Venedik’te Bir Baştarda
15. Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi “Reporting from the Front / Cepheden Bildirmek” teması ile düzenleniyor. Türkiye, sergiye kendi pavyonunda yer verdiği Darzana adlı projeyle katılıyor.
Feride Çiçekoğlu, Mehmet V. Kütükçüoğlu, Ertuğ Uçar’ın kuratörlüğünü yaptığı proje, Caner Bilgin, Hande Ciğerli, Gökçen Erkılıç, Nazlı Tümerdem, Yiğit Yalgın’ın oluşturduğu takımının ürünü. Ayrıca projeye Cemal Emden, Namık Erkal kuratörlük desteği sağlıyor.
Darzana; genelde Akdenizli kimliğini özelde ise Akdeniz’in iki ucunda bulunan Venedik ve İstanbul arasındaki bağı vurguluyor. Zaten projenin adı olan Darzana , Türkçe’de tersane ile İtalyanca’da aynı anlama gelen arsenale kelimeleri, Arapça’daki “Dara’s-sina’a” (sanayi yeri) ortak kökeninden geliyor.
Benzer biçimde; proje üzerine yapılan açıklamalarda “melez olma” durumu baştarda sözcüğünün etimolojisinde olduğu kadar; tekne tipinin niteliğinde de kendisini gösteriyor. Sözcüğün “nesebi belirsiz” anlamı – bastardo ve bastarda – projenin melezlik vurgusuna dair ipucu veriyor; denizcilik anlamındaki tarihine gidersek Osmanlı döneminde kadırga ile kalyon arasındaki bir geçiş türü, hem kürekle, hem yelkenle yol alan melez bir tekne.

Tekne inşaatının yapıldığı ve sonrasında teknelerin suya bırakıldığı denize dik konumlanmış “göz” denilen mekanlar, farklı kimliklere ve ölçeklere sahip Venedik ve İstanbul tersanelerinin ortak noktasını oluşturuyor. Bugün Arsenale’de sergi mekanlarına ev sahipliği yapan bu gözler, Darzana projesi ile Haliç kıyılarında inşa edilmiş bir tekneye olan Darzana‘ya ev sahipliği yapıyor. Ertuğ Uçar da projeye ilişkin yapılan tanıtım sunumunda, “Bienal için bir baştarda inşa ediyoruz. Haliç kıyılarındaki tersaneye unuttuğu işlevini hatırlaran bir tekne inşa etmek istiyoruz. Sonra bu tekneyi parçalarına ayırıp Venedik’e taşıyıp orada da bir son gemi inşa etmek istiyoruz. Bu gemiyle iki şehrin de bir yana bırakılmış, unutulmuş hikayelerini, ilişkilerini hatırlatmak istiyoruz.” diyerek açıklamıştı.

