Avrupa’nın İlk Sualtı Restoranı “Under”, Snøhetta Tarafından Tasarlandı
Avrupa’nın ilk sualtı restoranı Norveç’in Borg kentinde inşa edilecek. “Under” adını taşıyan yapı, Oslo’da bulunan ünlü opera binasını tasarlayan mimarlık ofisi Snøhetta’nın ürünü.

600 m2’ya sahip üç katlı yapının ilk katında, giriş alanı ve vestiyer bulunuyor. Deniz seviyesinde bulunan 2. katta bir şampanya barı konumlandırılarak, kullanıcıların bu açıdan denizi görsel olarak deneyimlemesi amaçlanmış. Deniz seviyesinin 5 metre altında kalan ve restorana kimliğini veren en alt kat ise restoran. Burada yaklaşık olarak 80-100 kişi arası konuk ağırlanabilecek. 11 x 4 metre ölçülerine sahip tek parça akrilik camla kaplı cephe, kullanıcılara geniş bir görüş açısı ve su tabanındaki mevsimden mevsime değişen görselliği ve farklı hava şartlarının yarattığı etkiyi izleyebilme olanağı sağlayacak.

Restoranın çalışma saatleri dışında yapı, bir su altı yaşamı araştırma merkezi olarak etkinlik gösterecek. Deniz ekosistemine duyarlı olan yapı, deniz midyelerinin yapının su altında kalan yüzeylerine tutunabilmesi sağlayacak biçimde planlanmış.


(Haber Kaynakları: arkitera.com, ntv.com.tr, snohetta.com,under.no)
Filipin Antik Balangay Tekneleri, Güney Çin Denizi’nde Seyre Hazırlanıyor.
Alıntılanan bu haber; denizhaber.com’da, Güney Çin Denizi’nde antik tekneler tarihi yolculuğa hazırlanıyor başlığı ile yayınlanmıştır.
Antik teknolojiyi kullanarak tarihi bir yolculuğu yeniden canlandıran Filipinli maceraperestler, Güney Çin Denizi’nde bin kilometrelik yolculuğa hazırlanıyor.
Filipinli denizciler yüzyıllardır muson ve sarp kayalıklarla mücadele ediyor, ancak 320 yılının teknolojisiyle yapılan teknelerle okyanus üzerinden Çin’e doğru bin kilometre gitmek isteyen bir grup maceraperesti bekleyen daha farklı ‘modern’ tehlikeler bulunuyor.
Ancak yine de Arturo Valdez ile ilkbaharda yola çıkacak 30’a yakın kişilik ekip, bu teknelerle Ming Hanedanlığı’na saygılarını sunmak için 1417 yılında seyahate çıkan Filipinli Sultan Paduka Batara’nın anısına yolculuk yapmayı planlıyor.
En büyük korkusunun büyük gemilerden ötürü gece denize açılmak olduğunu dile getiren 69 yaşındaki Valdez, gelişmiş navigasyon cihazlarına sahip olmadığını belirterek, büyük petrol tankerlerini görmelerinin tek yolunun kendi gözleri olduğunu ifade ediyor. Valdez, ayrıca tekneleri tahtadan olduğu için diğer gemilerin kendilerini görememesinden duyduğu endişeyi de dile getiriyor.
Ekibin üç adet 18 metre boyunda, renkli yelkenlerden ve tahtadan oluşan tekne ile yapacağı bin kilometrelik yolculuğunda doğru rotada kalabilmek için gökyüzü hakkında bilgili yerlilerden yardım alınıyor.
Çoğunluğunu dağcıların oluşturduğu ekipte, Everest dağına tırmanan üç kadından biri olan Carina Dayondon da bulunuyor.
Balangay ile Çin’e doğru son yolculuk
Balangay isimli tekneleri daha önce deneyen Valdez ve ekibi, bu yolculuğunun kendi türünde yapılan son yolculuk olabileceğini söylüyor.
Valdez, bunun nedenini “Liman yetkilileriyle iletişime geçebilmeyi sağlayacak modern aletler olmadığı sürece Hong Kong ve Singapur’a gitmeye izin verilmiyor” sözleriyle anlattı.
Bu seyahatin kültürel bir seyahat olduğunu belirten Valdez, son olarak Güneydoğu Asya sularının tüm insanları birleştirdiğini belirterek, belki de tüm seyahatin verdiği mesajın bu olabileceğini söyledi.
Altın Palet Türkiye Sualtı Görüntüleme Şampiyonası Fotoğraf Sergisi Açıldı
Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından 11-14 Ekim 2017 tarihleri arasında düzenlenen Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) Altın Palet Türkiye Sualtı Şampiyonası’nda dereceye giren fotoğraflar sergilenmeye başlandı.
Kuşadası Adabanko ve Korumar Koyu’ndaki 4 ayrı dalış noktasında gerçekleştirilen şampiyonluk yarışmalarında, 35 sualtı görüntüleme fotoğrafçısı ve eşleri olmak üzere toplam 70 katılımcı, fotoğraf kategorisinde balık, makro, konulu makro, geniş açı ve modelli geniş açı disiplinlerinde Türkiye Şampiyonluğu için yarıştı.

