Denizci Toplum

Yükleniyor...

Denizci Toplum

Denizci Toplum

T ü r k D e n i z c i l i k K ü l t ü r ü H a r e k e t i

Antalya’da İki Otelin Deniz Kaplumbağalarının Ölümüne Neden Olması; Üniversitelerin Tasarım Eğitimi Veren Bölümlerinin Kıyı Alanlarındaki Doğal Yaşama Duyarlı Eğitim Programı Uygulamasının Zorunluluğunun Gösteriyor.

Antalya Belek’te Caretta Caretta’ların üreme kumsalına ahşap yürüme yolu yerleştirerek yavru kaplumbağaların ezilerek ölümüne neden olan iki otele, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından toplamda 482 bin 790 TL idari para cezası kesildi. Bakanlık, Serik Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un talimatıyla Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Antalya‘da ölen deniz kaplumbağalarıyla ilgili ekip görevlendirildiği bildirildi. Alanda çalışmalarını tamamlayan ekip, bir otelin kumsaldaki yürüme bandında 62 deniz kaplumbağası yavrusunun yaşamını kaybettiğini, başka bir otelin yürüme bandı altında da 71 yavrunun yaşadığını belirledi.

Doğal yaşama karşı işlenen bu suç, sorumlu bakanlığın kaplumbağaların yaşam alanlarının korunması için yeni mekansal düzenleme önlemlerini yaşama geçirmesini zorunlu kıldı. Öte yandan burada karşılaşılan bu olumsuz durum bir ‘örnek olay’ olarak değerlendirilerek; özellikle üniversitelerde tasarım eğitimi veren bölümlerin kıyı alanlardaki doğal yaşama duyarlı ve öngörülü tasarımcıların yetiştirmesinin önemini ortaya koyuyor.

Bakanlık Tarafından Kıyısal Bölgede Alınan Yeni Mekansal Önlemler

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, çalışmalar neticesinde tüm kaplumbağa üreme kumsallarında insan baskısını ortadan kaldırmak ve bu tür olayların yeniden yaşanmaması amacıyla, denizle kıyı arasındaki yaklaşık 40 ila 60 metrelik kumsal alanları ahşap bariyerler ile ayırarak üreme alanı oluşturacak.

Daha önceden Bakanlık tarafından, otel işletmelerinin yerleşkedeki varolan kumu eleme ya da yerini değiştirme gibi yuvaları olumsuz etkileyecek etkinliklerin önüne geçmek; aynı zamanda yuvalama alanlarının işgalini önlemek ve taşıtlar ile kumsallara girişleri engellemek adına uyarı tabelaları ve engeller yerleştirilerek, bu tür olumsuz etkinliklerin önüne büyük oranda geçilmişti.

(Kaynak: aa.com.tr)

Antalya’da 18. Yüzyıl Osmanlı Dönemi Savaş Gemisi Batığı Bulundu

Antalya ve Mersin kıyılarında su altı araştırmaları yapan, Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz ve takımı, Antalya’da denizin 40-50 metre derinliğinde yaklaşık olarak 10 santimlik kum örtüsüyle kaplı Osmanlı savaş gemisi batığı buldu.

18. yüzyıl Osmanlı savaş gemisi batığı ile ilgili olarak Doç. Dr. Öniz, şunları söyledi:

Muhtemelen bir savaş gemisi. Antalya’nın batısında, denizin 40 ile 50 metre derinliğinde ulaştık bu batığa. Neredeyse geminin tüm aksamı duruyor. Sanki bir zaman kapsülü gibi batığın üzerinde her şey donmuş gibi. Araştırmalarımızla neredeyse battığı güne ulaşmak mümkündü. Ahşap aksamı, topları, gülleleri dışında o dönemin teknolojisiyle yapılmış yelken donanımı, suyun içinde kumun altında saklı haldeydi. Gemi ortalama 10-20 santimlik kum örtüsüyle kaplıydı. Kum örtüyü araladığımızda, geminin yelken donanımının tüm orijinal haline ulaşmak mümkün oldu. Bizi son derece heyecanlandıran bir batık oldu. Çünkü böyle bir yelken teknolojisine daha önce hiç rastlamamıştık. Kurşun helezonları, halatları, demir aksamı ve ahşap komponentleriyle bir 18. yüzyıl savaş gemisiydi. Gemide çeşitli boyutlarda toplar var. Geminin dengesi de bu toplarla ayarlanmış. Büyük toplar eşit olarak geminin güvertesine dağıtılmış. Muhtemelen İstanbul ya da Çeşme’deki Osmanlı deniz üslerinden yola çıkmış ve Antalya’nın batısında fırtına sırasında bir adacığa çarparak batmış.