Darzana, din, dil, ırk, milliyet, cinsiyet gibi muhtelif aidiyetlerin kutsandığı, bu aidiyetler üzerinden sınır ve cephe tanımlarının yapıldığı, çatışmaların körüklendiği bir ortamda evrensel değerlere övgüde bulunan bir proje olarak görülmeli.
Darzana, 28 Mayıs – 27 Kasım 2016 tarihleri arasında Türkiye pavyonunda sergilenecek.
(Haberin Kaynakları: arkitera.com, turkiyepavyonu16.iksv.org/)
Işık Denizinde bir Gezgin : Félix Ziem
Ziem Müzesi ve Martigues Belediyesi iş birliğiyle gerçekleşen Işık Denizinde Bir Gezgin: Félix Ziem sergisi, 10 Kasım 2016 – 29 Ocak 2017 tarihleri arasında Pera Müzesi’nde düzenleniyor.
Serginin küratörlüğünü Lucienne Del’Furia ve Frédéric Hitzel üstleniyor.
İzlenimci akımın habercisi olarak kabul edilen 19. yüzyıl resmine damgasını vuran Fransız Sanatçı Felix Ziem, çoğunlukla deniz ve kentin iç içe geçtiği İstanbul’u ve Venedik’i konu alan resimleriyle biliniyor.
Sergi, eskizler, desenler ve aynı zamanda sanatçının kimi zaman yaşamı boyunca sakladığı yağlıboyalar olmak üzere; Martigues Ziem Müzesi’ndeki çoğunluğu ağırlıklı olarak Venedik’in ve İstanbul’un konu edildiği yapıtlardan oluşuyor.
Felix Ziem sergisinin kataloğu, hazırlanarak basımı yapıldı. Katalog ve içeriği hakkında bilgiye aşağıdaki Denizci Kitaplığı bağlantısından ulaşabilirsiniz:
Denizci Kitaplığı : Işık Denizinde Bir Gezgin: Felix Ziem
(Haberin Kaynaklar: peramuzesi.org.tr, commons.wikimedia.org)
Aqua Shock: Su Projesi’nden Bir Seçki
Borusan Contemporary, Edward Burtynsky’nin “Aqua Shock: Su Projesi’nden Bir Seçki”sine ev sahipliği yapıyor. Serginin kuratörü William Ewing.
5 yıllı kapsayan bu projenin sonucunda ortaya çıkan sergi için Burtynsky, Meksika Körfezi’nden Ganj Nehri kıyılarına uzanan bir uzun bir yolculuk yaptığını ve bu süreç içinde tanıklık ettiği görüntüleri çağdaş teknolojinin sunduğu olanaklar ile kayıt altına aldığını belirtiyor.
İnsanoğlunun doğanın temel kaynağı olan su ile olan ilişkisini irdeleyen sergi, ortaya sundukları bakımından fazlasıyla ürkütücü ancak yarattığı farkındalık ile de yapıcı…
Sergi için hazırlana tanıtım broşüründe yer alan Burtynsky’nin şu sözleri çok şey anlatıyor :
“ -hayli susamış bir uygarlık- küresel su kaynaklarını en megaloman firavunu bile utandıracak ölçekte yeniden düzenliyor.”
Sergi, Borusan Contemporary’de 26 Ekim 2016 – 19 Şubat 2017 tarihleri arasında görülebilir.
Petrol Sızıntısı #2 – Discover Enterprise, Meksika Körfezi, ABD 2010
Su Çiftçiliği #1 – Luoyuan Körfezi, Fujian Vilayeti, Çin 2012

Xiaolangdi Barajı #1 – Sarı Nehir, Henan Vilayeti, Çin 2011

Haber Kaynakları: borusancontemporary.com
“Biçim”in Dilinden Okyanuslardaki Kirlenme
37 ülkeden mimar ve tasarımcının katıldığı, 2016 Londra Tasarım Bienali, Thomas Moore’un kaleme almış olduğu “Ütopya” adlı eserin 500. yılına yapılan gönderme ile “Utopia By Design” teması altında gerçekleştiriliyor…
Bienalde ilgi çekici ürünlerden biri de Avustralya’lı tasarımcı Brodie Neill’in “Gyro Table” adlı tasarımı.
Doğduğu Tazmanya’nın bir zamanlar ancak kartpostallarda görülebilecek kadar etkileyici olan doğasının, denizden gelen atıklarla kirlenmesinin tanıklığı, tasarımcının günümüz dünyasının bu önemli sorunun üzerine düşünmesine neden olmuş. Bu durumu dile getirdiği tasarımında Neill, ayrıca bugün dünyayı kirleten atıkların potansiyelerine de dikkat çekmek istemiş.
Okyanuslardaki kirlenmeyi mobilyanın biçim anlayışı ile dile getiren bu sehpa, dünyanın farklı ülkelerinin kıyılarından toplanan atık gereçler kullanarak üretilmiş.


(Kaynak: www.dezeen.com)
Gerçekliğin Yeniden Üretildiği Bir Video Yerleştirme: “Siyah Dalgalar”
teamLab’ın, “Siyah Dalgalar” başlıklı sergisi, Borusan Contemporary’de açıldı. Serginin küratörlüğünü Charles Merewether gerçekleştiriyor.
Toshiyuki Inoko ve dört arkadaşı tarafından 2001 yılında kurulan teamLab, sanat, teknoloji, tasarım ve doğanın kesişme noktalarında dolanan disiplinlerarası bir sanat ortak girişimi.
Söylemlerini Japon geleneksel görme biçimine dayandıran oluşum, izleyici karşısına çıkardığı işlerinde gerçeklik algımızı sanal ortamda yaratılan görüntüler ile yeniden üretiyor. Özellikle mekansal etkiyi de kullanan Siyah Dalgalar adlı bu video, fiziksel mekan ve sanal mekan arasında bıraktığı izleyiciye hayretle karışık bir farkındalık sunuyor.
“Siyah Dalgalar”, 16 Ekim tarihine kadar Borusan Contemporary’de görülebilir.
(Kaynak: borusancontemporary.com)
Yaşam Kültürü + Özdeğin Sıvı Hali: “Karşıkıyı Projesi”
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen “İzmir’lilerin Denizle İlişkisini Güçlendirmekte Uygulanacak Tasarım Stratejisi Planı”çerçevesinde Bostanlı Deresi ağzı için tasarlanan “Bostanlı Yaya Köprüsü” ve “Bostanlı Gün Batımı Terası” kullanıma açıldı.
Denize kıyısı olan kentlerde yaşayan bireylerin denizle olan ilişki kurma sorunu Türkiye’deki kent planlama çabalarının gündeminde olan bir konudur. Geliştirilen pek çok öneri yerel yönetimler tarafından raflarda tozlanmaya bırakılırken; diğer bazıları merkezi yönetime hoş gözükmek için tasarımcılardan istemde bulunulan ancak uygulandığında kullanıcının gereksinimlerinin göz ardı edildiği ortaya çıkan projelerdir. Bunun bir nedeni de yaşam kültürü kuramamış tasarımcı ve kullanıcının karşılaştığı öneriler olmasıdır.
Ancak projenin gerçekleştirildiği yer İzmir olunca, sahil kesimi için geliştirilen bu projede ki çok yönlü yaklaşım, kuşkusuz kullanıcısını bulmuş gözüküyor. Bu nedenle uzun ömürlü olacağını ve kullanıcı tarafından benimseneceğini şimdiden ön görmek zor değil.





