Denizci Toplum

Yükleniyor...

Denizci Toplum

Denizci Toplum

T ü r k D e n i z c i l i k K ü l t ü r ü H a r e k e t i

Urla’da Bulunan Karantina Adası’ndaki Yapılar Restore Edilecek

Osmanlı döneminde bulaşıcı hastalığı olanların karantina altında tedavi edilmeleri için kullanılan İzmir Urla’daki adada bulunan 16 tarihi yapı aslına uygun olarak restore edilecek.

Osmanlı döneminde Kıbrıs ve Suriye’de ortaya çıkan kolera salgınına karşı tedbir almak amacıyla ilk olarak Çanakkale’de 1835’te kurulan karantina hastanesi, daha sonra Urla’daki ada üzerine taşınarak; bu dönemde kalıcı duruma getirildi.

Türkiye Hudut ve Sahilleri Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılacak restorasyon kapsamında, 5 bin metrekarelik tarihi eserin restitüsyon, restorasyon ve mühendislik uygulama projeleri hazırlanarak; adadaki 16 tarihi yapı aslına uygun olarak yenilenecek.

Şu an bir kısmı sosyal tesis, bir kısmı müze olarak kullanılan tarihi yapıların, restorasyonunun ardından nasıl işlevle kullanılacağına kurumlar karar verecek.

(Haber Kaynağı: sabah.com.tr)

İ.A.E – Arka Oda Toplantıları’nda, Geçmişten Günümüze Haliç Kıyılarında Değişim Ele Alınıyor

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün, geleneksel olarak düzenlenen ve bir kent çalışması olan Arka Oda Toplantıları’nda Prof. Dr. Baha Tanman, 18. Yüzyıl Sonlarından Günümüze Haliç Kıyılarında Yapılaşma ve Değişim başlığı ile konuşmacı oluyor.

Tanman, III. Selim (1789-1807) ve II. Mahmud dönemlerinde (1808-1839) Osmanlı yönetiminde meydana gelen önemli gelişmeleri belirleyerek, bu gelişmelerin Haliç kıyılarındaki değişime olan etkilerini değerlendiriyor.

Osmanlı Döneminde 17. yüzyıldan itibaren bir sayfiye yeri olan Haliç kıyıları, buralardaki Osmanlı yapılarının yıkılarak arazilerinin sanayi yapılarına devredilmesi ile bu özelliğini ancak 18. yüzyıla kadar koruyabilmişti. Böylece Osmanlı döneminden başlayarak adım adım sanayileşen Haliç, erken Cumhuriyet dönemine gelindiğinde tam anlamı ile bir sanayi bölgesine dönüşmüştü. Tanman, III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde kaleme alınmış Bostancıbaşı Defterleri’nden yararlanarak Ayvansaray’dan Kasımpaşa’ya kadar uzanan kıyılardaki yapılaşma ve değişimi dinleyicilere anlatacak.

Sunum: 31 Ocak Çarşamba günü saat 16.30

Ayrıntı : http://www.iae.org.tr/Aktivite-Detay/18-Yuzyil-Sonlarindan-Gunumuze-Halic-Kiyilarinda-Yapilasma-ve-Degisim-Baha-Tanman/112

 

“Sürüklenme”, !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivalinde

Yönetmenliğini Helena Wittmann’ın yaptığı, senaryosunu Helena Wittman ve Theresa George’un birlikte yazdığı, Sürüklenme (Drift), !f İstanbul kapsamında seyirci karşısına çıkıyor.

