Erkmen’in Kentsel Sınırları Köprüye Dönüştüren Projesi : “On Water”
Ayşe Erkmen, Münster’de gerçekleştirdiği “On Water” adlı çalışması ile sosyolojik ve şehir planlaması gibi sorunlara da dikkat çekiyor.
Erkmen, projesinde Münster’in iç limanını kullanarak, canlı bir bölge olan Kuzey İskelesi (Nordkai) ile sanayileşmiş bölge konumunda olan Güney İskelesi (Südkai) arasındaki iki nehir kıyısını birbirine bağlamak için bir konteynerlardan oluşan bir iskele oluşturdu. Suyun hemen altında bir dolaşım alanı oluşturan bu iskele, aynı zamanda bir köprü işlevi görüyor. Böylece iki kıyıyı birbirine bağlayarak, coğrafi sınırların aşılmasına olanak sağlıyor.

Nehir patikaları siyasi haritalarda sınırları çizmek için olası yerler olarak kullanılırken, su yolları ve insan yapımı kanallar kentsel gelişim için başlangıç noktası ve katalizör görevi görmektedir. Su yolları böylelikle uygarlaşma sürecinde, olasılık ya da kısıtlamayı temsil eden belirsiz bir yere sahiptir.
Erkmen, Skulptur Projekte 2017’de bu bölünmeyi yansıtmakla kalmıyor; tam anlamıyla bir köprü kuruyor. Erkmen, liman havzasıyla ayrılmış iki kentsel alan arasında bir bağlantı kurmak için, kara köprüsü yerine bir su köprüsü kullanılarak, Münster sakinleri ve ziyaretçileri için bu kopuk alanı yürüyerek ulaşılabilir duruma getiriyor.



(Kaynaklar: saha.org.tr, spikeartmagazine.com, tweetiz.com/nil göksel, hyperallergic.com, artasiapasific.com)
“Bir İskele Yapısı” Tasarım Yarışmasının Sonuçları Açıklandı
Türk Yapısal Çelik Derneği tarafından düzenlenen Çelik Yapılar Öğrenci Yarışmalarının 14’üncüsü sonuçlandı. SteelPRO 2017 yarışmasının teması “Bir İskele Yapısı” olarak belirlenmişti. 77 öğrencinin ve 14 danışmanın katılım gösterdiği yarışmada 23 proje yer aldı.
Türkiye’nin çelik yapıların avantajlarından yararlanmayı öğrenmesinin bir süreç olduğu düşüncesiyle düzenlenen bu yarışmalar dizisinde, çeliğin ve çelik yapıların avantajları konusunda farkındalığın artırılması; ilgili standart, yönetmelik, malzeme, tasarım ve uygulama yöntemleri konularında tanışıklık ve alışkanlık kazandırılması amaçlanıyor. Burada önemli olan noktalardan biri de bu bilinçlenme sürecinin öncelikli olarak gerektiği öğrencilerden başlanması yaklaşımı.
Katılan öneriler, Melike Altınışık, Bünyamin Derman, Prof. Dr. Celal Abdi Güzer, Dr. Selçuk İz, Serdar Karahasanoğlu, Nevzat Sayın (Jüri Başkanı), Prof. Dr. Cavidan Yorgun‘dan oluşan juri tarafından değerlendirildi.
Juri, yarışmaya katılan projeler arasında deniz, boğaz, haliç, nehir, göl veya yapay gölet (baraj göleti) kenarında, teknelerin, deniz taşıtlarının, karaya yanaşıp yolcu indirip, bindirdikleri, yanaşma yeri olarak değerlendirileceği biçimde iskele ya da rıhtım olarak işlev verecek yapı önerileri arasından ele yaparak istenen koşulları sağlayan tasarımları belirledi.
Yarışmada beş proje juri tarafından, yarışma yönergesinde belirtildiği gibi Eşdeğer Ödüle değer görüldü. Eşdeğer Ödül sahiplerinin aşağıdaki sıralaması, derecelendirme olmayıp proje numarasına göre belirlenmiştir.