1


2

Yenilerle birlikte bugüne kadar yaptıkları araştırmalarda ortaya çıkan batıkların sayısının 300 olduğunu belirten Doç. Dr. Öniz, Antalya ve Mersin kıyılarındaki yeni batıkların denizin 10 ile 50 metre derinliklerinde belirlendiğini söyledi.

2020 yılında, daha önce araştırma yapılmamış bölgelerde su altı robotları, yandan taramalı sonarlar, multibeam sonarlar ve dronlarla en son teknolojiyi kullandıklarını kaydeden Doç. Dr. Öniz, ileri teknoloji sayesinde daha önce inilmemiş derinliklere indiklerini aktardı. Araştırmalarında, denizin 55 metre derinliğine kadar indiklerini söyleyen Öniz, bu nedenle bulunan batıkların da görece daha iyi durumda olduğunu vurguladı.

2020 yılı su altı araştırmalarında Osmanlı batığının yanı sıra yine o dönemde savaş filosunun yanaştığı emniyetli doğal liman da belgelediklerini vurgulayan Öniz, “Bu bölgede denizin 25-50 metre derinliklerinde gemi çapaları bulduk. Ayrıca bakır kazanlar belgeledik. Bu kazanların, gemilerin denizdeyken bakımlarının yapılmasında kullanılan ziftleme kazanları olduğunu düşünüyoruz. Osmanlı döneminde gemiler denizdeyken sağa ya da sola yatırılıp kuruduktan sonra ziftleme yapılıyormuş. Yaptığımız bu çalışmalarda, Osmanlı savaş filolarının denizde her an mobil vaziyette beklediğini anladık. Günümüzden 250-300 yıl önce Osmanlının denizdeki filolarının gerekli durumlarda bakımlarının da denizde yapıldığını anlamış olduk” dedi.

Osmanlı batığının su altı kazı çalışmalarına, Demre Müzesi ile birlikte 2021 yılında başlamayı planladıklarını belirten Doç. Dr. Öniz, yapılan birlikte kazılarla, bu döneme ilişkin ayrıntılı bilgilerin de ortaya çıkacağını söyledi.

(Kaynaklar: denizhaber.net, görsel: londragazete.com, ntv.com.tr)

Su Altında Korunması Gerekli Kültür Ve Tabiat Varlığı Bulunan Bölgelerin Dalış Turizmine Açılmasına İlişkin Yönetmelik Resmi Gazete’de Yayımlandı

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik, su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı bulunan bölgelerde, yapılacak turizm ve sportif amaçlı dalışlara ilişkin usul ve esasları düzenliyor.

Yayımlanan yönetmelik kapsamında, Antalya’nın Demre ilçesindeki batık antik kentin de olduğu Kekova’nın dalış turizmine denetimli olarak açılması bekleniyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Su Altında Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlığı Bulunan Bölgelerde Turizm ve Sportif Amaçlı Dalış Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”  20.03.2020 tarih ve 31074 sayılı Resmi Gazete‘ de yayımlandı.

Kekova’nın dalış turizmine açılmasına yönelik yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından; Vali Münir Karaloğlu, Kekova’nın denetimli olarak dalış turizmine açılacağını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.

Su Altı Koruma Komisyonu

Yönetmelik kapsamında, su altı koruma bölgeleri içerisinde turizm ve sportif amaçlı dalış alanı belirlenmesi yönündeki istemleri değerlendirmek üzere 7 üyeden oluşan Su Altı Koruma Komisyonu kurulacak.

