Denizci Toplum

Yükleniyor...

Denizci Toplum

Denizci Toplum

T ü r k D e n i z c i l i k K ü l t ü r ü H a r e k e t i

TİNA – Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin 5. ve 6. Sayıları Yayınlandı.

(Alıntılanan yazı,  arkeolojihaber internet sitesinde TINA Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin Yeni Sayısı Çıktı başlığı ile yayınlanmıştır.)

Türkiye Sualtı Arkeoloji Vakfı (TINA) tarafından yayınlanan Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin 5. ve 6. sayısı yayınlandı.

Derginin beşinci sayısında, Yenikapı kazılarında bulunmuş YK-12 batığının yeniden yapımının ayrıntılı bir incelemesi yer alıyor. Bin yıllık bekleyişin ardından denizde yelken açmaya hazırlanan YK–12’nin bilimsel çalışmasını İstanbul Üniversitesi’nden Işıl Özsait Koçabaş’ın kaleminden okuyabilirsiniz. Bir diğer önemli çalışma ise Alanya’da yer alan “Ptolemais” antik limanı üzerine Celil Samet Harmandar’ın makalesi. Liman üzerinde yapılan ilk çalışma yeni bilgilere ulaşılması açısından oldukça önemli. Bu iki önemli makale dışında Anadolu’nun denizcilik kültürünü ziyaretçilere ve araştırmacılara sunan İstanbul’daki Deniz Müzesi, Yenikapı kazılarının ardından İstanbul’a kazandırılması planlanan Yenikapı Müzesi, İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez Laboratuvarı ve bu alanda yaptığı çalışmalar, Sualtı Kültür Mirası Toplantıları, Limen Projesi, Tarihi Eserlerin Koruma ve Onarım Uygulamaları Çalıştayı beşinci sayının diğer konuları.

tina-denizcilik-arkeolojisi-dergisi-5-sayi-724x1024

21 Ocak 2016 günü kaybettiğimiz Sayın Mustafa V. Koç’un sualtı arkeolojisine yaptığı katkılar basında çok bilinmez. Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı’nın kurucu üyesi olan Sayın Mustafa V. Koç’un hem kişisel olarak hem de TINA Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı ile birçok sualtı arkeolojisi çalışmasına maddi ve manevi destkeleri on yıllardır devam etmekteydi. Son olarak Kendi isminin verildiği “Ankara Üniversitesi Mustafa V. Koç Deniz Arkeolojisi Araştırma Merkezi” 17 Haziran 2015’te kendisinin de katılımıyla açılmıştı. TINA Denizcilik Arkeolojisi Dergisi’nin 5. sayısında bu önemli Merkez üzerine bilgiler ve bu alanda çalışan akademisyenlerin görüşleri de bulunuyor.

tina-denizcilik-arkeolojisi-dergisi-6-sayi-729x1024

Altıncı sayıda ilk olarak Hırvat Konservasyon Enstitüsü Sualtı Arkeolojisi Bölümü’nün 2007 ile 2013 yılları arasında Hırvatistan’da, Mljet Adası’nın güney kıyısı açıklarında son derecede iyi korunmuş olarak bulunan 16. yüzyıl Venedik ticaret gemisi ve Osmanlı çinilerinden oluşan kargosu üzerinde yaptığı çalışmalar inceleniyor. Bir diğer önemli makale ise “Küçükçekmece göl havzası arkeolojik kazılarında yürütülen amphora çalışmaları”. Ayrıca 2016 yılı içinde Türkiye kıyılarında ve iç Sularında gerçekleştirilen çalışmaların hemen hepsine ait çalışma raporlarını da bu sayıda bulabilirsiniz.

Dergideki en önemli keşif haberi ise Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Harun Özdaş başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında arkaik döneme tarihlenen bir terrakota heykelin alt gövdesinin yaklaşık 45 metre derinlikte bulunması. Bu keşfe dair tüm detaylar derginin 6. sayısında yer alıyor.

