Denizci Toplum

Yükleniyor...

Denizci Toplum

Denizci Toplum

T ü r k D e n i z c i l i k K ü l t ü r ü H a r e k e t i

Dünyanın En Büyük Deniz Taşımacılığı Kuruluşları Arasında Yer Alan Hamburg Süd’ün Tarihi, “Okyanuslarda 150 Yıl” Başlıklı Sergiyle Hamburg Deniz Müzesi’nde Açıldı.

Hamburg Süd ve Uluslararası Hamburg Deniz Müzesi’nin işbirliği ile yaşama geçirilen “Hamburg Süd – Okyanuslarda 150 Yıl” başlıklı sergi, Almanya kökenli düzenli taşımacılık firması olan Hamburg Süd’ün kuruluş tarihi olan 4 Kasım 1871 den günümüze kadar uzanan başarı öyküsünü anlatıyor.

Küresel ölçekte bir denizcilik tarihinin altına imza atan firmayı ele alan etkinlik, bu kurumsal tarihin uluslararası boyuta sahip olan son 150 yıl içindeki en önemli olaylara odaklanıyor.

Avrupa ve Güney Amerika arasında günümüze kadar süregelen ticari ve toplumsal bağları kuran firmanın, etki alanları ve sunduğu tedarik zincirinin dalları on yıllar boyunca sürekli gelişirken; yolcu taşımacılığı alanında Güney Atlantik hattı aracılığıyla Avrupa’dan Güney Afrika’ya uzanan göç dalgasında etkin bir oyuncu olmuştu. İki büyük dünya savaşında filosundan toplamda yalnızca iki gemisini kaybeden firma, 20. yüzyılın ikinci yarısında, çok gelişmiş teknik özelliklere sahip olan genel kargo gemilerinden oluşan bir filoyu bünyesine katarak, gücünü arttırdı. Bu filoda daha sonra konteyner gemisine dönüştürülen, günümüzde ise; Hamburg Limanı’nda müze gemi olarak kullanılarak, korunan ‘Cap San Diego’da yer almaktaydı.

Son 20 yıl içinde, firmanın; Kien Hung’un ve Costa Container Lines’ın da aralarında bulunduğu dünyadaki en büyük 10 taşımacılık firması aracında gösterilmesinin nedenleri arasında; elde ettiği mali kazanç olduğu kadar aynı zamanda organik büyüme aracılığıyla hedeflerine ulaşması da gösteriliyor.

Hamburg Süd, özellikle dondurulmuş ürün alanında olduğu üzere kırılgan bir yapıya sahip eşyaların taşınmasında sahip olduğu önemli know-how ile güney-kuzey doğrultunda işleyen deniz trafiğinin, başta gelen tedarikçileri arasından yer alıyor.

imm-hamburg.de

“Hamburg Süd – Okyanuslarda 150 Yıl” adlı bu özel sergi, firmanın yaşam öyküsünü, aralarında dünyanın farklı coğrafyalarından Deniz Müzesine getirilen, çok saydaki benzersiz nesne aracılığıyla anlatıyor. Farklı boyuttaki ve nitelikteki bu nesneler, gereken değer atfedilerek, ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.

Sergi, Hamburg Süd’ün kuruluşuna ilişkin belgelere, Brezilya İmparatoru Dom Pedro II ile imzalanan 1888 yılından başlayarak, tarihi posterlerde de betimlediği üzere 400 yıl boyunca süren gemi seyahatlerini olanaklı kılan bu özel antlaşmaya ilişkin metne, firmanın 1873 yılından itibaren ilk gemilerinin betimlendiği ve daha önce izleyici karşısına çıkmamış tablolara ayrıca farklı dönemlerden gemi maketlerine ve fotoğraflara yer veriyor. Bu sayılanlara ek olarak, farklı yolcuların ve günümüzdeki tanıklıklara dayanan yolculuk öykülerine ve bu anlatılara eşlik eden fotoğraf albümlerini de içeren sergi, görsel ve duyusal malzeme ile varsıllaşan büyük bir bütün oluşturuyor.