Su Altı Koruma Komisyonunun başkanlığı Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı tarafından yürütülürken;  başkan yardımcılığında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü bulunacak. Su Altı Koruma Komisyonunun sekretarya hizmetleri, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kazılar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülecek.

Su Altı Koruma Komisyonunun Görevleri

Su altı koruma bölgelerinde, turizm ve sportif amaçlı dalış alanlarının belirlenmesi hakkında karar verecek Komisyon, yönetmelik çerçevesindeki iş ve işlemlere ilişkin uygulamadan doğan sorunlar hakkında Koruma Bölge Kurulu kararlarını da dikkate alarak görüş verecek.

Su altı koruma bölgeleri dışında korunması gerekli su altı kültür varlıklarının belirlenmesi durumunda bölgedeki ilgili yönetim birimleri ile eşgüdüm sağlayarak kültür varlıklarının korunmasına yönelik gerekli önlemleri aldıracak.

Öte yandan Komisyon, su altı koruma bölgelerinde su altında bulunan kültür varlıklarının ziyarete açılmasına yönelik olarak su altı ören yeri, su altı parkı veya arkeopark gibi uygulamalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan veya hazırlatılan projeleri değerlendirip görüş verecek.

Su Altı Koruma Bölgelerinde Turizm ve Sportif Amaçlı Dalış Alanlarının Belirlenmesi

Su altı koruma bölgelerinde rekreasyon ve su sporlarına yönelik yapısal etkinlikleri içermeyen turizm amaçlı duba, şamandıra, tonoz ve benzeri uygulamalara ilişkin istemler de Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulacak takıma yaptırılacak su altı incelemesi sonucuna göre Su Altı Koruma Komisyonu tarafından değerlendirilecek.

Su Altı Görüntüleme, Film ve Fotoğraf Çekimleri

Bakanlıkça dalışa izin verilen alanlarda, yerli veya yabancı gerçek ya da tüzel kişilerce yapılacak su altı görüntüleme, film ve fotoğraf çekimi talepleri Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce değerlendirilecek.

 

(Kaynaklar: milliyet.com.tr, arkeolojikhaber.com, görsel: haberturk.com)

“Altın Palet Sualtı Görüntüleme Fotoğraf Türkiye Şampiyonası” Ve “Altın Palet Sualtı Görüntüleme Video Federasyon Kupası” Sona Erdi

Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) tarafından 17-19 Ekim tarihleri arasında Antalya’nın Kaş ilçesi açıklarında düzenlenen Altın Palet Sualtı Görüntüleme Fotoğraf Türkiye Şampiyonası ve Altın Palet Sualtı Görüntüleme Video Federasyon Kupası’nda sonuçlar belli oldu.

Video ve fotoğraf kategorisinde 12 spor kulübünden 26 yarışmacı, dalış eşleri ve serbest dalıcılarla birlikte toplam 54 katılımcı, Heybeli Ada, Güvercin Ada ve Kanyon açıklarında iki günde üç ayrı dalış gerçekleştirdi.

Altın Palet Sualtı Görüntüleme Fotoğraf Türkiye Şampiyonası Sonuçları

Altın Palet Sualtı Görüntüleme Fotoğraf Türkiye Şampiyonası’nda madalyalar 5 ayrı disiplinde verildi.

-“Balık” temalı disiplinde Mehmet Yavuz Pilevneli

Pilevneli

-“Makro”da Ferhan Coşkun

Coşkun

-“Konulu makro”da Hakan Başar

Başar

-“Geniş açı”da Tunçel Yılmaz

Rüştü Kirman

-“Modelli geniş açı”da Rüştü Kirman

Kirman

Katıldıkları kategorilerde yakaladıkları açılarla Türkiye Şampiyonluğu’nu getiren fotoğraflara imza attılar.

Fotoğraf kategorisinde toplam puana göre bireysel sıralamada Türk Balıkadamlar Spor Kulübü’nden Tunçel Yılmaz birinci olurken, Kuşadası Yat ve Yelken Spor Kulübü’nden Eser Paşa ikinci, Ayışığı Sualtı Spor Kulübü’nden Hakan Başar üçüncü oldu.