Festivalin resmi sayfasında film, şu sözcüklerle açıklanıyor:

“Sürüklenme, yaratılış ve dönüşüm üzerine bir meditasyon. Baskın ve doğrusal bir anlatım yerine; zaman ve yer kavramlarının etrafında özgürce dolanmayı seçen film, Theresa’yı takip ediyor. Filmde bir araştırmacı ve gezgini canlandıran Theresa George da zaten bir antropolog ve yönetmen Helena Wittman ile birlikte filmin diğer yaratıcısı. Kuzey denizinde geçirilen bir hafta sonundan sonra, arkadaşı Josephine, Arjantin’deki ailesinin yanına dönerken, Theresa da bir yelkenli ile Atlantik okyanusunu geçecektir. Filmin başrolünde olan okyanus, Theresa’nın gündüzünü gecesine karıştırıp, karanın sunduğu güvenliği ayaklarının altından alırken, siz de onun soğuk ve ıslak esintisini yüzünüzde, derin huzurunu ise ruhunuzda hissedeceksiniz.”

 

Ayrıntı için: http://www.ifistanbul.com/film/drift/1667/

(Kaynaklar: ifistanbul.com, nikason.de)

 

 

III. Antiochos’un 50 Savaş Gemisi Antik Patara Limanı’nda Aranıyor

(Alıntılanan bu haber hürriyet.com.tr’de Antalya’da aranmaya başlanacak! ‘Sırlar ortaya çıkabilir’ başlığı ile yayınlanmıştır.)

Eski çağın en ünlü tarihçileri arasında yer alan Polybios’un notlarından yola çıkan Antalya Anıtlar Bölge Müdürlüğü, Patara Limanı’nda batırılan Seleukos Kralı III. Antiochos’a (Büyük kral) ait altın başlıklı 50 adet güverteli savaş gemisinin bulunması için harekete geçti.

YUNAN tarihçi Polybios’un (MÖ 200) notlarından yola çıkan Antalya Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürlüğü, Likya kentinin dünyaya açılan kapısı olan Patara Limanı’nda Roma Komutanı Quintus Fabius Labeo tarafından batırılan altın başlıklı 50 adet güverteli savaş gemisinin bulunması için harekete geçti.

GEMİLERİN PEŞİNDEYİZ

Seleukos Kralı III. Antiochos’a (Büyük kral) ait gemilere ilişkin tarihi kaynaklar yeniden incelemeye alınırken, çalışmanın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklendiğini vurgulayan Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürü Cemil Karabayram, “50 savaş gemisin Patara Limanı’nda yakılarak batırıldığı tarihi kaynaklar tarafından destekleniyor. Biz de bu gemilerin peşindeyiz” dedi.

HEYET KURULMALI

Limanda yapılacak çalışmayla ilgili ön bilgilerin toplandığını kaydeden Karabayram, “Limanı açarsak dünyada eşi benzeri olmayan yeni parçalara ulaşılabiliriz. Bu süreçte danışma heyeti kurulması gerekiyor. Zaten Havva (Havva İşkan Işık) hoca alanı çok iyi tanıyor. Kendisiyle de sürekli diyalog halindeyiz” diye konuştu.

DESTEK İSTEYECEĞİZ

Tarihi kaynaklara göre gemilerin baş kısımlarının altından olduğunun belirtildiğini vurgulayan Karabayram, şöyle devam etti: “Gemilerin kendisi kadar içinde bulunan eşyalar da bizim için çok önemli. Şu anda tarihi notları tekrar değerlendiriyoruz. Bu çalışmada Çevre Şehircilik, Ulaştırma Bakanlığı’ndan da destek istenecek.”

VALİ BEY TALİMAT VERDİ

“Bu gemiler orda. Biz artık duramayız. Eğer başarılı olursak dünya denizciliği açısından yeni bir tarih yazılmış olur. Konudan hem Sayın Bakanımız Numan Kurtulmuş’un hem de Antalya Valimiz Münir Karaoğlu’nun bilgisi var. Gerekli talimatları aldık. Bilimsel olarak nelerin yapılabileceğine bakıyoruz.”