Firmanın kuruluş yıl dönümünde ve serginin açılış tarihinde yazar Koehler Verlag tarafından kaleme alınan “Hamburg Süd – Okyanuslarda 150 Yıl – Büyük Bir Gemi Taşımacılığı Firmasının Tarihi” başlıklı kitabı yayınlanarak, okuyucuların karşısına çıkıyor. Kitap, Hamburg Süd tarihi üzerine ayrıntılı bilgi edinmek ve bu konu üzerine eğilmek isteyen için önemli bir başucu kitabı niteliğini taşıyor.

imm-hamburg.de

2018 yılında böyle bir ortak girişime karar verilmesinin ardından; taşımacılık şirketi ile müze arasında başlatılan geniş çaplı işbirliğinin en önemli ayağını oluşturan bu sergi ile, firmanın kurumsal yaşam öyküsünün geniş bir halk tabanına ulaştırılması amaçlanıyor. Uluslararası Deniz Müzesi’nin 1. katında 10 ay boyunca açık kalacak olan sergi, daha sonra bir Güney Amerika turu yapacak ve sergi, Hamburg Süd’ün tarihinde önemli yerleri bulunan iki ülke olan Arjantin’de ve Brezilya’da açılacak.

Serginin ve bunun öncesinde bir kaç yıla yayılan sergi hazırlık çalışmalarının maddi olarak desteklenmesi, Hamburg Süd’ün mülkiyetini 80 yıl boyunca elinde tutan Ötker (Oetker) Ailesi tarafından üstleniliyor. İki kuruluşun bu ortaklığı meyvelerini 2019 yılının sonlarında vermeye başladı ve böylece Hamburg Süd’ün tarihi gemi koleksiyonunda yer alan dünyanın en önemli tarihi gemi modeller olan biri 1927 tarihli ‘Cap Arcona’ ve diğer 1914 tarihli ‘Cap Polonio’ adlı iki gemi Deniz Müzesi’ne taşındı. Bu taşıma işleminin gerçekleştirilebilmesi için müzenin dış cephesine bir vinç kurularak; 5.50 ve 4.00 metre uzunluğundaki modeller müzenin iç mekanına aktarılabildi.

Sergiye bir diğer yeni katkıyı ise, Blohm & Voss firması, San Nicolas Limanına ait olan 1897 tarihli özgün maket, sergilenmesi amacıyla vererek, yapıyor. Eylül ayının sonlarından itibaren ise; Müze ve taşımacılık firması arasındaki iş ortaklığının bir diğer somut ürünü olan farklı gemi türlerini kullanan donmuş ürün taşımacılığının tarihini anlatan bir yerleştirmeye Müzede yer verilecek.

“Hamburg Süd – Okyanuslarda 150 Yıl” , 11 Eylül 2022 tarihine kadar görülebilecek.

(Kaynak: imm-hamburg.de)

Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde Açılan “Denizin Eşiğindeki Ateş”, Avustralya’da Gerçekleşen Yangını, Kıyıda Yaşanan Olaylarla Ve Ülkedeki Sanatçıların Yaşanan Bu Yıkıma Yapıtlarıyla Verdikleri Yanıtlarla Birlikte Ele Alıyor.

Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde açılan, “Denizin Eşiğindeki Ateş” başlıklı sergi, 2019-2020 yıllarında Avustralya’nın kıyı bölgelerine büyük zarar veren yangının izlerini donanma personelinin ve Can Kurtaran Şörfçüler oluşumunun çektiği görseller ve anlatılar üzerinden sürüyor.

Öte yandan sergi, felaketin ardından iklim krizine karşı eylem çağrısında bulunan “Bushfire Brandalizm Ortak Sanat Girişimi”nden sanatçıların çalışmaları aracılığıyla, yaşanan bu olaylara karşı geliştirilen tepkileri ve yanıtları da mercek altına alıyor.

2019-2020’de normalin üzerinde görülen sıcaklıklar ve kuraklık, Avustralya’da her mevsim görülen yangınların şiddetinin artmasına neden olmuştu. Kuru tarım alanlarının üzerine yıldırım düşmesi, kuru otların yanmasına neden vermiş; uçuşan közlerin rüzgarla çevreye yayılarak diğer alanları yakmasıyla, gök gürültülü fırtınaların ve şimşeklerin meydana gelerek, daha fazla yangının ortaya çıkması sonucunu doğurmuştu. Birbirini tetikleyen bu olaylar dizisi, 2020 yılı Şubat ayının son günlerine gelene dek; tüm Avustralya kıtasında 12 milyon hektar arazinin yanıp, kül olmasına, 34 kişinin ve bir milyarın üstünde hayvanın yaşamının yitirmesine ve 3.000 evin zarar görmesine neden oldu.

Binlerce Avustralyalı kıyılara, rıhtımlara ve tekne iskelelerine; kaçarak, sığınmak ve yaşamını kurtarmak zorunda kaldı. Yangın nedeniyle karayollarının kullanılmaz duruma gelmesi, deniz üzerinden kurtarma ve destek amaçlı taşımacılığı tek seçenek durumuna getirmişti. Bu olaylarda Avustralya Donanmasına da etkin görev alarak; insanların güvenli alanlara aktarılması, gerekli donanımların, yardım gereçlerinin ve sağlıkçıların, kıyı yerleşimlerine yardım amaçlı taşınmasını sağladı.