Boğazın ve Denizin Kıyısında “BENİSTANBUL”

100 fotoğrafçının, İstanbul farklı yerlerinde, 2016 yılı boyunca çektikleri fotoğraflardan oluşan seçki, 11 Şubat Cumartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde açılan sergi ile izleyicilerin karşısına çıkıyor.

“BENİSTANBUL” fotoğrafçı Niko Guido’nun bir sanat girişimi olarak uzun soluklu bir proje olması planlanmış.

Burada en önemli amaç, İstanbul’un gelişen ama aynı zamanda hızla değişen yüzünü fotoğraflarla belgeleyerek kayıt altına almak ve gelecek kuşaklara miras olarak aktarılacak büyük bir arşiv oluşturmak.

Sergide yer alan sanatçılar, İstanbul’da süre gelen yaşamın çok farklı alanlarını fotoğraflamakla birlikte; kentin özellikle İstanbul Boğazına ve denize dönük olan yüzüne yönelik kareleri, bu büyüyü fotoğraf sanatının yorumu ile izlememize olanak sunuyor.

029813_tepe

benist3

benist6

(Kaynaklar: kultursanat.kadikoy.bel.tr, turktime.com)

Boğaziçi Buluşmaları’nda “Boğaziçi ve Edebiyat” Konusu Ele Alınıyor.

S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi, Boğaziçi’ni her yönüyle ele alan “Boğaziçi Buluşmaları” başlıklı konferans serisine ev  sahipliği yapmaya devam ediyor. Haziran 2016’da başlayan ve Haziran 2017’ye kadar her ay düzenlenecek konferans serisi kapsamında Boğaziçi’nin sahilleri, dini yapıları, koruları ve ağaçlarından Boğaziçi’nde müzik, edebiyat ve resme kadar birçok konu ele alınıyor.

“Boğaziçi Buluşmaları” konferans serisi, Şubat ayında Boğaziçi’nde Edebiyat konusuna odaklanacak.

“Boğaziçi ve Edebiyat” başlıklı yedinci Boğaziçi buluşması , 25 Şubat Cumartesi günü Sakıp Sabancı Müzesi’nde…

(Kaynak: sakipsabancimuzesi.org)

İstanbul, Deniz ve “LİMAN”

İstanbul kentinin deniz ve limanlarla ilişkisini vurgulayan “LİMAN”, 19. yüzyıldan günümüze Türk sanatında deniz kenarında ve liman çevrelerinde gelişen kültürel ve toplumsal yaşamı mercek altına alıyor.

İstanbul Modern, 12 yıldır kendisine ev sahipliği yapan Antrepo 4’e hem onun hem de İstanbul’un tarihini anlatan bu sergiyle veda ediyor.

1369947_1920x1080

“LİMAN” sergisi adını, toplumsal gerçekçi anlayışla bir araya gelen bir grup akademili sanatçının 1941 yılında açtığı bir sergiden de ödünç alıyor. Avni Arbaş, Nuri İyem, Mümtaz Yener ve Cemal Tollu’nun aralarında bulunduğu “Liman Ressamları” bireysel alandan toplumsal boyuta genişleyen bir açıda  “liman” konusuna eğildikleri bu sergi, sanat tarihine “Liman sergisi ” olarak geçer.

Bugün İstanbul Modern’de açılan sergi ise; farklı dönem ve disiplinlerden 34 sanatçı ve kolektifin resim, heykel, model, gravür, çizim, fotoğraf, video ve yerleştirmelerinden bir seçki sunuyor. Serginin kuratörlüğünü İstanbul Modern Direktörü Levent Çalıkoğlu ve Çelenk Bafra üstleniyor.

liman_basin_toplantisi

Sergide yer verilen sanatçıların adları şunlar: Nevin Aladağ, Meriç Algün Ringborg, Hüseyin B. Alptekin, Volkan Aslan, Turgut Atalay, Antonio Cosentino, Darzanà (Feride Çiçekoğlu, Mehmet Kütükçüoğlu, Ertuğ Uçar), Hasan Deniz, Cevat Dereli, Abidin Dino, Feyhaman Duran, Mıgırdiç Givanian, Ara Güler, Nedim Günsür, Özer Kabaş, Borga Kantürk, Gülsün Karamustafa, Volkan Kızıltunç, Muhsin Kut, Mıgırdiç Melkon, Yasemin Özcan, Serkan Özkaya, Sébah & Joaillier, Arslan Sükan, Hüsnü Tengüz, Selim Turan, Ömer Uluç, xurban_collective (Güven İncirlioğlu, Hakan Topal),  Fausto Zonaro.