2017 Altın Palet Sualtı Görüntüleme Türkiye Şampiyonası sonuçları, aynı zamanda 2019 CMAS Dünya Sualtı Görüntüleme Şampiyonası’na gidecek Milli Takım adayları için ilk ayağı oluşturdu.
Kuşadası Belediyesi’nin katkı verdiği Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) Altın Palet Türkiye Sualtı Şampiyonası’nda dereceye giren fotoğraflar Kuşadası İbramaki Sanat Galerisi’nde 14 Ocak tarihine kadar görülebilir.
(Haber Kaynakları: kaptanhaber.com, tssf.gov.tr, kusadasi.bel.tr)
Mısır’ın Kuzeyinde Roma Dönemine Ait Gemi Batıkları Bulundu
Alıntılanan aşağıdaki yazı, arkeolojihaber.net sayfasında Mısır’ın Kuzeyinde Antik Roma Batıkları Bulundu başlığı ile yayınlanmıştır.
Mısır’ın Akdeniz kıyılarında yer alan Abu Quir Bay bölgesinde, firavun tanrısı Osiris’in heykeli, Roman General Marc Antony’i tasvir eden kristal bir büst, Roma İmparatorluğu’na ait altın paralar ve üç gemiye ait yaklaşık 2000 yıllık kalıntı bulundu.
Abu Quir Bay bölgesinde çalışma yapan arkeologların 2000 yıldan eski bir gemi enkazı bulduğu belirtildi. İskenderiye liman kentinde açığa çıkan gemi enkazında kristal bir büst ve döneme ait altın sikkeler bulundu. Daha önce, bölgeye yakın batık antik kent Herakleion’da firavun tanrısı Osiris’i temsil eden bir heykel ve çeşitli eserleri içeren iki gemi kalıntısı keşfedilmişti.
Mısır Antika Eserler Bakanlığı’nın Sualtı Arkeolojisi Bölümü ve Avrupa Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü tarafından yapılan çalışma kapsamında, uzmanlar bulunan büstün kristalden oyulduğunu ve Shakespeare’in Antony ve Kleopatra eserine konu olan ünlü Roma generali Marcus Antonius’u tasvir ettiğini düşündüklerini söyledi.

M.Ö. 27’den MS 14’e kadar hüküm süren Roma’nın ilk imparatoru Augustus’a ait üç altın sikke ise sahilden yaklaşık 20 km uzakta keşfedildi.
Antik Eserler Yüksek Kurulu Başkanı Mustafa Waziri, yaptığı son açıklamada, “Yeni bulgular, önümüzdeki çalışma sezonunda dördüncü bir geminin bulunması ihtimaline işaret ediyor” dedi.