1.

Bermagui’deki Can Kurtan Sörfçüler Kulübüne sığınan Avustralya’lılar

.

2.

Malkoota’da yerleşik Avustralya’lıların, turistlerin kurtarılması operasyonu görev alan Avustralya Donanmasına ait HMAS Choules çıkarma teknesi

“Denizin Eşiğindeki Ateş” başlıklı bu sergi, 2019-2020 tarihlerindeki yangınına tanıklık eden; birbiri ile ilişkili anlatılara yer veriyor. Öte yandan bu tür bir krize karşı verilecek mücadele, yerel toplulukların kullandıkları bilgi dizgelerini anlamanın da anahtar bir rol oynayacağı, aborjin toplumunun önde gelenlerinin sözleri ile de kanıtlanıyor. Ayrıca; sergide, yaşanan bu felaketin külleri soğumadan iklim için eylem çağrısında bulunan “Bushfire Brandalizm Ortak Sanat Girişimi”nden çalışmaları aracılığıyla, sanatçıların yangın felaketine gösterdikleri tepkiler ve yanıtlar da ele alıyor.

Bushfire Brandalizm Ortak Sanat Girişimi’nin Eylemleri

2020 yılının Ocak ayının son haftalarında, Bushfire Brandalizm üyesi 41 sanatçı, Sidney, Melbourne ve Brisbane olmak üzere; Avustralya’nın üç kentinde yangınlara ilişkin tepkilerini, hazırladıkları 78 adet ası (afiş) ile kamusal alanda sergilediler. Avustralya’nın sokaklarında bugüne kadar gerçekleştirilen bu en büyük sergileme hareketi, kuraklıkla ve yangınlarla kendisini sıradan insanların yaşamında görünür kılan iklim krizine dikkat çekiyordu. Toplumsal bir temeli bulunan bu sanat hareketi, aslında; Avustralya toplumunun, haftalardır yaşanan bu doğal yıkıma karşı duyduğu güçsüzlüğün ve çaresizliğin bir dışavurum biçimiydi.

Sanatçıların özgün içerikli çalışmaları, fosil kaynaklarına dayanarak işleyen endüstrilerden, itfaiye erlerinin yangınlarda gösterdikleri cesarete ve yangınların ülkeye özgü bitki örtüsünü ne hayvan türlerini yok etmesi gibi varsıl bir konu çeşitliliğini içeriyordu. Toplamda yaklaşık olarak 700.000 sosyal medya izleyicisine sahip olan bu sanatçılar, gerçekleştirdikleri bu kamusal sanat çalışmalarıyla, alışılagelmişin çok ötesindeki yangınların nedenlerinin altını çizmek ve gelecekte yaşanabilecek benzer bir yıkımın önüne geçebilmek/engel olabilmek için alınabilecek önlemlerle ilgili farkındalığı arttırmak amacını taşıyorlardı.

4.

Bushfire Brandalizm üyelerinden Fintan Magee’nin çalışması

.

5.

Bushfire Brandalizm üyelerinden Mike Makatron’un çalışması

Yıkımın Yaralarını Sararken Sanat

Öte yandan yangından etkilenen toplulukların yaşadıkları olumsuzlukların giderilmesi ve acil ekonomik iyileşme için turizmin yeniden canlandırılmasına yönelik umut, bazı sanatçılar tarafından bir yaratıcı yaklaşımla dile getiriliyordu. Örneğin David Pope tarafından tasarlanan ve sergide yer verilen, 20. yüzyıla ait turizm reklam asılarının (afişlerinin) ve Japon ağaç baskılarının bir bileşimi olan ‘Güney Kıyılarını Çağrısı’ adlı yapıt, bu yerleşim bölgelerinin zarar görmüş olmasına karşın hala nedenli güzel olduğunu ve her zaman olduğundan daha fazla ziyaretçinin buralara gelmesi gerektiğini dile getirmekteydi.

5.

David Pope tarafından tasarlanan “Güney Kıyılarını Çağrısı” asısı (afişi)

(kaynak: sea.museum, bbc.com, brandalism.ch)

Hyungsun Kim’in “Haenyo – Jeju Adasının Deniz Kadınları” Adlı Fotoğraf Sergisi, Güney Kore’de Geleneksel Yöntemlerle Dalgıçlık Yapan Kadınları Konu Alıyor.