fft251_mf21570105

Gülsün Karamustafa, “New Orientation” (1995)

fft251_mf21570106

Volkan Aslan, “Sevgili İstanbul”

fft251_mf21570016

Meriç Algün Ringborg, “Denize Kıyısı Olmayanlar İçin Hatıralıklar” (2015)

588aed5618c7732504065ba2

Hasan Deniz, “Tersane”

13245

Antonio Cosentino, “Suriye Yıldızı”

588aede618c7732504065ba9

Hüseyin Bahri Alptekin, “Bravo”

fft251_mf21569985

Feride Çiçekoğlu, Mehmet Kütükçüoğlu ve Ertuğ Uçar, “Darzanà”

Hem Antrepo 4’ün hem de İstanbul’un tarihini anlatan ‘Liman’ sergisi, 28 Ocak – 04 Haziran 2017 tarihleri arasında görülebilir…

(Haber Kaynakları: haberturk.com, milliyetsanat.com, turizmhaberleri.com, hurriyet.com.tr, virahaber.com)

“Denizler Altında 20.000 Fersah” Fransız Devlet Tiyatro’sunda Sahneleniyor

Fransa’nın ünlü ulusal devlet tiyatrosu Comédie-Française’de Christian Hecq ve Valérie Lesort tarafından, Jules Verne’in “Denizler Altında 20.000 Fersah” adlı eseri, sahneye uyarlandı.

Sahneye egemen olan dev bir lumbozun ardından sualtı ile görsel ilişkinin kurulduğu oyunda buradan gözüken deniz canlıları ya da burada gerçekleşen çeşitli olaylar da doğrudan oyuna katılarak , izleyici açısından mekan algısı sağladığı gibi anlamsal olarak da varsıl bir içerik yaratılmasını sağlıyor.

Hecq, oyunun kurgusunda kuklalardan yararlanılmasında; kuklalar ile güçlü ifadeler elde edilebildiğinden ve bir insanın fiziksel olarak yapabileceğinden daha fazla dinamik figürler ortaya çıkarabilmesi olarak açıklıyor. Teknik olarak siyah ışığın da kullanıldığı sahnelemede kuklalarla daha etkili bir algı sunuluyor.

Oyun, 25 Ocak 2017 – 19 Mart 2017 tarihleri arasında sahneleniyor.

d

 

deizler altında

de

(Kaynaklar: comedie-francaise.fr, paristheatre.over-blog.com, Scoopnest.com)

 

Laitinen’in Adası

Borusan Contemporary, medya sanatı koleksiyonundan seçilmiş yapıtları üç ayrı sergiyle UMMA’da sanatseverlere sunuyor. Bu seçki arasında özellikle Laitinen’in,  2007 tarihli It’s My Island adlı videosu ilgi çekici.

Sanatçı, Baltık Denizi’nin sığ sularında inşa ettiği adasında yarattığı tek vatandaşlı mikro-ulusu ile; yurttaşlık ve kimlik kavramlarını sorguluyor.

Laitinen, 3 ay boyunca Baltık Denizi’nin sığ olan bir bölümünde 200 adet kum torbasını tamamen kendi olanakları ile üst üste yığarak bir ada inşa etmiş. Sanatçı, amaçladığı yapay ada ortaya çıktığında çektiği büyük ölçekli fotoğraf dizisine arka planda etkileyici bir deniz manzarasını da ye vererek belgelemiş.