Takım sıralamasında Kuşadası Yat ve Yelken Spor Kulübü şampiyonanın en çok puan alan takımı oldu. Türk Balıkadamlar Spor Kulübü ikinci sırada yer alırken; üçüncülük Aktif Balıkadamlar Spor Kulübü’nün oldu.

Altın Palet Sualtı Görüntüleme Video Federasyon Kupası Sonuçları

Altın Palet Sualtı Görüntüleme Video Federasyon Kupası’nda, Antalya Sualtı Sporları Kulübü’nden Alican Abacı’ya birinciliği elde ederken;  Karadeniz Dalgıçları Spor Kulübü’nden Ali Şener ikinci, Karadeniz Dalgıçları Spor Kulübü’nden İbrahim Cengiz üçüncü oldu.

(Kaynak: tssf.gov.tr)

 

TSSF Tarafından Düzenlenen “Altın Palet Sualtı Görüntüleme Türkiye Şampiyonası” Kaş’ta Gerçekleştirilecek

Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) tarafından düzenlenen “Altın Palet Sualtı Görüntüleme Türkiye Şampiyonası”, 17-19 Ekim 2019 tarihleri arasında Antalya’nın Kaş ilçesinde gerçekleştirilecek. Şampiyonanın tema kategorisi bu yıl deniz tavşanları olarak belirlendi.

15 spor kulübünden 30 yarışmacı, dalış eşleriyle birlikte toplam 60 katılımcı, 4 dalış gerçekleştirerek farklı disiplinlerde en iyi sualtı görüntülerini çekmek için yarışacak.

Kanyon, Hidayet Koyu, Heybeli Ada ve Güvercin Ada bölgelerindeki dalışlarda; “Balık”, “Makro”, “Konulu makro”, “Geniş açı” ve “Modelli geniş açı” disiplinlerinde elde edilecek sualtı görüntüleri, fotoğraf jürisi tarafından, video kategorisindeki çekimler ise oluşturulan video jürisi tarafından değerlendirilecek.

19 Ekim’de yapacağı değerlendirme sonrasında video ve fotoğraf kategorisinde madalya kazananların duyurusu yapılarak, katılımcılar ödüllerini aynı gün içinde düzenlenecek törenle alacaklar.

(Kaynak: tssf.gov.tr)

 

Antik Çağlardan Günümüze Deniz Ticaretinin Önemli Merkezlerinden Biri Olan Antalya Kıyılarında 27 Gemi Batığı Bulundu

Antalya kıyılarında, 1500 ile 2700 yıl önceye tarihlenen 27 gemi batığı bulundu.

Batıkların, Afrika’dan Batı Akdeniz’e, Karadeniz’e ve Hint Okyanusu’na kadar geniş bir coğrafyadaki deniz ticaretini gösteren önemli kanıtlar olduğu vurgulandı. Batıklardaki ana yüklerin, amforalar içinde taşınan zeytinyağı, şarap, balık sosu, kurutulmuş balık ve et, kiremit, tuğla, tabak ve külçe cam olduğu belirlendi.

Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıkları Koruma ve Onarım Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz ve ekibi, arkeolojik sualtı tespit çalışmalarında, antik çağlardan bu yana deniz ticaretinin en önemli merkezlerinden biri olan Antalya kıyılarında çoğu kıyıdan 1.5 – 2 mil açıkta, 30 ile 60 metre derinlikte, büyük olasılıkla fırtınaya yakalanarak batan 27 gemi batığı buldu.

Öniz, “Kesin olarak söyleyebileceğimiz şu ki, batıklardan bazılarının yükü olan zeytinyağı ve şarap, Kilikya olarak adlandırdığımız Doğu Antalya, Mersin ve Batı Adana kıyılarında üretilmiş. Antik çağda şarap ve zeytinyağı amfora adını verdiğimiz çift kulplu toprak testilerle taşınıyordu. Batıklarda gördüğümüz amforaların Kilikya Bölgesi’nde üretilen zeytinyağı ve şarabı taşıdığını belirledik. Yükü Kilikya Bölgesi’ne ait zeytinyağı ve şarap olan 9 batık var” diye konuştu.

