Denizci Toplum

Yükleniyor...

Denizci Toplum

Denizci Toplum

T ü r k D e n i z c i l i k K ü l t ü r ü H a r e k e t i

İskoç Deniz Müzesi’ndeki “Güvertedeki Patiler” Başlıklı Sergi, İnsan ve Hayvan Dostluğunun Denizcilik Tarihindeki Örneklerine Yer Veriyor.

İskoç Deniz Müzesi’ndeki “Güverdeki Patiler: Denizlere Yelken Açan Hayvanlar” başlıklı sergi, tarihte çok çarpıcı örnekleriyle karşılaşılan insan-hayvan dostluğunun denizcilik tarihindeki izlerini sürüyor.

Denizdeki yaşam koşulları çok zorlu, öngörülemez olsa da, tarih boyunca, denizciler bu çetin yaşamı nadiren yalnız başlarına göğüslemişlerdir. Yüzyıllar boyunca her türden hayvan, denizaşırı seyahatler yapan denizcilere eşik etmiş, gemi güvertesini, kamaraları mürettebatla paylaşmış bazen ise; çeşitli nedenlerden dolayı ambarlarda yolculuk yapmışlardır.

Kediler, geminin erzak depolarını zararlı kemirgenlerden uzak tutarken; köpekler sıcak dostlukları ve sadakatleriyle denizcilere arkadaşlık yapmışlardır. Gözünü budaktan sakınmayan, maceracı denizciler ise; günümüzde korsanlara ilişkin imgelere esin verdiği üzere; omuzlarında papağanlar, gemilerinin armalarında dolaşan maymunlarla limanlara dönerken, daha uç örneklerde ise; bir ayının pasarelladan karaya adım attığı bile görülebilmekteydi.

Gemide büyükbaş hayvanlar, domuz, keçi ve tavuklar da beslenebilmekteydi ancak bu daha çok, aylarca sürebilen yolculuklar sırasında denizcilere; taze süt, yumurta ve et sağlamak gibi günlük bir gereksinimi karşılamak amacını taşımaktaydı. Bu, modern soğutma teknolojisi icat edilmeden önce, taze gıda elde edebilmenin tek yoluydu.

Bazı hayvanlar ise; götürüldükleri coğrafyada kullanılmak amacıyla gemilerde kendilerine yer bulmaktaydı. Örneğin savaşta görev yapmak üzere atlar, katırlar ve hatta filler uzak ülkelere götürülmekteydi. Bu türden yük taşımaya elverişli hayvanlar, sahip oldukları cüsse nedeniyle, güvenli bir biçimde taşımak için gemilerde özel olarak inşa edilmiş ahırlar yapılmakta, bakımları titizlikle günlük olarak gerçekleştirilmekteydi.

İkinci Dünya Savaşı’nın en ilginç hayvan öykülerinden biri ise, bir grup Polonyalı askerin 1943 yılında İran’da buldukları küçük ayı Wojtek’in çevresinde dönmektedir. Giderek büyüyen Wojtek, malzeme taşımayı öğrenmiş ve askerlerle birlikte bindiği gemiyle İtalya’ya doğru deniz yolculuğu yapmış; burada savaşın en şiddetli çatışmalarda ağır yüklerin taşınmasına destek vermişti. Bugün Edinburgh’daki Prince’s Street Gardens’ta onun anısına dikilmiş bronz bir yontu yer almaktadır.

Hatta Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın Kuzey Afrika’dan getirdiği ve beraberinde gezdirdiği aslan örneğinde olduğu üzere Türk denizcilik tarihinde ünlü bir örnek bulunmaktadır.

Gemideki hayvanlar, mürettebat tarafından sevildiği için bir maskota dönüştürülmesinden, denizcilerin yalnızlıklarına eşlik etmesine ve daha nice farklı örneğe kadar, bu canlılar rüzgâr ve dalgalar kadar deniz yaşamının ayrılmaz bir parçası olmuşlardır.

“Güverdeki Patiler”, 2027 yılının Şubat ayına kadar İskoç Deniz Müzesi – Dumbarton’da görülebilecek.

(Kaynak: scottishmaritimemuseum.org)

Türk Denizcilik Tarihindeki Başarıları ve Yenilgileri Değerlendirmeyi Amaçlayan “Çeşme Deniz Tarihinin Üç Efsane Amirali” Başlıklı Sergi, İzmir Tarih ve Sanat Müzesi’nde Açıldı.

Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı H. Oğuz Aydemir’in üniversitelerde, uluslararası kütüphanelerde ve çeşitli kuruluşların arşivlerinde gerçekleştirdiği çalışmalarının ürünü olarak ortaya çıkan “Çeşme Deniz Tarihinin Üç Efsane Amirali” başlıklı serginin açılışı, İzmir Tarih ve Sanat Müzesi’nde gerçekleşti.