Proje No: 4
Mustafa Parlak – Kocaeli Üniversitesi Mimarlık
Berat Ekşi – İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği
Murat Ümitcan Acar – İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği
Pınar Beyazıt – Yeditepe Üniversitesi Mimarlık

Proje No: 6
Can Kalınsazlıoğlu – Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık
Selanur Demir – Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık
Hüseyin İnce – Selçuk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Proje No: 10
Ahmet Barış – Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık
Osman Can Bagatır – Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık
Burak Güzel – Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık
Alp Yurdakul – Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Proje No: 16
Samet Kuzu – Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık
Mehmet Onar Dinçer – Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Proje No: 20
Bilal Toğrul – İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık
İdris Demirli – İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık
Ümit Nurullah Yürük – İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık
Abdüsselam Şahin – İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık
2016 ve 2017 yılında yapılan öğrenci yarışmalarında derece alanlardan bir katılmcı, Avrupa Yapısal Çelik Birliği tarafından gerçekleştirilen Europe Steel Design Student Awards ödüllerine aday olarak gösterilecek. ECCS yarışmasının ödül töreni 14 Eylül 2017 Danimarka’nın Kopenhag şehrinde gerçekleştirilecek.
Hollanda’da Yüzen Çiftlikler Kuruluyor.
Giderek artan nüfus ve tarım alanlarının özellikle büyük kentlerde hızla daralması nedeniyle Hollanda, su üzerinde yüzen çiftlikler kurmaya hazırlanıyor.
Dünyanın ilk yüzen süt ürünleri çiftliğinin yapımına, ülkenin ikinci büyük kenti Rotterdam’daki Merwehaven’da kısa süre içinde başlanıyor. Beladon adlı şirket tarafından geliştirilen ve AgriFood adlı kuruluşla birlikte yaşama geçirilen proje kapsamında iki ayrı yüzen çiftlik inşa edilecek. Yaklaşık 2 milyon avroya malolması beklenen yüzen çiftlikler,n, önce Rotterdam’a ardından da Den Bosch kentinde kurulması planlanıyor. Projenin yaratıcılarından olan Peter Van Wingerden, Den Bosch ve Rotterdam kentlerini pilot bölgeler olarak seçtiklerini yaptığı açıklamada belirtiyor.
Van Wingerden’e göre yüzen çiftlik fikri bir bilim kurgu ürünü bir düşüncenin sonucu değil değil, tam tersine insan uygarlığının kaynaklarını daha doğru ve sürdürülebilir yönettiği bir geleceğe doğru atılmış bir akılcı bir adım.
Beladon ve AgriFood, firmalarının projeyi daha geliştirebilmek için yüz bin avroluk kaynak ayırdığı ve çok sayıda kuruluşun destek verdiği proje, su açısından varsıl kaynakları olan ülkede hızla artan nüfus ve giderek daralan tarım alanları konusunda önemli bir seçenek olarak değerlendiriliyor.




(Kaynak: milliyet.com.tr)
”Gökova, Sadun Boro’yu Kucaklıyor” Yontusu Kisebükü Koyu’nda…
“Kısmet” adlı yelkenli teknesiyle dünyayı dolaşan Türk denizci Sadun Boro’nun anısına yapılan “Gökova Sadun Boro’yu Kucaklıyor” yontusu Kisebükü’nde açıldı.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi destekleriyle yapılan heykel, Heykeltıraş Ufuk Boy tarafından 6 aylık bir çalışma sonucunda meydana getirildi.
Demir gereç ile hazırlanan ve deniz koşullarına dayanabilecek bir duruma getirilen ve 6 metre yüksekliğinde ve 6.5 metre eninde ölçülere sahip olan bu çalışma ilgili olarak; Boy, somut bir çalışma olduğu için herkesin farklı şeyler algılayabileceğini belirterek, Sadun Boro‘nun öyküsünü anlatmaya çalıştığını, doğaya gösterdiği saygı, sevgi ve bunun sonucunda doğanın O’nu kucaklamasını anlatmaya çalıştığını ifade etti.