Burada izlenen performansı Laitinen çalışmalarının genel çerçevesi içinde değerlendirilmesi gerekiyor. Sanatçı özellikle Fin kültürel kimliği ve imge sorunsallarına yönelik işler üretiyor ve bunu da kültür ve doğa bağlamı içine yerleştirdiği “eril”lik ile ele alıyor.

Laitinen’in videosunun arasında yer aldığı seçki, ABD’nin önde gelen üniversite müzelerinden biri olan Michigan Üniversitesi Sanat Müzesi’nde – UMMA’da sergilenecek.

(Kaynak: borusancontemporary.com, nettiehorn.com)

Su ve Tin: AQUA

Reisha Perlmutter, AQUA’da anlattıları ile dikkat çeken bir sanatçı…

Bu ultra-gerçekçi resim dizisindeki kadın betimlerindeki su ve tin ilişkisi, resimlerinin ve buradaki söylemin ayırıcı özelliğini oluşturuyor.

Ancak bu su ile olan ilişki fiziksel duyuların kullanımının ötesinde sanatçının kendi geçmişi ile de kurduğu bir bağ…Doğup büyüdüğü Florida – Naples’in denizle olan ilişkisini ve kent üzerindeki etkisini özellikle vurgulayan sanatçı; resimlerinde de bu etkiyi kent ölçeğinden bireysel etkileşime doğru inerek açıklıyor. Ayrıca sanatçının resimlerini anlatırken, suyun içindeki ağırlıksız olma durumu, ışığın içsel aydınlanmaya yaptığı gönderme ile de görünen dünyanın ötesini betimliyor..

goruntu-1

indir

reisha_perlmutter_absorb

(Kaynak: reishaperlmutter.com)

Yenikapı Kazılarında Bulunan Gemi Batığı ‘Yenikapı 12’ Yeniden Yapıldı.

(Alıntılanan haber, Hürriyet gazetesi internet sitesinde 13.12.2016 tarihinde Ortaçağ teknesi yeniden üretildi başlığı ile yayınlanmıştır.)

Yenikapı arkeolojik kazılarında bulunan ‘Yenikapı 12’ isimli tekne, Avrupa Birliği’nden 55 bin Avro fon alınarak yeniden yapıldı. Bahar aylarında suya indirilecek tekne daha sonra Marsilya’da sergilenecek.

Marmaray metro çalışmaları sırasında Yenikapı’da sürdürülen arkeolojik kazılarda çok sayıda batık gemiye ulaşılmıştı. Theodosius limanında bulunan batıklar İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Ufuk Kocabaş tarafından laboratuvara alındı. Yenikapı’da inşa edilecek müzede batık kalıntıları amforalar ve diğer buluntular birlikte sergilenecek. M.S. 5 ve 10. yüzyıllara tarihlenen batıklar dünya denizcilik tarihine ışık tutacak. ‘Yenikapı 12’ adı ile anılan 9. yüzyıl batığı 7 metre uzunluk ve 2.5 metre genişliğe sahip.

Tekne hafif bir eğimle karinası üzerine oturarak batmış ve üzeri aniden deniz kumuyla örtüldüğü için de amfora yükünün altındaki ahşap elemanlarının büyük çoğunluğu bütün olarak ve orijinal yerlerinde korunmuş olarak bulundu. Çok sayıda anfora ile birlikte bulunan 9. yüzyıl sikkeleri ve mutfak eşyaları batığı daha önemli kıldı. Prof. Kocabaş hem ortaçağ deniz ticareti konusunda fikir vermesi hem de denizcilik tarihi açısından önemli bir süreci başlatmak düşüncesiyle ‘Yenikapı 12’nin replikasını yapmaya karar verdi. Avrupa Birliği ENPI Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı çerçevesinde 55 bin Euro fon aldı. Geminin birebir replika projelerini İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Işıl Özsait yaptı.

yenikapı 2

Tekne Tuzla’da RMK Marine tersanesinde orijinalindeki gibi kestane ağacından inşa edildi. Prof. Ufuk Kocabaş projenin bundan sonraki aşamalarını şöyle anlattı: “Test sürüşü yapacağız. Geminin hızı nasıldı, draftı nasıl, rüzgâra nasıl tepki veriyor. Ortaçağ denizciliğini biraz anlamaya çalışacağız. ‘Yenikapı 12’yi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ve sonra da Marsilya’da sergileyeceğiz. Tekneyi dünyaya göstermek istiyoruz.”