Uzun yıllara yayınlanan araştırma sürecinin ürünü olan sergi, Osmanlı-Türk denizcilik tarihinde çok önemli yere sahip olan Çaka Bey, Mezomorta Hüseyin Paşa ve Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın anımsanmasını ve bu üç amiralin dönemlerinde elde edilen başarıların/yapılan hataların, karşılaşılan yenilgilerin değerlendirmesini ve Türk milletinin bu tarihsel gerçekliklerden ders çıkarmasını amaçlıyor. “Çeşme Deniz Tarihinin Üç Efsane Amirali”, Aydemir’in Amerika Birleşik Devletleri’nden İtalya’ya, Venedik arşivleri ve kütüphanelerinden Almanya’daki Üniversitelere uzanan bir yolculuğun ortaya koyduğu varsıl bir birikimi izleyicilerin karşısına çıkarıyor.

İzmir Tarih ve Sanat Müzesi’nde 30 Mayıs Pazartesi günü gerçekleştirilen sergi açılışında; yazar Nedim Atilla, İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, İzmir Müze Müdürü Cengiz Topal, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, eski çalışma bakanı Suat Çağlayan, Güney Deniz Saha Komutanı Tümamiral Kadir Yılmaz yer aldılar.

hurriyet.com.tr

Aydemir, serginin ortaya çıkış sürecini ve sahip olduğu kapsamı, şu sözlerle dile getirdi:

“Çeşme Deniz Tarihinin Üç Efsane Amirali” sergisi, sadece bu toprakların kıyılarında meydana gelmiş tarihi olayların hikayesi değildir. Aynı zamanda Anadolu topraklarına girmemizden çok kısa süre sonra denizle olan ilişkimizin yaklaşık 1000 yıllık bir değerlendirmesi, özeti niteliğinde uzun yıllara dayanan bir çalışmanın ürünüdür. Bu sergi içinde sadece kazanılan zaferler değil, mağlubiyetleri de görecek; bu mağlubiyetlerden çıkarılan derslerle tarihin bize anlattıklarına da tanıklık edeceğiz.

Bu sergiyle aynı zamanda aydınlanmanın bu sulardaki izlerini takip etmiş olacağız. Yıllar süren araştırmalar içinde Amerika Birleşik Devletleri’nden İtalya’ya, Venedik arşivleri ve kütüphanelerinden Almanya’daki üniversitelere uzanan bir yolculuğun öyküsüdür “Çeşme Deniz Tarihinin Üç Efsane Amirali”. Gerek İzmir gerekse Türk tarihi açısından tartışmasız bir öneme sahip ilk amiralimiz olarak tarihe geçen Çaka Beyi anmak ve hatırlatmak, onun bu sulardaki ilk denizcilik ve donanma faaliyetlerini yeniden görünür kılmak, Sakız Adası ile Karaburun arasında kalan Koyun Adaları açıklarında Bizans donanması ile gerçekleşen ilk deniz zaferimizi anmak, Çeşme ve Türk deniz tarihinin altı çizilmesi gereken üç değerli konusunu gündeme taşımak.

Bu konulardan birincisi Sakız (Chios) Adası’nın Venedikliler tarafından alınması ve Osmanlı tarafından kurtarılışıdır. Bu hususta unutulmuş, ihmal edilmiş ve yeterince bilinmeyen Mezzo Morto (Yarı-ölü) “Hüseyin Paşa”yı hatırlatmak ve yeni nesillerin öğrenimi için gündeme taşımak, İkincisi Venedik Şehir Devleti’nin, Osmanlı İmparatorluğu’yla yaptığı yedi ayrı savaştan altıncısı olan (1684-1699) Mora savaşlarıyla Doğu Akdeniz’de Osmanlı hakimiyetinin sona ermesini incelemek, üçüncüsü Aydınlanma çağının en önemli olaylarından biri olan Çeşme’de meydana gelen 1770 Osmanlı Rus Deniz Savaşı, 1701 yılında yayınlanan, Sakız Adası’nın Venedikliler tarafından alınışını ve Osmanlı tarafından kazanılmasını tüm askeri boyutlarıyla anlatan “DELL’ ACQUISTO, E DEL RITIRO DE’ VENETI DALL’ ISOLA DI SCIO” kitabının ilk kez Türkçe ve İngilizceye tercüme ettirilerek sunulması.

Bu değerli kaynağın Türk deniz tarihi çalışmalarına kazandırılması, 1770 Çeşme Deniz Savaşı’nda Rus gemilerine karşı cesurca savaşan Cezayirli Gazi Hasan Paşa’yı anmak ve gerek muharebelerde gerekse Türk deniz kuvvetleri için gerçekleştirdiği hayati derecede önemli olan eğitim reformlarını gündeme taşımak, bu konu başlıklarında bugüne kadar Çeşme’de bilimsel bir sualtı arkeoloji çalışmasının yapılmamış olması, sualtı çalışmaları sırasında Venedik donanmasına ait çıkartılan gemi toplarının ve söz konusu çalışmaların tanıtımı, denizlerin hayati önemi ve bir ulus için donanmanın kıymetini vurgulamak ve anlatmak.” 

“Çeşme Deniz Tarihinin Üç Efsane Amirali” sergisi 30 Eylül 2022 tarihine kadar İzmir Tarih ve Sanat Müzesi’nde görülebilecek.

(Kaynaklar: arti49.com, msn.com, gazeteyenigun.com.tr, hurriyet.com.tr)