Heykelin açılışına Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz, Denizciler Derneği Başkanı Mustafa Demiröz, Bodrum Deniz Limanı Şube Müdürü Raşit Özkan, Bodrum Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Serdar Kaya, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Gülizar Akbay, Sadun Boro’nun kızı Deniz Boro ile Sadun Boro’yu anmaya tekneleriyle gelen başta Can Pulak ve Ali Şen olmak üzere çok sayıda vatandaş katıldı.
Muğla Belediyesi Klasik Müzik Orkestrası Quartet’ı da, denizcilere tekneden minik bir müzik ziyafeti verdi.
Etkinlikler, Sadun Boro tarafından Okluk Koyuna yaptırılan Deniz Kızı heykelinin denizciler tarafından selamlanması ile sona erdi.
(Kaynaklar: denizhaber.com.tr, bodrumyerelhaber.com, focagazete.com)
Boğaziçi Buluşmaları’nda”Boğaziçi’nde Su ve Su Kültürü” Ele Alınıyor
S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi, Boğaziçi’ni her yönüyle ele alan “Boğaziçi Buluşmaları” başlıklı konferans serisine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Haziran 2016’da başlayan ve Haziran 2017’ye kadar her ay düzenlenecek konferans serisi kapsamında Boğaziçi’nin sahilleri, dini yapıları, koruları ve ağaçlarından Boğaziçi’nde müzik, edebiyat ve resme kadar birçok konu ele alınıyor.
“Boğaziçi Buluşmaları” konferans serisinde, Haziran ayında “Boğaziçi’nde Su ve Su Kültürü” konusunu ele alınacak…
Etkinlikte, Dr. M. Sinan Genim’in sunumu yapacağı “Boğaziçi’nin Mesire Yerleri ve Kaynak Suları” nın ardından Alican Akdemir, “Günümüz Dünyasında Su ve Su Tadımı”nı anlatılacak.
10. Boğaziçi buluşması, 03 Haziran Cumartesi günü Sakıp Sabancı Müzesi’nde
(Haber Kaynakları: http://sakipsabancimuzesi.org)
Deniz Rotalarını Ve Sanat Alanındaki Yansımalarını Ortaya Koyan “Hors Pistes: Deniz Geçişleri” Pompidou Müzesi Malaga’da
Hors Pistes‘in ikinci bölümü, “Deniz Geçişleri” başlığı altında düzenleniyor. Paris‘teki ve Malaga‘daki Pompidou Müzesi‘nden oluşturulan çalışma takımlarının işbirliğiyle hazırlanan sergi, denizlerdeki rotaları ve sanat alanındaki yansımalarını ortaya koyuyor.
“Deniz Geçişleri” daha önce 26 Ocak – 12 Şubat 2017 tarihleri arasında Paris Pompidou Müzesi sanat izleyicilerinin karşısına çıkmıştı.
Akdeniz‘i 21. yüzyılın en tehlikeli rotası durumuna getiren ve insani dram öykülerine yol açan göç hareketlerinden, bilgisayar verilerini gözden uzak biçimde denizaltından aktaran kablolara ya da deniz üzerindeki kitlesel ölçekteki turizm amaçlı dolaşıma ve konteynerlerin taşındığı denizaşırı tecimsel etkinliklere kadar çağdaş uygarlığın ürettiği tüm bu yolculuk biçimleri; politik, ekonomik, yasal ve insani sorunların, gerginliklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Mitlerin, maceraların, fetihlerin, arayışların, keşiflerin ve özgürlüklerin taşıyıcıları olan deniz yolculuklarında bir felsefi, kurgusal ve şiirsel boyut, değişmez bir biçimde varlığını sürdürmekte; korsanlar, denizciler ve balıkçılar olağanüstü niteliklere sahip kişilere dönüşmektedirler.
Hors Pistes, gerçekleştirilen montajlar ve düzenlenen performanslar aracılığıyla, gerçekliği bünyesinde barındıran ve farklı biçimler alan bu deniz yolculuklarının bir ses veriyor.