ÖNEMLİ BİLGİLER VAR

Patara Limanı’nda batan gemilerin ünlü Roma tarihçisi Polybios tarafından yazıldığını kaydeden Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık ise şu bilgileri aktardı: “Roma Komutanı Quintus Fabius Labeo’nun Seleukos Kralı III. Antiochos’a ait 50 adet güverteli savaş gemisini Patara Limanı’nda yaktığını yazıyor. Bu bizim için önemli bir bilgi ve çıkış noktası.”

SIRLAR ORTAYA ÇIKABİLİR

“50 geminin bu limanda olduğunu biliyoruz. Fakat liman bataklık halde. Daha önce İzmir Deniz Bilimleri Enstitüsü burada bir çalışma yapmıştı. Patara Limanı sadece Likya’nın değil, Kuzey Akdeniz’in en önemli limanlarından biri. Limanın bütünüyle ele alınması gerekiyor. Yeni teknolojilerle birlikte buradaki sırların da ortaya çıkarılabileceğini düşünüyoruz.”

ANTİOCHOS KİMDİR?

III. Antiochos, Seleukos İmparatorluğu’nun 6. hükümdarıdır. MÖ 222’den MÖ 187’ye kadar hükümdarlık yapmıştır. MÖ 3. yüzyılda önce Suriye’yi, sonrasında Batı Asya’ya kadar olan bölgeyi yönetmiştir. Devlet sınırlarını Anadolu’dan İran’a kadar genişlettiği için kendisine büyük kral unvanı verilmiştir. MÖ 192’de Magnesia Muharebesi’nde yenildikten 5 yıl sonra MÖ 187’de ölmüştür.

 

Allora & Calzadilla’nın “Under Discussion” Videosu MoMA’da

Porto riko’lu sanatçılar Allora & Calzadilla’nın iki videosu Museum of Modern Art – MoMA’da sergileniyor.

Returning a Sound ve Under Discussion adını taşıyan bu videolar, Porto rico sahillerinin açığında bulunan Viques adlı adada çekilmiş. Bu adanın önemi ise Amerikan Ordusu ve NATO tarafından 60 yıldan fazla bir süre askeri tatbikatlarda atılan bombaların denendiği bir yer olma özelliği taşıması.

Returning a Sound, Homar adlı bir aktivistin peşinde yolculuk yapıyor. Homar, askerden arındırılmış olan adada, egzost borusuna bir trompetin kaynak yapılmış olduğu motorlu bir bisikletle dolaşıyor.

Under Discussion‘ın başrol oyuncusu ise, ters çevrilmiş bir toplantı masasına taktığı motor ve dümenle, adaların çevresinde geziniyor. Bir zamanlar bombaların yarattığı kraterlerin bulunduğu ve tehlikeli atıklarla dolu ada; artık vahşi yaşamı bir barınağı. Videoda, insanı şaşırtacak derecede güzel doğa görüntüleri ve adanın askeri geçmişinde geriye kalan kalıntılar ve yıkıntılar da göz önüne seriliyor.

Her iki video da adanın doğal görünümünün tarihi ve politik durumunu; günümüzde sahip olduğu statüsüyle ilişkili olarak, bir geçiş coğrafyası alanı olarak kuruyor.

(Kaynak: moma.org)

 

Hofmann’ın Yüzen Dev “Plastik Ördek”i Çin’de

Hollandalı sanatçı Florentijn Hofman’ın neredeyse tüm dünyayı dolaşan, ünlü “Plastik Ördek”i, bu defa Çin’in Güneybatı eyaleti olan Yunan’ın Kunming kentinde.

18 metre boyundaki dev ördek yaklaşık olarak 6 katlı bir bina ile eş yüksekliğe sahip. Tüm izleyicilerin çocukluk anılarını depreştiren bu yüzen yapı, sahip olduğu ölçüleri ile çevresindeki tüm yapılı çevreyi ve coğrafi öğeleri küçülterek tüm dünyayı adeta bir oyunun parçası haline getiriyor.