Güney Koreli Fotoğrafçı, Hyungsun Kim’in Jeju Adasında, geleneksel yöntemlerle dalgıçlık yapan kadınları görselleştirdiği; “Haenyo – Jeju Adasının Deniz Kadınları” adlı fotoğraf sergisi, Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde.

Reklam fotoğrafçısı Hyungsun Kim, Jeju Adasındaki dalgıç kadınların yaptığı işe büyük hayranlık duyması nedeniyle, bu adaya giderek 2021-2014 yıları arasında bu kadınları fotoğraflamış; bu nedenle, aslında Kim‘in fotoğrafları, “Haenyo” olarak bilinen kadın dalgıçlar topluluğuna aslında bir övgü niteliği taşıyor.

Bu kadınlar, Güney Kore‘nin güneyinde yer alan Jeju Adası‘nın çevredeki deniz alanında çeşitli su ürünlerini toplayarak yaşamlarını kazanıyorlar. Günümüzde yaş ortalaması 60’ın üzerinde ve hatta bazıları artık 80’li yaşlara dayanmış durumda. Haenyo‘ların neredeyse tüm yaşamları; buz gibi soğuk ya da sıcak, durgun ya da hırçın dalgalı denizlerde; deniz kabuğu, deniz hıyarı, deniz kestanesi, deniz kulağı ve deniz yosunu toplayarak geçmiş.

.

1.

.

2.

Haenyo‘ların şnorkel ya da hava tüpü kullanmamaları nedeniyle büyük bir fiziksel dayanım gerektiren bu iş, aynı zamanda pek çok tehlikeyi de barındırıyor. 20 metre derinliğe inen bu kadın dalgıçlar nefeslerini iki dakikaya kadar tutabiliyorlar ve çoğunlukla bu dalış süreleri saatlerce sürebiliyor. Genç kadınlar “Sanggyu”n (üst düzey) aşamasına gelebilmek için yaşlı haenyo’ların gözetiminde eğitim görüyor ve deneyim kazanıyorlar. Bugün, Jeju‘da resmi olarak kayıtlı 4900 haenyo var ancak bunların yaklaşık olarak 2.500’ünün işlerini yapmayı sürdürdükleri biliniyor.

.

3.

.

4.

.

5.

Sanatçı Hyungsun Kim, bu kadınları, günümüze ulaşan antik dalış tekniklerin bir simgesi olmaktan öte bir anlayışla görselleştirmeyi amaçlamış. Sürdükleri zor yaşam biçimini izleri tepeden tırnağa üstlerinde okunan bu kadın dalgıçlar, denizden çıktıktan hemen sonra kıyıda sonsuz fon kullanılarak oluşturulan basit bir stüdyoda sanatçı tarafından fotoğraflanmışlar.

“Haenyo – Jeju Adasının Deniz Kadınları” başlıklı sergi, 13 Haziran 2021 tarihine kadar Avustralya Ulusal Deniz Müzesi‘nde olacak.

(Kaynak: sea.museum, designersparty.com)

ANMM ‘deki “Hawai’nin Sınırlarının Ötesinde: Küreselleşşen Sörf” Sergisi, Sörf Kültürünün Avustralya’daki Başlangıç Yıllarını Konu Alıyor

Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’de açılan, Daina Fletcher küratörlüğünü üstlendiği, “Hawai’nin Sınırlarının Ötesinde: Küreselleşşen Sörf” başlığını taşıyan sergi, sörf kültürünün Avustralya’daki ilk adımlarını ve yükselişini Jack Eden’ın arşivinden fotoğraflarla anlatıyor.

1960 yıllarda Avustralya‘da sörf sporu, 18 yaşındaki Avustralya‘lı sörfçü Bernard Farrelly‘in öncülüğüyle büyük bir yükselişe geçer. Bunun nedeni, 1963 yılında Hawai‘de düzenlenen “10. Makaha Sörf Şampiyonası”na katılan Farrelly‘in, Hawai‘li olmayan ilk sporcu olarak kazandığı bu yarış ile birincilik kupasını ülkesine götürme başarısını elde etmesidir.

Bundan çok kısa bir süre sonra, 1964 yılında Sidney‘in Manly Kumsalında  düzenlenen dünyanın ilk sörf şampiyonası izlemek için 65.000 den fazla insan biraraya gelir. Yarışta Bernard Farrelly ve Phyllis O’Donnell elde ettikleri başarı ile dünyanın ilk şampiyonasını kazanan kadın ve erkek olarak adlarını tarihe yazdırırlar.