“Hors Pistes: Deniz Geçişleri” sergisi, 23 Mart – 23 Nisan 2017 tarihleri arasında Malaga Pompidou Müzesi’nde olacak.
(Kaynaklar: laventanadelarte.es, centrepompidou-malaga.eu)
“Uluslararası Aeneas Rotası Çalıştayı” Sona Erdi
(Alıntılanan bu yazı, aktuelarkeoloji.com.tr’de Uluslararası Aeneas’ın Rotası Projesi Çalıştayı başlığı ile yayınlanmıştır.)
Balıkesir’in Edremit ilçesinde, Edremit Kaymakamlığı, Edremit Belediye Başkanlığı ve Antandros Derneği işbirliğinde düzenlenen “Uluslararası Aeneas’ın Rotası Projesi Çalıştayı” 4-7 Mayıs tarihleri arasında 5 ülkeden belediye başkanları, büyükelçiler, arkeologlar, turizmciler ile farklı alanlardan birçok akademisyen ve profesyonelin katılımı ile gerçekleşti.
M.Ö 1. yüzyılda yaşamış olan Romalı yazar Publius Vergilius Maro tarafından kaleme alınan “Aeneas Destanı”ndan yola çıkarak başlatılan proje kapsamında, Avrupa’da çok iyi bilinen bu efsanenin yeniden canlandırılmasıyla Edremit’in binlerce yıllık kültürel mirasının tüm dünyaya tanıtılması hedefleniyor.
Çalıştayın bilim ve düzenleme kurulunda Edremit Kaymakamlığı, Edremit Belediyesi, Antandros Derneği, Prof. Dr. Gürcan Polat, Doç. Dr. Yasemin Polat, Dr. Aslı Saka, Ord. Prof. Dr. Francesco D’Andria, Prof. Dr. Massimo Frasca, Prof. Dr. Antonino la Marca yer alıyor.
Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka, Edremit Kaymakamı Ali Sırmalı ve Antandros Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleşen 3 günlük çalıştayda sunum yapan isimler arasında Roma’daki Lavinium Vakfı üyesi Dr. Tara Francesco Borghese, İtalya’nın İzmir’deki başkonsolosu Luige Iannuzzi, İtalya-Ankara Büyükelçiliği Kültür Ateşesi Dr. Emilio Sessa ve İtalyan temsilciler, Catania Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Massimo Frasca, Uluslararası Zeytin/Zeytinyağı Konseyi (IOC) İcra Direktörü Abdellatif Ghedira, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Ümmühan Tibet, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi icra Direktörü Mustafa Tan, Arnavutluk’un eski Roma Büyükelçisi Arkeolog Prof. Dr. Neritan Ceka, Arkelog Prof. Dr. Massioma Fresca, Aeneas Rotası belgeselini çeken İtalyan yönetmen Alberto Perugia, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba, Avrupa-Akdeniz Zeytin Yağı Belediyeler Federasyonu (FEMO) Enrico Lupi, Tunus-Kartaca Belediye Başkanı Houssem Ben Sghaier, Gemi Mühendisi Hüseyin Çoban, Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Sabriye Çelik bulunuyor.
Aeneas Destanı
Tanrıların emri doğrultusunda yanmakta olan Troya’dan yeni bir yurt kurmakla görevlendirilen Troyalı kahraman Aeneas, İda Dağı’nı aşarak Antandros’a gelir. O dönemde İda Dağı’ndan elde edilen keresteler üzerindeki hâkimiyeti ile ünlü Antandros’ta gemilerini yaparak yeni bir yurt kurmak üzere denize açılır. Delos Apollon’undan aldığı kehanet doğrultusunda atalarının geldiği İtalya’ya yelken açan Aeneas, maceralı yolculuğu sonrasında İtalya’da ilk olarak Castro’ya ayak basar. Yolculuğu sırasında bugünkü Türkiye, Yunanistan, Arnavutluk, İtalya ve Tunus olmak üzere 5 ülkeden, 21 limana uğrayan Aeneas’ın Antandros’ta başlayan yolculuğu İtalya’nın Lavinium kentinde sonlanır.