(Haber Kaynağı: arkitera.com)
Beton yüzen yapılara dikkat çekmek amacıyla tasarlanan kano: “Barbaros”
Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü tarafından üretilen “Barbaros” isimli beton kano denize indirildi.
Barbaros, Türkiye’de ilk defa çelik ve donatı takviyesi olmadan salt betonun özelliklerinin iyileştirilmesi ile üretilen ilk beton kano. Projedeki tüm kalıp, tasarım, statik ve dinamik analizler ve malzeme analizleri öğrenciler tarafından gerçekleştirildi.
Projenin amacı beton teknolojisine dikkat çekmek olduğu kadar özellikle yüzen yapılar konusunda ilk adımların atılmasını sağlamak.


Öğr. Gör. Ahmet Bal’ın koordinatörlüğünde projeyi gerçekleştiren öğrenciler ise Şeyda Kıraç, Pınar Kodal, Gülsüm Alban, Emine Dündar, Büşra Çağlar, Sedanur Korkmaz, Taha Yunus Aydın, Yusuf Kaya ve Metin Filgöz ve Kaptan Mehmet (Bozkurt).
Proje ekibi, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda denize indirilen Barbaros’la gelecek yıl Amerika’da gerçekleştirilecek beton kano yarışmasına katılım amaçlıyor.
(Haberin Kaynakları: gsf.nku.edu.tr, arkitera.com)
Boğaziçinde Yaşam Kültürü Her Yönüyle “Boğaziçi Buluşmaları”nda
Sakıp Sabancı Müzesi, “Boğaziçi Buluşmaları” başlıklı konferans serisine ev sahipliği yapıyor.
Boğaziçi’ni her yönüyle ele alacak bu etkinlik dizisi, Haziran 2016’dan Haziran 2017’ye kadar her ay bir kere düzenlenecek olan konferanslarla bir yıl boyunca sürecek.

Geniş kapsamlı olarak planlanan bu etkinlik, İstanbul yaşayışının en önemli öğesi olan Boğaziçi’ni, sahillerinden, dini yapılarına; müzik, edebiyat ve resimden Boğaziçi’nin korularına ve ağaçlarına kadar birçok konu içinde ele alacak. Tekne gezileri, edebi metin okumaları, mutfak kültürüne ilişkin tadımlara yer verilen programda çocuklara yönelik eğitimler de yer alıyor.
(Haber Kaynakları: http://sakipsabancimuzesi.org)
Akdeniz’de Geç Roma İmparatorluk Dönemine Ait 1600 Yıllık Ticaret Gemisi Batığı Bulundu.
İki dalgıç tarafından yaklaşık bir kaç hafta önce, Antik Kayserya (Caesarea) kentinin açıklarında 1.600 yıl önce batan Geç Roma İmparatorluk Dönemine ait bir ticaret gemisinin kalıntıları bulundu.
Deniz dibinde açık bir durumda bulunan batıkta bulunan eserlerin arasında; demir çapalar, gemi mürettebatının su içmek amacıyla kullandığı kaplara ait parçalar bulunuyor. Bulunan bronz eserler arasındaki Roma güneş tanrısı Sol İnvictus’, ay tanrıçası Luna’ya ve Afrikalı bir köleye ait betimlerin çok iyi bir durumda olduğu kaydedildi.