1.Jack Eden’in kadrajından 1964 yılında düzenlenen ilk sörf şampiyonasından; Bernard Farrely

ANNM’deki fotoğraf sergisi, sörf sporunu, 1960’ların Avustralya‘sında döneminin spor etkinlikleri arasında en rağbet gören eğilimine dönüştüren Farrelly‘in ödül kazandığı bu iki önemli, ikonik sörf yarışını konu alıyor. Waikiki Sörf Kulübü tarafından düzenlenen Makaha yarışı, resmi bir niteliği olamamakla beraber, sörfün zirvesi olarak kabul görmekteydi. Farrelly‘in Makaha yarışında kazandığı başarısı ile aldığı ağaçtan yontularak yapılmış Havai-Makaha‘lı sörfçü savaşçı betimine sahip kupa ve 1964 yılındaki Manly kumsalında düzenlenen ilk dünya açık sörf şampiyonasında kazandığı küre biçimine sahip gümüş kaplamalı şampiyon kupası müzede sergileniyor. İlk defa sergilenen 60 yıl önce Farrelly tarafından kazanılmış bu ödüller, aynı zamanda kültürel mirası, uğrunda koşulan amaçları ve spordaki dönüşümü de dile getiriyor.

2. Ferrelley’in kazandığı iki ödül, 60 yıl sonra ilk kez ANNM’de sergileniyor.

Sergi, ayrıca dönemin efsanevi sörf fotoğrafçısı ve Surfabout dergisinin kurucularından Jack Eden‘in (1931–2019) arşivinden küçük bir fotoğraf seçkisine yer veriyor. 1960’lı yılların ortalarında 24 sayı yayımlanan bu dergi, o dönem Avustralyalı söfçülerin ulaşabildiği ilk yayın olma özelliğine sahipti.

Ayrıca film yapımcısı, yayıncı ve fotoğrafçı Bob Evans‘ın çıkarmış olduğu Surfing World dergisi de dönemin önemli yayınlarından biri olmuştur. Eden ve Evans, sörf kültürünün Avustralya‘da adeta patlayarak, yaygınlaşmasının yollarını açmışlardır.

(Kaynak: sea.museum)

DeBris’in Tarafından Tasarlanan Giyilebilir Atıklardan Oluşan “Beach Coutre” Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde Açıldı.

Marina DeBris’in dünyanın farklı yerlerindeki deniz kıyılarından topladığı çöpleri dönüştürerek tasarladığı, giyilebilir atıklardan oluşanBeach Coutre” başlıklı seçki, Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde…

Çalışmaların Avustralya‘da sürdüren sanatçının yapıtları, “Trashion” (Kavram, Moda (Fashion) ve Çöp (Trash) sözcüklerinden türetiliyor) akımı içerisinde kabul ediliyor. DeBris‘in bu akım içinde yer alan diğer sanatçılardan yada üretimlerden ayıran özel nokta ise; çalışmalarını dünya okyanuslarındaki ve denizlerindeki kirlenmeye yönelik dikkat çekme bağlamı çevresinde gerçekleştiriyor olması. DeBris, bu konudaki sanatsal üretimine yöneliş nedeni belirtirken; “Kıyılardaki atıkları sanata dönüştürmek düşüncesi, bende; ürettiğimiz bu çöp yığınının bizlerin başına dert olarak döndüğünün ayırdına vardığım 2009 yılında başladı.” diyor.

DeBris‘in “Beach Courte” adlı bu seçkisi, sanatçının Avustralya-Sidney‘den ve Amerika-Los Angeles‘tan topladığı, çoğunlukla sahip oldukları biçimlerin sunabileceği güzelduyusal (estetik) olanaklar gözardı edilen atıklardan oluşuyor. Giyilebilir hale getirilmiş bu atıklara DeBris‘in biçim ve içerik ilişkisi bağlamındaki yaklaşımı ilk başta garip olarak algılanabilmesine karşın aslında ilgi çekici hatta eğlenceli olduğu bile söylenebilecek bir moda estetiğini görünür kılıyor.

Sergiye eşlik eden “Huzursuz Edici Dükkan” adı verilen satış bölümü ise; deniz dalgalarıyla kıyılara sürüklenmiş çöpler arasında toplanarak, özenle paketlenmiş, günlük yaşamda asla gereksinim duyulmayacak nesneleri içeriyor.

s

1.

2.

19 Aralık’ta açılan sergi, 18 Nisan 2021 tarihine kadar Avustralya Ulusal Deniz Müzesi‘nde sanat izleyicilerin karşısında olacak.