Batıklar arasında zeytinyağı ve şarap dışında kurutulmuş et ve balık, kiremit, tuğla, tabak ve külçe cam yüklü olanların da bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Öniz: “Bu yıl sualtı çalışmalarımızda araştırma gemimizdeki oksijen dekompresyonu imkânı ve sualtı robotlarımızla daha derinlere yöneldik. Yan taramalı sonar, multibeam sonar, sub bottom profiler ve magnetometre gibi ileri araştırma teknolojilerinin kullanıldığı tespit çalışmalarımızı daha derinlikle yapabildik. Bu sayede daha derinlerde olduğu için bütünlüğü bozulmamış batıklar belirledik. Bunların bir kısmı Antalya kıyılarından 2-3 kilometre açıkta, bir kısmı ise kıyıya daha yakın bölgelerde.

Batıklardan Çıkarılan Eserler Akdeniz Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde Sergilenecek

2500 ile 1500 yaş aralığındaki batıklarla ilgili çalışmaların 2019 yılındaki bölümünü tamamladıklarını ifade eden Doç. Dr. Öniz, “Önemli olan yani risk taşıyan kalıntıların bazılarını Antalya’nın Demre ilçesinde bulunan Likya Uygarlıkları Müzesi ile Antalya Müzesi’ne teslim ettik” dedi.

Gelecekte bu batıklarda yapılabilecek kazı çalışmaları sonucu günışığına çıkarılacak eserlerin Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde kurulacak Kültür Varlıkları Koruma ve Onarım Laboratuarı’nda koruma işlemlerine tabi tutulacağını aktaran Doç. Dr. Öniz, batıklardan çıkarılacak eserlerin ise Antalya’nın Kemer ilçesinde kurulmakta olan Akdeniz Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmesinin planlandığını kaydetti.

(Kaynak: dha.com.tr)

 

Türk Sualtı Arkeologları Tarafından Antalya’da Dünyanın En Eski Ticaret Gemisi Batığı Bulundu

Akdeniz kıyılarında gerçekleştirilen arkeolojik sualtı araştırmaları sırasında 3 bin 600 yıllık olduğu belirlenen, dünyanın en eski ticaret gemisi bulundu.

Talan edilme olasılığı nedeniyle batığın yeri uzmanlar tarafından açıklanmıyor.

Doç. Dr. Hakan Öniz başkanlığındaki bilimsel araştırma ekibi tarafından yapılan çalışmalarda, batığın yaklaşık 50 metre derinlikte olduğu ve Kıbrıs’taki bakır madenlerinde işlenen en az bin 500 kiloluk külçe bakır yüklü olduğu belirlendi. Bakır külçelerin, dünyanın ilk endüstriyel ürünlerini oluşturduğu belirtiliyor.

Batığın bilimsel olarak tespitini gerçekleştirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Hakan Öniz, “Batık günümüzden 3 bin 600 sene önce Kıbrıs Adası’ndan Ege’de bir bölgeye giderken yolda fırtınaya yakalanarak batıyor. Batığın ana yükü bakır külçeler. Külçelerin tipolojisinden M.Ö. 16’ncı yüzyıla ait bir ticaret gemisi olduğu ortaya çıkıyor. Muhtemelen dünyanın ilk en erken endüstriyel ürünlerini taşıyan bir gemi. Bu özellikleriyle bilimsel olarak dünyada sualtı arkeoloji kapsamında çığır açtı diyebiliriz” dedi.

Batıkta önümüzdeki aylarda Doç. Dr. Hakan Öniz Başkanlığında Antalya Müzesi uzmanları ve sualtı arkeoloğu Prof. Cemal Pulak’ın da katıldığı uluslararası bir ekiple kazılar başlatılacak.