Aeneas’ın Rotası Projesi kapsamında Roma İmparatorluğu’nun ilk imparatoru olan Augustus’un soyunu dayandırdığı ve Roma’nın efsanevi kurucusu Aeneas’ın gemilerinin Antandros’ta yeniden inşa edilerek, bir kez daha aynı güzergâhtan Roma’ya götürülmesi planlanıyor. Gemilerin Antandros limanında kurulacak tersanede yapılması ve buradan yola çıkarak uğrayacağı her limanda Türkiye tanıtımı ile ilgili etkinlikler yapılması ve bir belgesel film oluşturulması hedefleniyor.
3 kıtada yer alan bu 5 ülke arasında önemli bir bağ kurarak, barış ve kardeşlik mesajları verecek olan bu proje, bu coğrafyanın insanının aslında birbirinden çok da farklı olmadığını gösterecek. Proje aynı zamanda, yurdunu terk etmek zorunda kalan Aeneas’ın kendine yeni bir yurt kurmasıyla sonlanan yolculuk öyküsü ile günümüzde yaşanan göç konusuna da dikkati çekecek.
Zeytinin Önemi
Aeneas’ın rotasındaki tüm ülkeler zeytin üreticisi olduğundan ve efsaneye göre Aeneas’ın elinde bir zeytin fidanı veya zeytin dalı bulunmasından yola çıkılarak projeye zeytin de dahil edilmiş. Antandros’ta yeniden inşa edilerek, bir kez daha aynı güzergâhtan Roma’ya götürülmesi planlanan gemilerin durdukları her limana Edremit’ten götürülen birer zeytin fidanı bırakması, böylelikle rota üzerindeki her limanda bir Edremit zeytin fidanlığı oluşturulması planlanıyor. Çalıştayda ayrıca, katılımcı belediye başkanlarının getirdikleri zeytin fidanlarıyla Edremit’te oluşturulması planlanan Aeneas Zeytinliği’nin ilk adımları da atıldı.
Çalıştayda kapsamında ayrıca, Altınoluk’ta Antandros Kültür Parkı ve Dişi Kurt Heykeli’nin açılışı ile Aeneas’ın Troya’dan geldiği yol olan ve Valilik Misya Yolları Projesi kapsamında hazırlanan “Aeneas Yürüyüş Yolu (Misya Yolları)” açılışı Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın Mustafa Çaltı, Edremit Kaymakamı Sayın Ali Sırmalı ve çalıştaya katılmak üzere farklı ülkelerden gelen konuk ve vatandaşların katılımıyla gerçekleşti. Heykeltıraş Ekin Erman tarafından yapılan, Aeneas’ın torunları Remus ve Romulus’u emziren Dişi Kurt heykeli Antandros Kültür Parkı’nda büyük ilgi ile karşılandı. Aeneas Yürüyüş Yolu’nun açılışının ardından Altınoluk’taki Abdullah Efendi Konağı’nda Özdemir Yemenicioğlu’nun “Antik Sikke Yorumları” ve Firdevs Sayılan’ın “Antandros Gün Işığına Çıkıyor” isimli sergilerinin açılışları gerçekleşti.
Projeye Olumlu Destek
3 gün süren “Uluslararası Aeneas’ın Rotası Projesi Çalıştayı”nın son gününde, Aeneas’ın rotasında keşif yapacak “İda” isimli tekne yerli ve yabancı konukların katıldığı törenle denize açıldı. Kentin ve bölgenin turizm potansiyeline önemli katkı sağlayacak projenin ilk adımı niteliğindeki çalıştaya katılan katılan yurt içi ve yurt dışından gelen kurum ve katılımcıların birbirinden fikir alış-verişi yapması sağlandı. Çalıştay sonucunda, rota üzerindeki tüm ülkelerde yer alan belediyelerin ve katılımcıların projeye son derece olumlu baktığı, projenin gerçekleştirilmesinin rota üzerindeki her limana önemli katkılar sağlayacağı belirtildi. Çalıştaya davet edilen ancak katılamayan belediyelerden de destek mesajları geldi. 3 kıtadan 5 ülkeyi birleştiren projenin, 2018 yılının Troia yılı olması nedeniyle de son derece şanslı başladığını aktaran Prof. Dr. Gürcan Polat, projenin ilk adımlarının 2018’de atılmasını hedeflediklerini belirtti. Çalıştay, Prof. Dr. Rüstem Aslan’ın anlatımı ile gerçekleşen Troya Antik Kenti gezisi ile son buldu.