(Kaynak: sea.museum)

Avustralya Ulusal Deniz Müzesi, Alick Tipoti’nin “Tinsel Öğeler” Adlı Sergisine Ev Sahipliği Yapıyor

Avustralya Ulusal Deniz Müzesi, Torres Boğazı Adaları kökenli tanınmış sanatçı Alick Tipoti’nin yapıtlarını bir araya getiren Mariw Minaral (Tinsel Öğeler) adlı sergiye ilk defa yer veriyor.

25 yıllık üretim yaşamında sanatçı, kültürel bilgiyi ve dili yeniden yorumladığı, yapıtlarıyla büyük saygı görüyor. Kendi halkının kültürel uygulamalarını kendisine rehber alan Tipoti‘nin öykü anlatıcılığı, deniz insanı olmak anlayışını temel alan yaklaşım biçimiyle, geleneksel kosmolojiyi, denizel çevreyi ve okyanusların korunmasını içinde barındırıyor.

  1. Tipoti’nin Avustralya Deniz Müzesi Koleksiyonunda Yer Alan Kisay Dhangal adlı yapıtı 

Mariw Minaral adlı bu sergi, sanatçının özgün, girift linol baskı uygulamalarının en güzel örneklerini bir araya getiriyor. Sergi ayrıca Tipoti‘nin ödül kazanmış yontularını, çağdaş maske çalışmalarını ve filmini de izleyicilerin karşısına çıkarıyor.

Alick Tipoti, iletilerini sanatı aracılığıyla yaymaktaki yeteneği ve çok yönlülüğü nedeniyle büyük saygı gören ve Avustralya‘da ve uluslararası ortamda büyük bir ün kazanmış sanatçı.

(Kaynak: sea.museum)

Avustralyalı Kadın Yelkenci Kay Cottee’nin 80’lerde Dünya Seyahatini Gerçekleştirdiği “Blackmores First Lady” ANMM’da Sergileniyor

Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde sergilenen Blackmores First Lady adlı tekne Avustralya’lı kadın yelkenci Kay Cottee’nin 80’lı yıllarda dünya seyahatini gerçekleştiren ilk kadın olma düşüyle çıktığı yolculuğun öyküsünü anlatıyor.

Dünyayı yelkenli teknesiyle gezen ilk kadın olma düşü ile Sidney Limanından denize açılan Kay Cottee, 11.2 metrelik yelkenli teknesi Blackmores First Lady ile duraksamaksızın ve dışarıdan her hangi bir destek almadan 189 gün boyunca seyir gerçekleştirdi. 05 Haziran 1988 tarihinde bu büyük geziden döndüğünde; dünyanın her iki yarım küresini ve en güneydeki beş burunu kapsayan turu durmaksızın ve destek almaksızın başarı ile tamamlayan ve bunu en hızlı yapan ilk kadın unvanını elde etti.

Blackmores First Lady‘nin güvertesinde çekilen olağanüstü anların kaydedildiği videolar ve sergideki multimedya programları Kay‘ın dünya gezisini keşfetmeye olanak sağladığı gibi; aynı zamanda sergide yer alan teknenin altı ay boyunca Kay için bir ev görevi gören iç oylumuna adım atmak, bu dünya gezisinin zorluklarını düşlemek; izleyiciler açısından bir deneyim…

Blackmores First Lady Jack Earl 1988.

1.

Avustralya Ulusal Deniz Müzesi koleksiyonunda bulunan Ressam Jack Earl‘ün 1988 tarihli tablosu: “Horn burnunu çevreleyen sularda kayarak ilerleyen Blackmores First Lady”

Sergi, aynı zamanda 1980’li yıllarda tek başına seyir gerçekleştiren yelkencilerin karşılaştıkları seyir ve navigasyon zorluklarını gösteriyor.

Sergide yer alan bir diğer ilginç nesne ise; Kay‘ın yanında götürdüğü Ted adını verdiği oyuncak ayısı. Ted‘in varlığı  ve onunla kurduğu iletişim, bu yolculuk sırasında Kay‘ın tinsel olarak derin bir yalnızlık duygusu yaşamasına engel olmuş.

Blackmores First Lady, 31 Ocak 2021 tarihine kadar Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

 

(Kaynak: sea.museum)

 

Kaptan Cook ve Endavour Mürettebatının Avustralya Waymburr Toplumuyla Karşılaşmasını Anlatan Bir Canlandırma: “Büyük Garip Kano”

“Büyük Garip Kano” (2020) adlı canlandırma yapım, James Cook’un HMB Endavour ile 1770 tarihinde Avustralya’nın Doğu kıyılarına varmasını ve burada, Waymburr toplumuyla gemi mürettabatı arasında çıkan gerginliğin “Uzlaşma Kayalıkları” olarak adlandırılan yerde çözümlendiği zaman dilimini konu alıyor.

