İsveç Ulusal Deniz Müzesi’ndeki “Baltık Denizi’nin Hayalet Gemileri” Başlıklı Sergi, Farklı Ülkelerin Tarihlerine Ait Yüzlerce Gemi Batığının Öyküsünü Anlatıyor.
“Hayalet Gemiler” başlıklı sergi, Baltık Denizi’nin derinliklerinde sakladığı farklı ülkelerin tarihlerinden bir parçayı temsil eden yüzlerce gemi batığının öyküsünü ve buradaki elverişli koşullar sayesinde yüzyıllardır korunan bu batıkların günümüzdeki durumunu gözler önüne seriyor
Bir geçiş noktası olan Baltık Denizi, çeşitli amaçlarla denizde gerçekleştirilmiş olan insan devinimine ve insana ait her duygu durumuna ilişkin binlerce öyküyü içinde barındırıyor. Zamanın bir anında adeta donmuş bu gemiler; taşıdıkları değerli yüklerine, bir zamanda kullanılmış salonlarına tanıklık edilmesini sağlarken; bir yandan da deniz savaşlarının acımasızlığını, büyük dramların izlerini ve anlatılarını üstlerinde hala taşıyorlar.
Jonas Dahm ve Carl Douglas’ın “Baltık Denizi’nin Hayalet Gemileri” başlıklı kitabındaki çarpıcı su altı fotoğraflarına yer veren sergi, yalnızca bir fotoğraf sergisi olmanın ötesinde deniz tabanındaki önemli öyküleri taşıyan, izleyicide bıraktığı yaşantıyla deneyimleyebilecek bir su altı dünyasını ortaya koyuyor.
Çok çarpıcı özel sualtı görüntülerinin bulunduğu sergide her bir batık, uluslararası deniz tarihine açılan bir portala dönüşüyor. Sergide, Batık Denizi’nde saptanmış çok sayıda batık arasında özellikle şu gemiler öne çıkıyor: 1945 yılında Sovyet uçakları tarafından batırılan ve yaklaşık 800 kişinin yaşamını kaybettiği “Cap Guir”, 19. yüzyılın sonlarında inşa edilen 1915’te İngiliz denizaltısı tarafından batırılan Alman kruvazörü “SMS Undine”, İkinci Dünya Savaşı sırasında bir mayına çarparak battığı düşünülen Sovyet “S-sınıfı” denizaltı, 19. yüzyılın sonlarında yük ve yolcu taşımak için inşa edilmiş olan ancak 1915’te bir İngiliz denizaltısından atılan torpido ile batırılan “Aachen”, porselenlerle dolu olduğu için “porselen gemi batığı” olarak adlandırılan, fırtına nedeniyle sulara gömüldüğü düşünülen gemi, 1676 yılında Danimarkalı’lar tarafından Öland adası açıklarında batırılan İsveç donanmasına ait “Svärdet” adlı savaş gemisi.
Baltık Denizi, bu yönüyle farklı gemi tiplerinin, farklı ülkelerin tarihlerinin ve gemi inşa tarihinin adeta sessiz bir müzesi olma niteliğini taşıyor.
.
sjohistoriska.se

sjohistoriska.se
İsveç Ulusal Deniz Müzesi tarafından hazırlanan serginin konsept ve sanatsal tasarımı Pompe Hedengren ve Erik Gullberg tarafından gerçekleştiriliyor.
“Hayalet Gemiler”, 22 Mart 2026 tarihine kadar İsveç Ulusal Denizcilik Müzesi’nde görülebilecek.
(Kaynak: theguardian.com, sjohistoriska.se)
İkinci Dünya Savaşı’nda Alman Naziler Tarafından Kullanılan Bir Enigma Şifreleme Makinesi Baltık Denizi’nde Bulundu
İkinci Dünya Savaşı’nda Alman Naziler tarafından kullanılan Enigma şifreleme makinası, WWF – Doğal Hayatı Koruma Vakfı adına Baltık Denizi üzerinde bulunan Gelting Körfezi‘nde, hayalet ağları arayan dalgıçlar tarafından bulundu.
Bilindiği üzere hayalet ağlar, balıkçılar tarafından çeşitli nedenlerden ötürü denizde başıboş bırakılan ağlar olmaları nedeniyle, deniz canlılarının yaşamını tehdit ediyor ve her yıl, pek çok deniz canlısı, bu ağlar nedeniyle yaşamını kaybediyor.
Baş dalgıç Florian Huber, Enigma‘nın nasıl bulunduğuna ilişkin yaptığı açıklamada; hayalet ağların belirlenmesi üzerine yaptıkları dalışta, takım arkadaşının, suyun dibinde hayalet balık ağlarına takılmış bir daktilo olduğunu gördüğünü söylediğini belirtiyor. Bunun tarihi değer taşıyan bir nesne olduğunu anlamalarının ardından ise; Huber, hemen yetkilileri bilgilendirdiklerini söylüyor.

Deniz tarihçisi Jann Witt, Hitler‘in U-Botlar‘ında dört rotorlu, daha karmaşık yapıda Enigmalar kullandığından; üç rotorlu bu Enigma‘nın batmış bir denizaltından gelme ihtimalinin düşük olduğunu ve bir Alman savaş gemisinden savaşın son günlerinde denize atılmış olabileceğini söylüyor.
Enigma, İkinci Dünya Savaşı‘nda Alman Nazi ordu birimleri arasındaki iletilerin aktarımında kullanılıyordu ve Enigma’nın ürettiği, o dönem müttefikler açısından çözülmesi neredeyse olanaksız olan bu şifrelenmiş iletiler, Nazilere karşı savaşan ordulara büyük kayıplar verdiriyordu.
Enigma, restorasyon çalışmaları için Schloss Gottorf Arkeoloji Müzesi yetkililerine teslim edildi.
(Kaynaklar: en24news.com, arkeofili.com)
Laitinen’in Adası
Borusan Contemporary, medya sanatı koleksiyonundan seçilmiş yapıtları üç ayrı sergiyle UMMA’da sanatseverlere sunuyor. Bu seçki arasında özellikle Laitinen’in, 2007 tarihli It’s My Island adlı videosu ilgi çekici.
Sanatçı, Baltık Denizi’nin sığ sularında inşa ettiği adasında yarattığı tek vatandaşlı mikro-ulusu ile; yurttaşlık ve kimlik kavramlarını sorguluyor.
Laitinen, 3 ay boyunca Baltık Denizi’nin sığ olan bir bölümünde 200 adet kum torbasını tamamen kendi olanakları ile üst üste yığarak bir ada inşa etmiş. Sanatçı, amaçladığı yapay ada ortaya çıktığında çektiği büyük ölçekli fotoğraf dizisine arka planda etkileyici bir deniz manzarasını da ye vererek belgelemiş.
Burada izlenen performansı Laitinen çalışmalarının genel çerçevesi içinde değerlendirilmesi gerekiyor. Sanatçı özellikle Fin kültürel kimliği ve imge sorunsallarına yönelik işler üretiyor ve bunu da kültür ve doğa bağlamı içine yerleştirdiği “eril”lik ile ele alıyor.
Laitinen’in videosunun arasında yer aldığı seçki, ABD’nin önde gelen üniversite müzelerinden biri olan Michigan Üniversitesi Sanat Müzesi’nde – UMMA’da sergilenecek.
(Kaynak: borusancontemporary.com, nettiehorn.com)