanaklarını değerlendirilmesini amaçlanıyor.
Üçüncüsü ise, dijital olanaklar aracılığıyla, olası gelecek doğal görünümleri ve insan-çevre arasındaki değişebilir çok yönlü ilişkileri irdeleyerek, tüm bu öğeleri kavramsal olarak bir araya getirmeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşım biçim ise çağdaş sanatın ekolojik farkındalığı, özdeksel bilgiyi ve düş gücünü nasıl birbirine bağlayabileceğini araştırmaktadır.

Jarosz, “Kıyı Çalışmaları I” (2025)
maltatoday.com.mt
Bu süreç içinde elde ettiği deneyimlerin ve tanıklıklarının, yapıtlarının hem konusuna hem de kaynağına dönüştüğünü söyleyen Jarosz, doğal görünümleri yalnızca betimlenecek bir görsel bir konu olarak değil; aynı zamanda yapıtların oluşmasında etkin bir bileşene dönüştüğünün altını çiziyor.
Malta kıyılarında gerçekleştirdiği yürüyüşlerde topladığı taş ve toprak örneklerini, doğal pigmentlere dönüştürürken, yerel kaynaklı lifler ve bulunduğu organik gereçler ise dokumalarının ve yerleştirmelerinin ana bileşenleri haline geliyor.
Her ne kadar sürdürülebilirlik projenin merkezinde yer alıyor olsa da; “Kıyı Çizgisini Adımlamak”, içinde yaşadığımız çevreyi daha irdeleyici bir bakışla değerlendirmemiz gerektiğine yönelik bir ileti veriyor. Dolayısıyla, sergi, bilindik gereçleri, çağdaş sanat yapıtlarına dönüştürerek çoğunlukla göz ardı edilen şeylerin içlerinde taşıdığı değeri açığa çıkarmaya ve sanatın coğrafi olarak bir “yer”le ilişki kurabilmesinin yeni yollarını nasıl aranabileceği üzerine düşünme yolu açıyor. Jarosz ayrıca, serginin sürdürülebilirlik ve sanatın sürdürülebilirliği desteklemede oynayabileceği rol üzerine tartışma başlatmasını umduğunu söylüyor.
Matylda Jarosz’un “Kıyı Çizgisini Adımlamak”, başlıklı sergisi 31 Ağustos 2026 tarihine kadar Malta Society of Arts’ta görülebilecek.
(Kaynaklar: maltatoday.com.mt, artsmalta.org)
A. Camilleri’nin, Malta’lı Bir Balıkçının Yaşam Mücadelesini Konu Aldığı “Luzzu”, İstanbul Film Şenliği Programında Yer Alıyor.
Alex Camilleri’nin yazdığı, yapımcılığını üstlendiği ve yönetmenliğini gerçekleştirdiği film, adını Malta’ya özgü bir balıkçı teknesinden olan “Luzzu”dan alıyor. Yapım, eşi ve yeni doğan bebeği için yasal olmayan bir dünyaya girmek zorunda kalan bir balıkçı olan Jesmark’ın yaşamı mücadelesi çevresinde gelişiyor.
Karinası canlı renklerle boyanmış, pruvasında, denize gelebilecek tehlikelere karşı korunmak için bir Fenike gözü taşıyan dört metre boyundaki Malta’ya özgü geleneksel ahşap tekne (Ta’ Palma) adını bir kaç kuşaktır Jesmark ailesine aittir. Genç Jesmark (Jesmark Scicluna), hem mesleği olan balıkçılığı severek yapmakta hem de küçük kasabasının çoğunluğunu oluşturan balıkçılar arasında mutlu bir yaşam sürmektedir. Ancak son dönemlerde balıkçılığın getirdiği kazanç neredeyse yok denilecek kadar azalmıştır. Hem trol teknelerinin denizleri adeta istila etmesi hem de yönetmelikler nedeniyle dönemsel olarak avlanmaya sınırlama getirilmesi, balık kaynaklarına ulaşımda artık sorun çıkarmaktadır. Ayrıca balık mezatları küçük ölçekli avcılık yapan balıkçılara artık iyi gözle bakmamaktadır. Ancak hepsinden kötüsü ise; yaşlı “Luzzu”, su almaya başlamış ve artık baştan sona bir bakım gerektirmektedir.
Öte yandan Jesmark, başka sorunlarla da uğraşmaktadır. Dünyaya yeni gelen bebeği, Aiden‘in büyüme sorunları vardır ve sağıltım (tedavi) süreci için gerekli giderler çok yüksektir. Jesmark‘ın “Ne olursa olsun aileme bakacağım” diyerek güven verdiği karısı Denise‘in (Michela Farrugia), balıkçılık mesleğine her zaman tepeden bakan annesinden maddi destek almaya karar vermesi, Jesmark‘ın onurunu yaralayacaktır. Balıkçı, hem “Luzzu” hem de ailesi için para kazanmak için her yolu denemeye girişir. Bu amaçla girdiği yollar ise; onu ülkülerinden (ideallarinden) uzaklaştıracak ve kaçınılmaz bir dizi olayların içine çekecektir.
“Luzzu”, bir balıkçının yaşamına ilişkin yönlerini (balık yakalamak, kesmek ve kullanılan gereçlerin gerekli bakımlarını yapmak v.b.g.) mükemmel biçimde betimlerken, yaşamın zorlukları karşısında çıkış arayan güçlü iradeli bir bireyin etkileyici bir portresini çiziyor. Öte yandan yapım, hızlı bir değişim geçiren bir ekosistemin iç işleyişini ve yaşam biçimini de gözler önüne seriyor.
İlk gösterimi Sundance Film Şenliği‘nde gerçekleştirilen yapım, Jesmark Scicluna‘ya erkek oyuncu dalında Jüri Özel Ödülü kazandırmıştı. Yapım, İstanbul Film Şenliği‘nin “Genç Ustalar” bölümü içinde gösterime giriyor.
“Luzzu”, 16 – 21 Nisan tarihleri arasında hergün saat 21.00 ‘de çevrimiçi olarak, izleyicilerin karşısında olacak.
Yapımın Künyesi:
Yönetmen: Alex Camilleri
Yapımcılar: Rebecca Anastasi, Ramin Bahrani, Alex Camilleri, Oliver Mallia
Oyuncular:
Jesmark – Jesmark Scicluna
David – David Scicluna
Denise – Michaela Farrugia
Müzik: Jon Natchez
Uzunluk: 91 dakika
2021
(Kaynaklar: cineuropa.org, iksv.org)
W. Azzopardi’nin Gerilim Türündeki “Tekne” Adlı Filmi Gösterime Giriyor
Yönetmeliğini Winston Azzopardi üstlendiği; 2018 yılında Malta açıklarında çekilen gerilim türündeki “Tekne”, 5 Temmuz’da ülkemizde gösterime giriyor.
Her sabah denize açılan balıkçı (Joe Azzopardi) denizin ortasında yakalandığı yoğun sis tabakası içinde birdenbire ortaya bir çıkan bir yelkenli tekneye çarpar. İçinde birilerinin olduğunu düşündüğü tekneye çıkar; ancak sürüklenmekte olduğu anlaşılan teknede hiç kimse yoktur ve tekneye aborda olduğu balıkçı kayığı da ortalıktan kaybolmuştur.