“Plastik Ördek” çok ilgi gördüğü Kunming’te 2 Mart tarihine kadar kalacak.

Giant-Rubber-Duck5

Giant-Rubber-Duck2

(Kaynaklar: bastillepost.com, xinhuanet.com)

Boğazın Çevresinde Devinen Bir Kentin Belgelenmesi: “Istanbul Urban Batabase”

(Aşağıda alıntılanan haber arkitera.com’da Haritalar İle İstanbul’un Belgelenmesi başlığı ile yayınlanmıştır.)

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Nil Tuzcu tarafından, Sibel Bozdoğan, Gül Neşe Doğusan Alexander ve Çağrı Hakan Zaman’ın katkıları ile hazırlanan “Istanbul Urban Database”, İstanbul’un zengin ve karmaşık geçmişini haritalar ile özetliyor.

Istanbul Urban Database, İstanbul’un kolektif hafızasına katkı sağlamayı amaçlayan, zengin bir proje. Çevrimiçi arşivde bulunan haritalar, on dokuzuncu yüzyılın başından günümüze kadar İstanbul’da yaşanan değişimleri, bu süreç içerisinde yaşanan kırılma noktalarını ve uygulanan üst ölçekli projeleri inceleyebilmemize olanak tanıyor.

urbanarch2.jpg

Site ziyaretçileri, haritaları ve uydu görüntülerini katmanlar halinde üst üste dizebiliyor, zaman içindeki değişimi görmek için iki ayrı döneme ait haritalar arasında kayan bir çerçeve üzerinden karşılaştırma yapabiliyor. Aynı zamanda ana yollar, tramvay ve vapur hatları, gecekondu mahalleleri ve idari sınırlar gibi veriler, haritalar üzerinde konumlandırılabiliyor.

urbandatabase 3

Oktay Rıfat’ın Şiirinde Bir Şehir; “Ağaç, Gölge, Deniz, Ay” Sergisinde Boğaziçi

Kuratörlüğünü Necmi Sönmez’in yaptığı; Ağaç, Gölge, Deniz, Ay sergisi, neredeyse tamamı dijital tekniklerle üretilmiş çağdaş sanat eserlerini Perili Köşk’ün farklı katlarında bir araya getiriyor.

Serginin çıkış noktasını, Oktay Rıfat’ın ilk şiir kitabında yer alan “Bir Şehri Bırakmak” adlı şiiri oluşturuyor:

“Ağaca söyle
Gölgesini getirsin bana yolluk
Sokağı ve denizi isterim pencereden
Senden çörek isterim
Ay biçiminde”

Sanatçılara verilen özel siparişlerle üretilen çalışmalar ve daha önce düzenlenen geçici sergilerden, gerçekleştirilen alımlarla ortaya çıkan koleksiyon,  dijital teknolojiler kullanılarak üretilmiş olan video heykellerini, üç boyutlu projeksiyonları, neon çalışmalarını, fotoğrafları, ışık yerleştirmelerini sanat izleyicilerinin karşısına çıkarıyor.

Çok sayıda sanatçısının çalışmasının yer aldığı bu koleksiyon içinde özellikle U-Ram Choe, Allard van Hoorn’un çalışmaları deniz ve ilişikli kavramlara yönelik içerikleri ile dikkat çekici :

U-Ram Choe’nin çalışması, Uzak Doğu masallarında sıkça anlatılan uçan balık imgesini yorumlayan kinetik bir heykel. Boğaziçi dalgaları gibi sürekli hareketliliğin ön plana çıktığı dijital heykel, tamamı sanatçı tarafından tasarlanmış olan küçük motorların yardımıyla bir balığın yüzüşünü taklit ediyor.