Yapım, Karşılaşmalar 2020 etkinliğinin bir parçası olarak Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde gösterilmişti.

Ample Projects‘in bünyesinden bir takımla birlikte yapılan “Büyük Garip Kano”nun adlı canlandırmanın kurgusu, HMB Endavour’un doğu kıyıları boyuca gerçekleştirdiği yolculuğu, kıyı boyundaki yerli toplulukların ve gemideki tüm mürettabatın perspektifinden ele alan gemi jurnali kayıtlarına ve yerlilerin tarihine dayanıyor.

Karanın ve geminin güney Doğu’daki Tolylwarar‘da – Kaptan Cook buraya Point Hicks adını verecektir – ilk defa 19 Nisan 1770 tarihinde görüldüğünde; yerel topluluklar, pruvasından dumanla sinyal gönderen geminin kıyı boyunca yaptığı seyri, izliyorlardı. Bu sırada gemi komutanı Cook,  çevreyi gözlemliyor, kayıtlar tutuyor ve Kamay Botany Körfezinden, Kuzeydeki Bedhan Lag Adası olarak bilinen topraklara kadar  olan bölgeyi yeni adlar veriyordu. Cook, buradaki adaya Possesion adını vererek, bayrak dikti ve bitki tohumlarıyla ve hayvanlarla yüklü olan Endavour‘u kuzeye, baharat adalarına doğru yelken açtı.

Canlandırma, mercan kayalarına çarparak, bordasında delik açılan Endavour‘un onarımı için sığ bir yere çekildiği Haziran ayında, Cook‘un subaylarıyla ve mürettabatıyla Gungardie (Bugün Cooktown) Waymburr halkının karşılaşmasını ana konu olarak ele alıyor.

Gemi mürettabatı ve yerel topluluklar arasında mesafeli ve sakin ilişkilerin kurulduğu haftaların ardından, mürettabatın çok sayıda kaplumbağa yakalaması ve yerlilerin yakaladıklarının bir bölümünü bırakması ricasını reddetmeleri üzerine gerginlik tırmanır.

Yeni ziyaretçilere yönelik barışçıl düşüncelerinde düş kırıklığına uğramış olan Waymburr toplumunun savaşçı erkekleri, geminin kamp kurduğu alanın çevresindeki otları ateşe verirler, Kaptan Cook tüfeği ile ateş ederek; bir yerliyi yaralar.

Waymburr yerli toplumunun yaşlısı, kendi mızrağını kırarak ve silahlarını bir yana bırakarak,  Cook‘u ve adamlarını ve kendi savaşçılarını bir uzlaşma toplantısı için bir araya getirir. O günden beri bu toplantı yeri, “Uzlaşma Kayalıkları” (Reconciliation Rocks) olarak adlandırılmaktadır.

Yapımın Künyesi:

Yönetmen – Nicholas Tory

Storyboard, Tasarım ve Canlandırma – Oliver Abbott

Ses Tasarımı – Jonathan Nix

Süre: 2dk 25 sn

2020

 

(Kaynak: sea.museum)

 

“Cook’un Yolculukları Oyunu”, Kaptan Cook’un Avustralya’yı Ziyaret Ettiği Tarihi Dönemin, Öğrenciler Tarafından Anlaşılmasını Amaçlıyor

Kaptan James Cook’un Avustralya’yı ziyaretinin 250. yıldönümü nedeniyle Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde gerçekleştirilen “Karşılaşmalar 2020”, bir dizi çevrimiçi etkinlik ve sergilerle sürüyor.

Özellikle yaşı küçük öğrenciler ve ilgililer için Kaptan Cook’un ziyaretinin ve o dönem koşullarının daha iyi anlaşılması için tasarlanan “Cook’un Yolculukları Oyunu” ANMM’nin sitesi üzerinden çevrim içi olarak oynanabiliyor.

“Cook’un Yolculukları Oyunu”, Avustralya‘nın yerleşik halklarıyla ilk defa karşılaşılan bir coğrafyada ve tarihi bir zaman diliminde yüzyüze gelinen bilimsel ve seyir sorunlarıyla başetmelerine dayanıyor.

Kaptan Cook‘un ve mürettebatının Pasifik Okyanusunu keşfetmek amacıyla gerçekleştirdikleri üç deniz yolculuğunda üstlenilen görevleri içeren oyun,  “kıyı”dan da yani; yerli toplulukların gözünden de bir bakış açısı sunuyor ve bunu Tazmanya‘nın kuzey doğusunda gelen Pakana kadını Larila‘nın özelinde yapıyor.