Bir Belgesel: “İstanbul Boğazının Koruyucuları”
Yönetmenliğini Claire Jager’in gerçekleştirdiği 2017 tarihli belgesel film, dünyanın en yoğun deniz trafiklerinden birinin yaşandığı İstanbul Boğazını konu alıyor. Her şeyin dev ölçülere sahip olduğu ve büyük sayılarla anlatıldığı Boğaz trafiği, büyük tehlikelere her an gebe…
Jager, bu yapımı ile herhangi bir faciaya neden olmadan Boğazın içinde geçip giden gemileri ve trafiği yöneten insanları anlatıyor.
Film, 28. Ankara Film Festivali’nin programında yer almış ve Türk izleyicisinin karşısına çıkıyor.
(Kaynak: filmfestankara.org.tr)
Ege Denizi Üzerinden Avrupa’ya Uzanan Deniz Mülteciliğinin Fotoğrafları
Yunanistanlı 11 foto muhabiri, mültecilerin Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçişlerini tüm yalınlığı ile göz önüne sermek amacıyla ortak bir fotoğraf sergisi açtı.
Fotoğrafçılar; Milos Bicanski, Andrea Bonetti, Louisa Gouliamaki, Yannis Kolesidis, Yannis Liakos, Dimitris Bouras, Menelaos Mirillas, Nikos Paleologos, Anna Pantelia, Fotis Plegas ve Orestis Seferoglou, Ege Denizinin kıyısından Avrupa’nın içlerine dek mültecilere eşlik ederek, bu çileli yolculuğu kayıt altına aldılar.
Yakın bir zamanda ‘The Itinerary, Tracing the Refugee Routes’ kitabıyla bir araya getirdikleri ve bir insanlık dramını anlatan bu fotoğraflar, Avrupa’da sergilenecek.






(Kaynak: nostosphotos.com)
Galataport (Salıpazarı Kruvaziyer Limanı Projesi) Mühürlendi.
(Alıntılanan bu haber, hürriyet.com.tr’de “Galataport’a Mühür” başlığı ile yayınlanmıştır.)
İhalesi, projesi, davaları ve yapımı 12 yıldır yılan hikayesine dönen Galataport projesinde inşaat durduruldu. İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Kurulu incelemesinde ‘Paket Postanesi’ ve ‘Karaköy Yolcu Salonu’nda yıkım şekli ve iletilen tadilat projesinin uygun olmadığına karar verip suç duyurusunda bulunuldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ise projeye aykırı uygulamalar sebebiyle inşaatı mühürledi.
Doğuş Grubu’nun Bilgili Holding ile ortak olduğu ve geçtiğimiz yıl yapımına başladığı Galataport projesinde ‘Karaköy Yolcu Salonu’ ile ‘Paket Postane’nin yıkılması üzerine Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunan İstanbul 2 Numaralı Koruma Kurulu üyeleri, projeyi yerinde inceleyerek inşaatı durdurdu.
Kurul, inceleme sonucunda suç teşkil eden uygulamaları yazarken, ‘Paket Postanesi’ için şirketin verdiği tadilat projesini kabul etmediğini, ‘Karaköy Yolcu Salonu’nda elle sökülmesi gereken yerlerin ise iş makinası ile yıkıldığını tespit etti. Diğer yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İmar Müdürlüğü’nün de projeye aykırı uygulamalar gerekçesiyle tadilat tutanağı ile inşaat çalışmalarını mühürlediği ortaya çıktı.