“Kuzey Kutbu İçin Ağıt”

Dünyaca ünlü piyano sanatçısı Ludovico Einaudi, OSPAR toplantısına dikkat çekmek amacıyla Greenpeace ile 2016 yılında ortak bir performans gerçekleştirdi.

Greenpeace tarafından eşgüdümlenen bu müzikal eylem, 2016 yılında İspanya’nın Tenerife kentinde toplanan OSPAR Komisyonu’nun çalışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.

1972 yılında kurulan OSPAR (OS – Oslo ve PAR – Paris’te toplanan kurultaylardan dolayı; bu kentlerin adlarının kısaltmasından oluşuyor), Kuzey Doğu Atlantik’in deniz yaşamını korumak amacıyla kurulan bir oluşum ve bünyesinde 15 Avrupa Birliği üyesi ülke yer alıyor.

tenerife

Einaudi, “dünyanın en güzel sahnesi olarak adlandırdığı” Svalbard’da bulunan Wahlenbergbreen buzulu önünde kendi bestesi olan “Kuzey Kutbu İçin Ağıt”ı seslendirdi…Einaudi’nin aynı zamanda Siyah Kuğu (Black Swan) filmi ve Doctor Zhivago dizisindeki müzikleri ile tanınan bir besteci olduğunu anımsatmakta yarar var.

Avrupa’nın Atlantik Okyanusuna açılan kapısı olarak tanımlanan bölgedeki bu etkinlik, Einaudi’nin 8 milyon kişinin düşüncesini seslendirildiği bir eylem olarak; dünyadaki medya kuruluşları tarafından da yoğun bir ilgi gördü.

save-the-arctic

ludovico-einaudi-performs-in-the-arctic-ocean-greenpeace-designboom-03

https://vimeo.com/171859198

(Kaynaklar: ntv.com.tr, designboom.com, greenpeace.org)

“Buzul Kıta Antarktika’dan Yansımalar” Fotoğraf Sergisi

İÜ Öğretim Üyesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Bayram Öztürk ve ekibinin, 02-10 Nisan tarihlerinde Antarktika’da gerçekleştirdiği bilimsel araştırmanın fotoğrafları, “Buzul Kıta Antarktika’dan Yansımalar” adıyla 23 Aralık’tan itibaren iki ay boyunca Antalya Deniz Biyolojisi Müzesi’nde sergilenecek.

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’ndan Prof. Dr. Bayram Öztürk ve Yard. Doç. Dr. Arda Tonay’ın 2014-2016 yılları arasında Antarktika’ya yaptıkları sefer ve buradaki bilimsel çalışmalarından kesitlerin de yer alacağı sergide, Antarktika’nın buzul tipleri, canlıları ile bilimsel ve sosyal yaşamı gibi konulardan oluşan 50 fotoğraf bulunuyor.

Buzul Kıta Antartika'dan Yansımalar

İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’ndan (TÜBİTAK) oluşan 14 kişilik araştırma ekibi 29 Mart 2016 tarihinde beyaz kıtaya doğru yola çıkmıştı.

İklim değişikliği, buzullar, yabancı türler, kirlenme, denizel biyoçeşitlilik, koruma alanları, deniz memelileri ve botanik konularında araştırma yapan ekipte iki kadın akademisyen de yer almıştı.

02 Nisan’da Antarktika’ya ulaşan ekip, 10 Nisan’a kadar 50 millik bir alanda çalışma yaptıktan sonra Türkiye’ye dönmüştü.

Sergide, Prof. Dr. Bayram Öztürk’ün 2014-2015 yılları arasında Antarktika’da yaptığı çalışmalardan da fotoğraflar bulunuyor..

(Haber Kaynakları: TurkSail.com , Antalya Deniz Biyolojisi Müzesi facebook sayfası)