Bunun sonrasında ise denizin ortasında, Aeolus adını taşıyan esrarengiz bir teknenin içinde mahsur kalan adsız balıkçı, sahip olduğu denizcilik ve seyir bilgisi ile yaşama tutunmaya çalışacaktır.
Tek başına uzun bir seyire çıkan denizcilerin karşılaşabilecekleri bir kaç kötü olasılık üzerine aynı zamanda bir tür uyarı olarak da görülebilecek film, yaklaşık olarak 1 saat 29 dk’lık bir uzunluk içinde nefessiz izlenecek bir seyir sunuyor.
(Görsel: filmaffinity.com)
Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü Tarafından Hazırlanan “Fora Yelken Akdeniz ve Gemileri” Sergisi Malta’da Açıldı.
Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü tarafından hazırlanan “Fora Yelken Akdeniz ve Gemileri” sergisi 10 Nisan 2014 Malta Denizcilik Müzesi’nde (Maritime Museum) açıldı.
Serginin açılışı, Türkiye Cumhuriyeti Büyük Elçisi Ayşe Sezgin’in ve Malta Cumhuriyeti Bakanları Chris Agius (Parlamento Sekreteri, Araştırma İnnovasyon, Gençlik ve Spor Bakanı) ve Joe Mizzi (Altyapı ve Ulaştırma Bakanı) ile katılımı ile gerçekleşti.
Enstitü personeli tarafından hazırlanan 30 zaman dizinsel kolaj pano, sanat tarihçi ve ressam T. Mikail P. Duggan tarafından çizilen 40 siyah kalem gemi çizimi, sanatçı Ümit Durak tarafından yapılan 8 adet ölçekli gemi modeli ve Arş. Gör. Aykan Akçay tarafından hazırlanan iki farklı animasyonun konsepti detaylı bir şekilde ziyaretçilerin bilgisine sunuldu.
“Fora Yelken Akdeniz ve Gemileri” sergisi, 01 Mayıs 2014 tarihine kadar Malta Denizcilik Müzesi’nde görülebilecek.



(Kaynak: mediterra.org)