“Marcus Antonius” ya da “Mac Antony” isimleri ile bilinen Roma generali, ünlü Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın sevgilisi olarak biliniyor. Antik eserlerde, Antony’nin kraliçeyle olan romantik ve siyasi ittifakının, ikilinin Augustus olarak bilenen Octavian’a yenildikten sonra bozulduğu, sonrasında ise sevgililerin intihar ettiği konu ediliyor.
“Balıklar Boğulmasın” Sergisi
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), 20. Yılını Moda Deniz Kulübü’nde kutladı.
Etkinlikte, Fairy’nin Türk denizlerinin korunmasına verdiği destek kapsamında Tamer Yılmaz’ın objektifinden “Balıklar Boğulmasın” projesi izleyicilerin karşısına çıktı.
Deniz suyundaki balıklar için gerekli olan oksijenin tükenmesine dikkat çekmek amacıyla, suyun altında soluksuz kalmış olma kavramsal çerçevesiyle oluşturulan projeye; Gonca Vuslateri, Sedef Avcı, Kıvanç Kasabalı, Şahika Ercümen, Beyza Şekerci, Leyla Tanlar gibi ünlü isimler; ayrıca, Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen, TÜDAV Üyesi Dr. Elif Özgür Özbek, TÜDAV Başkan Yardımcısı Yard. Doç. Dr. Arda Tonay, Doğa Belgeselcisi Güven İslamoğlu, Deniz Bilimci İlayda Destan Öztürk, Manş Denizi’ni yüzerek geçen ilk ve tek Türk kadını Nesrin Olgun Arslan ve Fairy Marka Müdür Yardımcısı Erkmen Aydoğdu, destek verdi.
Sergi, 01 Aralık 2017 Cuma – 10 Aralık 2017 Pazar tarihleri arasında Uniq İstanbul sergievinde görülebilir.
(Kaynaklar: istanbul.net.tr, babmagazine.com, cumhuriyet.com.tr, denizhaber.com)
J. Orlowski’nin “Mercan Peşinde” Adlı Belgeseli, SALT Galata’da
Yönetmenliğini Jeff Orlowski’nin gerçekleştirdiği 2017 tarihli “Mercan Peşinde” (Chasing Coral), su altının gizemli dünyasını soluk kesen bir görsellikle aktarıyor.
Dalgıç, fotoğrafçı ve bilim insanlarından oluşan bir ekip, yok olma tehlikesi altında olan mercan resifleri üzerine bir araştırma yapmak üzere okyanusta bir maceraya atılır. Büyük umutlarla çıktıkları bu yolculukta teknik aksaklıklar ve doğa koşullarından kaynaklı bir dizi sorunla karşılaşırlar. Her şeye rağmen su altındaki trajik dönüşümü belgelemeye devam eden grup, irade ve bilgi birikimleri sayesinde olağanüstü ve etkileyici keşifler gerçekleştirirler.
“Mercan Peşinde”, 18 Kasım 2017 tarihinde SALT Galata oditoryumunda görülebilir.
Yanan Hastings İskelesi, Yeniden Tasarlanarak; Kullanıma Açıldı
2017 RIBA Stirling Ödülü’nü kazanan Hastings İskelesi projesi, dRMM Mimarlık firması tarafından yaşama geçirildi. Proje, herkes tarafından ulaşılabilir olmayı amaçlayan açık kamusal bir alan yaratıyor.
İngiltere’nin Hastings kentinde konumlu bulunan Hastings İskelesi’nde 2010 senesinde yaşanan yangın, iskelenin güncel gereksinimleri karşılayacak biçimde yeniden ele alınması için bir olanak yaratmış oldu. Her ne kadar bu yangın, olumsuz bir olay olsa bile…
Mimarlık ofisi, dRMM, bu tasarımın kavramsal temelini “öngörülebilir ve gereksizce destansı bir yapı yaratmak yerine, herkesin erişebileceği bir açık alan sağlamak” olduğunu belirtiyor. Tasarım sürecinde, görsellerde görülenler; iskele ve çevresi için planlananların ilk aşaması. Sonrası için 280 metrelik büyük, mobil, ahşap bir gölgeliğin yaşama geçirilmesi amaçlanıyor.
Özellikle ahşap gerecin kullanımı, ve yanmış iskeleden arta kala ahşaplarla yapılan yeni yaratıcı müdahaleler iskelenin tasarımındaki ana etkenlerden biri oldu.
Cam ile çevrili bir seyir terasına sahip olan ziyaretçi merkezi, çeşitli etkinliklere, ev sahipliği yapabilmesi amacıyla tasarlandı.