Metal heykellerin antik dönemlerde dönüşüm amacıyla eritilmesi; çok nadir karşılaşılan bu eserleri, benzersiz kılan bir diğer önemli nokta. Kayserya’da daha önce yapılan sualtı kazılarında da küçük ölçekli bronz heykeller bulunmasına karşın, bu batıktaki buluntuların büyük boyutlarda ve çok iyi durumda olduğu belirtiliyor.

Geminin limana girdiğinde fırtınaya yakalandığı ve kıyı seddine ve kayalara çarpmadan önce sürüklendiği tahmin ediliyor. Daha önce de Kayserya limanı açıklarında dalgıçlar tarafından Fatımiler dönemine ait 1000 yıllık 2000 altın dinardan oluşan bir hazine bulunmuştu. Ancak bu batığın, Akdeniz’in bu bölgesinde son otuz yılda bulunan en büyük hazine olma özelliği taşıdığını belirtiyor.
(haber kaynakları: reuters.com, arkeolojihaber.net, ibtimes.co.uk, timesofisrael.com)
H. Melville’in “Moby Dick” Adlı Romanına Esin Veren Balina Avını Konu Alan “Denizin Ortasında”, Gösterime Girdi.
Yönetmenliğini Ron Howard’ın gerçekleştirdiği “Denizin Ortasında” (In The Hearth Of The Sea) 1 Ocak 2016 tarihinde gösterime girdi.
Yapım, Yazar Herman Melville’in Amerika’da balina yağı toplamak amacıyla denize açılan Essex gemisi mürettabatının yaşadıklarından esinlenerek yazdığı ünlü roman “Moby Dick”in alt yapısını oluşturan bir öyküyü konu alıyor.
Film, Herman Melville (Ben Whishaw) adındaki genç bir yazarın Tom Nichorson (Brendan Gleeson) adlı bir zamanlar Essex adlı bir gemide tayfalık yapmış olan, yaşlı bir denizcinin kapısını çalmasıyla başlar.
Melville’in yeni yazmayı planladığı kitabın başarısı için çok önemli bazı ayrıntılarını anılarında saklayan yaşlı adam, başlarda konuşmaya direnmesine karşın, eşinin de baskısı üzerine; ikna olur. Anlattığı öykü, Massachusetts’e bağlı Nantucket Adası’nda başlar.
Balina yağının aydınlatmada kullanılabileceğinin keşfedilmesi küresel bir istem yaratmıştır. Bu pazardaki istemin genişliği, çok sayıda denizciyi okyanuslarda o dönemin koşullarına göre bilinmeyen sınırların ötesine seyir yapmayı zorlamıştır. Özellikle Nantucket Adası bu ticarette dünyada önemli bir pazar payını elinde tutmaktadır. Öte yandan bu durum balina yağı için denize açılan kaptanlar arasında da bir rekabete yol açmaktadır. Gemilerin açık denizden dönerken getirdikleri varil sayısı, kaptanlar açısından aşılması geren bir başarı kriterine dönüşmektedir.

imdb.com
Böyle bir ortamda yaklaşık olarak 2000 varil getirmesi için yeniden elden geçirilerek, seyire hazır duruma getirilen Essex gemisinin kaptanlığına atacağını düşünen deneyimli denizci Owen Chase (Chris Hemsworth), şirket yetkilileri ile yaptığı görüşmede düş kırıklığına uğrar. Çünkü kaptanlığa Nantucket Adasında balina yağı ticaretini başlatan önde gelen denizci ailelerden birini üyesi olan ancak deneyimsiz bir denizci George Pollard (Benjamin Walker) atanmıştır.
Deneyimsiz bir kaptanın altında ikinci kaptan olmayı kabul edememesine karşın, alacağı payın büyüklüğü ve ailesinin geleceği için bu konuma rıza gösterir. Denizde geçecek günlerin seyrini, deneyimli bir denizci ile deneyimsiz bir kaptanın arasındaki çatışma olduğu kadar; mitsel bir kimliğe sahip olan Beyaz balina ile yaşananlar damga vuracaktır.
Yapımın Künyesi:
Uzunluk: 2 saat
Chris Hemsworth – Owen Chase
Benjamin Walker – George Pollard
Cillian Murphy – Matthew Joy
Brendan Gleeson – Tom Nickerson
Michelle Fairley – Mrs. Nickerson
Ben Whishaw – Herman Melville
Tom Holland – Thomas Nickerson
(Kaynak: beyazperde.com, görsel: themiddleland.com)