Antalya Valisi Münir Karaloğlu, yaptığı açıklamada, “(…) 3 bin 600 yaşında olan bir batıktan bahsediyoruz. Yükü bakır külçelerden oluşuyor. Geminin boyu 14 metre, taşıdığı yükün ağırlığı da bin 500 kilogramlık bakır külçe. Karada yapılan arkeolojik kazılarda Göbeklitepe tarihin sıfır noktası olarak alınıyor. Sualtı arkeolojisinde de bu yeni batık sualtının Göbeklitepesi’dir. O kadar önemli bir batıktan bahsediyoruz. Batı Antalya batığı da yeni bulunan, Kültür Turizm Bakanlığımız Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle kazı çalışmalarına başlayacağımız bu batık da su altının Göbeklitepesi’dir” ifadelerini kullandı.

Batıktan çıkan eserlerin ise Antalya Kemer’de kurulması planlanan Akdeniz Sualtı Arkeolojisi Müzesi’nde sergilenmesi planlanıyor.

 

(Kaynak: iha.com.tr, Görsel: 7deniz.net)

Perge’deki Titan Okeanos’un (Okyanus) Mozaiği Yüksek Güvenlik Sistemi İle Korunuyor

(Alıntılanan bu haber, arkeolojihaber.com’da Perge’deki Medusa ve Okeanus Mozaikleri, Özel İzinle Ziyaret Edilebiliyor başlığı ile yayınlanmıştır.)

Antalya’nın Perge Antik Kenti’nde lahit içinde hiç bozulmamış halde bulunan ‘Medusa’ ve ‘Okeanus’ mozaikleri, güvenlik ve özel kamera sistemleriyle korunuyor. İki eşsiz eser sadece özel izin ve uzmanlar eşliğinde ziyaret edilebiliyor ve her seferinde kapıları mühürleniyor.

Antalya’nın 18 kilometre doğusunda, Aksu ilçe sınırlarında bir zamanlar Pamfilya bölgesine başkentlik yapan Perge Antik Kenti, çok bilinmeyen iki eşsiz esere daha ev sahipliği yapıyor. Perge Antik Kenti’nin ‘Zenginler Mezarlığı’ olarak bilinen, onlarca lahdin çıkarıldığı Batı Nekropol alanında kendisine bakanları taşa çevirdiğine inanılan ‘Medusa’ ile ‘Okeanus’a ait iki mozaik bulundu.

Rengi, dokusu ve bozulmayan yapılarıyla Türkiye’de ilk olduğu değerlendirilen iki mozaik, bulundukları mezar odalarına yapılan demir kapılarla koruma altına alındı. Aynı zamanda Müze Müdürlüğü’nce bu alana, alarm sistemi de bulunan güvenlik kameraları yerleştirildi. Etrafı tel örgülerle kapatılan ve içeriye kazı ekibi ve Müze Müdürlüğü ekipleri dışında kimsenin alınmadığı alan, çok sayıda soygun girişimi nedeniyle sıkı korunuyor. Medusa ve Okeanus mozaikleri, özel korumalı alanda oldukları için sadece Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü veya Müze Müdürlüğü’nden alınacak özel izinle ziyaret edilebiliyor.

medusa 1

Perge’nin Batı Nekropol alanındaki bu iki eşsiz eserle ilgili bilgi veren Antalya Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürü Cemil Karabayram, 2003 yılında Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu başkanlığında yapılan kazılarda çıkartılan bu iki eserin, o tarihten beri çok güvenlikli ve titiz bir şekilde korunduğunu söyledi. Çünkü defalarca soyulmak istendiğini belirten Karabayram, “Bu iki eser günümüze kadar çok korunmuş bir şekilde gelmiş. Ancak mezarlar çok eski dönemlerde tacirler ve soyguncular tarafından soyulmuş. Günümüze de bu halleriyle gelmiş. Müze Müdürlüğü ekipleri de burada çok ciddi denetim yapıyor. Güvenlik güçleri sürekli devriye geziyor. Ayrıca özel bir kamera sistemi de kuruldu” dedi.