Allard van Hoorn’un kulaklıklar yardımıyla dinlenebilecek olan ses yerleştirmesi de Boğaziçi’ne gönderme yapıyor. Perili Köşk’ün denize yakın olan kısmında su altına yerleştirmiş olduğu alıcılar yardımıyla, her büyük geminin arkasında bıraktığı ses ve dalga basıncını ölçen sanatçı, bunu daha sonra Borusan Contemporary’nin tüm katlarına yayılan çalışmasında kullanarak etkileyici bir “mekana özgülük” oluşturmaktadır.

Teras katta yer alan Allard van Hoorn’un yerleştirmesi, Boğaziçi’nin duyusal bir parçası olan ve yüzyıllar boyunca bir sembole dönüşen dalgaların seslerini yorumluyor.

Sergi, 18 Şubat 2018 tarihinde sona erecek.

(Kaynak: borusancontemporary.com)

TİNA Denizcilik Arkeoloji Dergisi’nin 8. Sayısı

Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı’nın yayınladığı TİNA Denizcilik Arkeoloji Dergisi, ülkemiz açısından gurur duyulacak bir yayın. Dergi, sualtı arkeolojisindeki güncel gelişmeleri, akademik yaklaşımla izleyebilmek  için önemli bir kaynak oluşturuyor.

Yayınlanan 8. sayısı da ülkemizde son dönemde gerçekleştirilen çalışmalara yer veriyor.

Derginin bu sayısında şu makaleler yer alıyor:

1- Antik Çağ “Gemi Tipi Maltızlar” – Erdoğan Aslan

2- Mezopotamya’da Nehir Taşımacılığı – Haluk Sağlamtimur, Ali Ozan

3- Marmaris, Bozburun Sualtı Kazısı 2017 Sezonu – Haluk Özdaş, Nihan Kızıldağ

4- Türkiye’de ve Tüm Dünyada İNA – Deborah N. Carlson

5- Sualtı Arkeoloji Enstitüsü ve Bodrum Araştırma Merkezi – Tuba Ekmekçi Littlefield

6- TİNA ve Gelidonya Burnu Batığı Çalışmaları, 2010 ve Sonrası – Nicolle Hirschfeld

7- INA – Sualtı Arkeoloji Enstitüsü Laboratuarları’nda Gerçekleştirilen Koruma ve Onarım Çalışmaları – Esra Altınanıt Biçer

8- Yenikapı 12 Denizle Buluştu – Ufuk Kocabaş

9- Türkiye Batık Envanteri Projesi, 2017 Yılı Sualtı Araştırmaları – Harun Özdaş, Nihan Kızıldağ

10- Kekova Adası, Knidos, Phaselis, Anemurium Antik Kentleri Sualtı Araştırmaları – Erdoğan Aslan

11- 2016 Yılı Vordonisi Sualtı Araştırmaları – Ahmet Bilir, Serkan Gündüz, Can Ciner

12- Birleşen Dünyalar: Gemiler, Denizler ve İnsanlar – Işıl Sait Kocabaş

13- Bir Viking Gemisiyle Miklagard’a Yolculuk – Eıvınd Luthen

Bir Mutfak Kültürü Etkinliği: “Van Balığı Şenliği”

Van Gölü’nde yaşayan, tek balık olan inci kefalinin tanıtımı amacıyla, “Van Balığı Şenliği” düzenlendi.

Edremit Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Atıf Çiçekli, ilk kez düzenlenen etkinliği geleneksel hale getirmeyi hedeflediklerini ifade ederek amaçlarının; Van balığı olarak bilinen inci kefalini, Van’ı ve Van Gölü’nü tanıtmak olduğunu dile getirdi.

Halkın gölden yeteri kadar yararlanmadığına inandıkları için birtakım proje ve gelecek öngörüleri çerçevesinde çeşitli adımlar attıklarını belirten Çiçekli, ilk adım olarak Edremit sahillerini işgallerden temizlediklerini ve sahil bandı projesinin yüzde 86’lık kısmını tamamladıkları belirtti.

(Haber Kaynağı: aa.com.tr)