(Haber Kaynağı: arkitera.com, ramboll.com, archdaily.com )
Didem Erk’ten Deniz Mülteciliği Sorununa Yönelik Bir Performans
Didem Erk, “Arşivlerde İzim Bulunmasın İsterdim (Mekanım Datça Olsun)” adlı bir dizi performanstan oluşan bir proje gerçekleştirdi.
2 Eylül – 12 Kasım 2017 tarihlerinde düzenlenen TarraWarra International 2017 ‘de yer alan Proje, Datça’nın hem Ege, hem de Akdeniz tarafında mülteci cesetlerinin kıyıya vurduğu bölümünde gerçekleşiyor. Erk, mekansal ilişkileri özellikle vurguladığı bu çalışmada; insan yapısı siyasi sınırları değil, coğrafi konumları ele alıyor. Bu bağlamda yürüdüğü yollar; belirli bir kimliği olmayan, varolmayan yerler…
Didem Erk bu çalışmasında, Datça’nın Kuzey ve Güney kısımlarını dolaşırken, ünlü şair Can Yücel’in “Mekânım Datça Olsun” başlıklı kitabından bölümleri yüksek sesle okuyor.



(Haber Kaynağı: saha.org.tr)
Marmara Belediyeler Birliği, Marmara Denizi Konulu Fotoğraf Yarışması Düzenliyor.
Marmara Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen Marmara Denizi Fotoğraf Yarışması’nda, Marmara Denizi’nin su ve yaşam, çevre, ekosistem, sürdürülebilirlik, flora ve faunanın korunması vb. temalar kapsamında fotoğraflarla belgelenmesi, ülkemiz fotoğraf sanatına katkı sağlanması ve fotoğraf sanatçılarının çalışmalarının geniş kitlelere ulaştırılması amaçlanıyor…
Başvurular, 6 Ekim 2017 Cuma günü başlayacak ve 8 Kasım 2017 Çarşamba günü son bulacak. Kazanan fotoğrafların sergisi ve ödül takdimi ise 21 Kasım 2017 tarihindeki 3. Marmara Denizi Sempozyumu’nda yapılacak.
SALT Galata’da Perşembe Sineması: “Denizdeki Ateş”
Yönetmenliğini Rosi’nin üstlendiği 2016 tarihli Denizdeki Ateş (Fuocoammare), SALT Galata’da Perşembe Sineması etkinliğinde gösteriliyor.
İtalya’nın Lampedusa Adası, yeni bir yaşam kurma umuduyla Afrika ve Orta Doğu’dan deniz yolu ile gelen mültecilerin Avrupa’ya ilk ayak bastıkları yerlerden biridir. Bu süreç aynı zamanda bu adayı göçmen krizinin ortasında yer alması nedeniyle dünyanın gündemine taşımıştır.
Lampedusa’yı ve içinde bulunduğu insani krizi, etkileyici bir şekilde betimleyen Fuocoammare (Denizdeki Ateş – 2016), 66. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’ne layık görülmüş ve aynı yıl 89. Akademi Ödülleri’nde “En İyi Belgesel” dalında aday gösterilmiştir.
Denizdeki Ateş, 19 Ekim 2017 tarihinde saat 19.00 ‘da Galata’da bulunan SALT binası oditoryumunda izleyicinin karşısında olacak.
(Kaynaklar: saltonline.org, italiangoodnews.com)