Bu iki eserin çok önemli olduğunu, 2018’in ‘Perge Yılı’ ilan edilmesiyle antik kentin simgeleri olabileceğini anlatan Karabayram, antik mezar odalarının yapı ve mimari konsept olarak bakıldığında günümüze kadar yüzde 90 korunmuş olarak geldiğini, mozaiklerin bulunduğu odalarda üzerlerinde çeşitli tasvirlerin bulunduğu lahitlerin de yer aldığını kaydetti. Nekropol alanındaki kazı çalışmalarının devam ettiğini de belirten Karabayram, iki mozaiğin ise kazıdan çıkmış haliyle tümüyle korunduğunu aktardı.

okeanos 2

Mezar odalarındaki mozaiklerden Medusa’nın mezara girecek kişilere karşı korkutma amacıyla yapıldığı, Okeanus’un ise denizler tanrıçası olduğunu anlatan Karabayram, bu iki eserin turizme açılması için de çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi. Şu an için mozaiklerin bulunduğu anıt mezarların sadece özel izin alınarak ve uzmanlar eşliğinde turist veya tur ziyaretlerine açılabildiğini belirten Cemil Karabayram, kazı çalışmaları tamamlandıktan ve gerekli önlemler alındıktan sonra alanın tamamıyla ziyarete açılacağını ifade etti. Karabayram, iki mezar odasının kapısının da mühürle kilitlendiğini ve her ziyaret öncesi bu mühürlerin Müze Müdürlüğü uzmanı tarafından açılıp, ziyaret bittikten sonra yine bu uzman eşliğinde mühürlendiğini anlattı.

okeanos 3

Medusa, Yunan mitolojisinde gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavar. Medusa’nın lanetlendikten sonra yılanlardan ok yaptığına, bakışları taşa çevirirken oklarının da hedefi yok ettiğine inanılırdı. Efsaneye göre Medusa yayı sağ eliyle tutarsa lanet getirir, sol eliyle tutarsa bakışları ile taşa çevirirdi.

Okeanos, Yunan mitolojisinde Uranus ile Gaia’nın ilk çocuğu ve ilk Titan. Tüm okyanusların kişileşmiş hali olan Okeanos, genelde kaslı bir adamın uzun sakallı ve boynuzlu yüzüyle simgelenirdi. Okeanos’un alt kısmı bir yılanı andırıyordu. Bugün kullanılan ‘Okyanus’ kelimesi buradan gelmektedir.

 

Patara’da Neron Deniz Feneri Kalıntılarında Yunus Balığı Kabartması Bulundu

Patara Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında Neron Deniz Fenerine ait olan taşların üzerine kabartma biçiminde işlenmiş 2000 yıllık yunus balığı betimi gün yüzüne çıkarıldı.

Antalya’nın Kaş ilçesindeki Patara antik kentinde bulunan önemli arkeolojik yapılar burayı önemli bir ören yeri haline getiriyor. Bu duruma katkı sağlayan bir diğer arkeolojik yapı ise buradRoma İmparatoru Neron tarafından MS 64-65 yıllarında  yaptırılan Neron Deniz Feneri.  Yapı, dünyada ayakta kalan en eski deniz feneri olma özelliği taşıyor. 2008 yılında yapılan kazılar ile açığa çıkarılan deniz fenerinin restorasyon çalışmaları 2011 yılında başladı.

Fener, Patara Limanı’nın iki ağzına 12 metre yükseklikte iki dev deniz feneri olarak konumlandırılmış, ancak günümüzde deniz fenerinin bulunduğu yer tamamen kumlarla dolmuş durumda. Bu nedenle, artık sahilden oldukça uzakta Patara Limanı’nın batı köşesinde bulunuyor.

patarada-2000-yillik-yunus-kabartmasi-bulundu

Deniz fenerinin restorasyonu için yapılan çalışmalarında bulunan yunus balığı kabartması için Prof. Dr. Havva İşkan Işık, İmparator Neron’un, deniz feneri üzerine yazdırmış olduğu kitabede ‘Ben bu feneri denizcilerin selameti için yaptırdım’ dediğini aktarıyor. Işık, bunun nedeninin yunus balığının denizcilere eşlik eden bir canlı olduğunu için uğur amaçlı olarak yapılmış olduğunu belirtiyor.

 

(Kaynak: sabah.com.tr, haberturk.com, arkeolojihaber.net, görsel: patheos.com)