Her oyunda; oyuncular, bu görevde başarılı bir sonuca ulaşmalarını sağlayacak olan mürettebatı ve teknik donanımı seçebiliyor. Oyunda yaşamda kalmanın ve başarılı bir kaptan olmanın koşulu, gemiyi batırmamak, mürettabatın yaşam koşullarının sürdürülebilir olmasını sağlamak ve bürokrasideki “büyük baş”ları kızdırmamak olarak özetlenebilir.

Oyun, ayrıca; Kaptan Cook‘un Avustralya ziyaretini ilk yerli ulusların nasıl gördüklerini keşfetmelerinde rehberlik yapıyor ve Avustralya’nın güney kıyısında yaşayan beş yerli toplumun konuştukları dilden bazı sözcükleri öğrenebilme olanağı veriyor.

Kaptan Cook Oyunu 2

Oyun, Avustralya Ulusal Deniz Müzesi‘nin oyun sayfasının hemen altında vermiş olduğu  kaynaklar ile ilişkili olarak oynandığında, Kaptan Cook‘un yolculuğunun içinde  gerçekleştiği tarihsel bağlamı, bilimsel başarılarını ve o gün almış olduğu bazı kararların çağdaş Avustralya‘nın ve özellikle Avustralya‘nın yerel halkları üzerinde bıraktığı günümüze kadar süregelen etkilerin kavranmasına katkı sağlıyor.

“Cook’un Yolculukları Oyunu”na buradan ulaşabilirsiniz.

 

(Kaynak: sea.museum)

 

Avustralya’yı Çevreleyen Sulardaki Göksel Seyir Tarihini Anlatan “Güney Gökküresinin Altında” Sergisi Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde Açıldı

Avustralya çevresindeki sularda farklı zamanlardaki farklı toplulukların gökyüzüne bakarak gerçekleştirdikleri seyirlerin ve yolculukların tarihi anlatan “Güney Gökküresinin Altında” Sergisi Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde açıldı.

Pasifik Okyanusundan Endonezya Adalarına kadar okyanus gezginleri, Avrupalılar bu sulara ulaşmadan önce, yüzyıllar boyunca Avustralya kıyılarının çevresinde seyir yapıyorlardı. 60.000 yıldan daha uzun bir süre önce Avustralya’ya ulaşmak için, okyanus üzerinden gerçekleşen dünyanın en eski göçünü; ilk denizciler olan Aborjin halkı gerçekleştirmişti.

Müslüman denizci tüccarlardan, Çinli Zheng He‘nin büyük filosuna ve Polinezya’lı denizcilere kadar, Avustralya çevresindeki okyanus suları, Avrupalıların Büyük Güney Toprakları olarak adlandırdıkları bu yere ayak basmadan çok uzun süre önce kültürel iletişimin kesişme noktası olmuşu.

Kulba-Yadail-by-BillyMissi_ANMMCollection-00049227_500px

1.

Billy Missi’nin Torres Boğazı Adaları topluluklarının yıldızları, denizi ve ayı okumayı nasıl öğrendiklerinin öyküsünü anlatan Kulba Yadail (Eski Güfteler) adlı yapıtı (Avustralya Ulusal Deniz Müzesi Koleksiyonu)

Olağanüstü bir aşamaya gelmiş seyir yeteneği İspanyol, Flemenk, Portekiz ve İngiliz denizcilerin dayandıkları tek koruyucu olmakla kalmıyor aynı zamanda, küresel tecimin, deniz yolu ile gerçekleşen göçlerin ve deniz yolculuğunun da bir parçası durumuna geliyordu. Sergi, bu denizcilerin  güney gökküresi altındaki öykülerini Ulusal Deniz Koleksiyonu‘ndan nesneler aracılığıyla anlatıyor.

Constellation

2.

Takımyıldızları (2014) – Gail Mabo ((Avustralya Ulusal Deniz Müzesi Koleksiyonu)

Yerli topluluklar ile Kuzey Topraklarında tecim yapan Makassan balıkçılarını betimleyen ağaç kabuğu boyama örneklerinden, sekstantlara, pusulalara ve teleskoplara kadar geniş bir yelpaze içinde seyir araçlarındaki teknik gelişmişliği tarihsel bir yolculuk içinde gözler önüne seriyor.

Sergide, James Cook‘un 1789’da Venüs gezegeninin geçişini izlediği seyrin ardından HMB Endavour‘daki görevinin ana çizgilerini içeren, Avustralya Ulusal Kütüphanesi‘nden getirilen “gizli yönergeler” olarak da bilinen belgeler geçici olarak yer alacak.

 

(Kaynak: sea.museum)