Yasal İşlem Başlatılmıştı
Galataport projesini yürüten Salıpazarı Liman İşletmeciliği A.Ş, Karaköy Yolcu Salonu ve tarihi Paket Postanesi binasını iş makineleri ile yıkmıştı. 1940’lı yıllarda yapılan Karaköy Yolcu Salonu 2002 yılında Koruma Kurulu tarafından ‘Korunması gerekli kültür varlığı’ olarak tescillemişti. 2015 yılında ise kurul, yapının koruma grubunu 1 olarak belirledi.
Paket Postanesi de 1907-1911 yılları arasında Gümrük Binası olarak inşa edilmişti. Koruma Kurulu tarafından Paket Postanesi’nin de tescili yapılmıştı. Tarihi binaların, Koruma Kurulu’nun geçen sene 9 Haziran tarihinde onayladığı restorasyon projesine aykırı şekilde yıkılması büyük tepki çekerken Kurul 8 Mart’ta sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu.
Dış Duvarlar Zayıfladı
Kurul üyeleri Galataport projesini 6 Nisan günü yerinde inceledi. Şehir plancısı Ahmet Kaya’nın başkanlığında inşaat alanını gezen 6 kurul üyesi projeye aykırı uygulamaları tespit etti. Şirketin yıktığı tescilli Paket Postanesi ile ilgili kurula gönderilen tadilat restorasyon projesini reddeden kurul, mevcut durumun tespiti için güncel rölövenin getirilmesini talep etti. Kurul ayrıca yapıyı çevreleyen dış duvarların yıkım esnasında zarar gördüğünü düşünerek duvarların strüktür (yük taşıma gücü) raporlarının hazırlanmasını istedi.
Belediyenin Gerekçeleri
KORUMU Kurulu’nun dışında İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar Müdürlüğü’nün de geçen ay denetlediği Galataport inşaatı için ‘‘yapı tatil tutanağı’’ düzenlediği ortaya çıktı. 3194 sayılı İmar kanununun 32 ve 42 maddelerine göre inşaat mühürlenerek tatil edildi. Belediyenin tutanağına şu gerekçe yazıldı; ‘‘Söz konusu yerde yapılan mahallen tetkikte İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 09.06.2016 tarih 4459 sayılı kararı ile onaylanan restorasyon projesi ve müdahale paftasına aykırı olarak dış cepheler haricindeki iç aksamlarda korunması gereken bazı yapı elemanlarının yıkıldığı tespit edilmiştir.’’
1.2 Milyar Avro Kredi Alındı
GALATAPORT adıyla bilinen Salıpazarı Kruvaziyer Limanı Projesi, aslında 1995’te Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde ortaya çıktı. Karaköy’de Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne ait liman sahasının yenilenmesi için ortaya çıkan proje için özelleştirilme kararı ilk defa 2002’de alındı. İlk ihale Eylül 2005’te Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nce gerçekleştirdi. Bu ihaleyi Sami Ofer’in ortak olduğu Royal Caribbean Cruises’un yer aldığı konsorsiyum kazandı.
Ofer-Global ortaklığı Galataport ihalesini 3.5 milyar Avro teklifle kazanırken, proje için 401 milyon Avro’luk yatırım önerdi. Ancak İstanbul Şehir Plancıları Odası imar değişikliğinin iptali için dava açtı. Danıştay 6. Dairesi bu imar değişikliğini onaylayan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kararının yürürlüğünü oybirliğiyle durdurarak iptal etti. Plan değişikliği ile İkinci ihale Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 16 Mayıs 2013 tarihinde yapıldı. İhaleyi Doğuş Grubu 702 milyon dolarlık teklif ile kazandı.
Fiyatın düşmesinin nedeni, sürenin 30 yıla inmesi ve imar planında yapılan kat oranlarındaki değişikliklerdi. Ocak 2014’de Doğuş Grubu, Bilgili Holding ile Galataport’ta ortaklığa giderek Salıpazarı Liman İşletmeciliği ve Yatırımları A.Ş.’yi kurdu. İki grup geçtiğimiz yıl Galataport projesi için 1 milyar 20 milyon Avro değerinde finansman sağlamıştı.


