“Türkiye’de Sualtı Görüntüleme Sanatı Paneli” Boat Show’da
10 – 18 Şubat 2018 tarihleri arasında düzenlenen, CNR Avrasya Boat Show’da “Türkiye’de Sualtı Görüntüleme Sanatı Paneli”, 11 Şubat’ta saat 16:00-18:00 arasında Büyük Salon’da gerçekleştirilecek.
Merih Akoğul’un kolaylaştırıcı (moderatör) olduğu panele Savaş Karataş, Alptekin Baloğlu, Ateş Evirgen, Asım Dumlu, Birgül Erken katılacak. Panelistler, Sualtı fotoğrafçılığı, videoculuğu ve diğer ilgili konularda konuşma yapıp kendi projelerini paylaşacaklar.
(Kaynak: denizhaber.com, cnravrasyaboatshow.com)
Kengo Kuma, Kopenhag Rıhtımında Su Kültürünü ve Kent Yaşamını Bir Araya Getiriyor
(Alıntılanan bu yazı, arkitera.com’da Kopenhag Rıhtımına Kengo Kuma & Associates Tasarımı Kültür Merkezi başlığı ile yayınlanmıştır.)
Kengo Kuma & Associates, Kopenhag’da, su kenarında bir kültür merkezi tasarımı için açılan uluslararası yarışmada birincilik ödülü kazandı.

Suyun tarihteki, kültürdeki ve şehir hayatındaki önemine vurgu yapmak isteyen, Kengo Kuma & Associates’ten Yuki Ikeguchi’nin ekibin başında olduğu proje Paper Island’da yer alıyor.
Kengo Kuma, tek başına bir binadan ziyade; suyun birleştirdiği ve tanımladığı çevreyle, sanatla ve mimarlıkla bir deneyim yaratmak istiyor.
Proje, suyun insan duyularına hitap eden farklı deneyimlerini ışık-gölge, buhar-akış gibi çeşitli şekillerde sunuyor.
Yapının formu adadaki çatı tipine karşılık verecek şekilde piramit biçimde tasarlanıp, farklı yönlerden algılanması ve erişilmesi açısından tekrar yorumlanıyor ve bu da adanın dinamizmini yansıtan spontane görünümlü, açık ve somut bir alan sunuyor.
Zeminin teraslardan ve basamaklardan oluşan peyzajı, yapının içinden tüm liman yoluna yayılan sürekli bir su düzlemi oluşmasını sağlıyor. Bu sayede yer ile yapı arasındaki keskin sınır kaybolup silikleşiyor.


Koni şeklindeki hacimlerin dikey ve yatay çekilmesiyle farklı oranlara sahip olan birimler kendi içinde özelleşiyor ve her birinin çatısı zemin kattaki havuzların ayrıştığı yere karşılık geliyor.

Yapıda kullanılan tuğla, arazinin bağlamıyla ilişki kuruyor ve Danimarka’nın geleneksel estetiğini ve kalitesini vurguluyor. Bu da küçük ölçekteki malzemenin, mimarlığın büyük ölçeğindeki rolünü ifade ediyor.
Cephede kullanılan farklı seviyede opak ve transparan kısımlar yapının hem geceleri hem de karanlığın uzun sürdüğü mevsimlerde parıldamasını sağlıyor.


“Denizci Bıyıkları” Fotoğraf Sergisi
Farklı adlara sahip bıyık türleri, tüm dünyadaki denizcilerin ve kaptanların her zaman gözdesi olmuştur. Şimdilerde, Avustralya Ulusal Denizcilik Müzesi‘de, berber dükkanının duvarlarında asılı fotoğraflara bakıyormuş duygusu uyandıracak olan bir sergi var.
Müzede, denizcilere ait – bazıları çok çirkin ve kötü bıyık tarzlarını içeren yüzlerce sayıda fotoğraf koleksiyonu bulunuyor. Bu koleksiyondan oluşturulan küçük ölçekli bu seçki, Viktorya döneminden 80’lere dek bir zaman aralığındaki fotoğrafları içeriyor.
18 Kasım 2017’de açılan sergi, Mayıs 2018 tarihine kadar sürecek.



(Kaynak: anmm.gov.au)
“Su, Rüzgar ve Dalgalar: Hollanda’nın Altın Çağından Deniz Resimleri”
Hollanda’nın denizcilikteki altın dönemini farklı açılardan belgeleyen resimlerden oluşan “Su, Rüzgar ve Dalgalar: Hollanda’nın Altın Çağından Deniz Resimleri” adlı sergi Washington’da bulunan Ulusal Sanat Müzesi’nde açılacak.
Hollanda deniz ötesi emperyal gücüne kuşkusuz denizin sunduğu zenginliklerden yararlanarak ulaştı. Flemenk tasarımı kargo gemileri, deniz taşımacılığında devrim yaratmış ve Flemenk tüccarların deniz taşımacılığında bir lider olmasını sağlamıştı. Bu arada Hollanda tersanelerinde üretilen savaş gemileri donanmayı etkili bir deniz gücü haline getirmişti.
Su, Hollanda’nın ekonomik gönencin temeli olduğu kadar, yaşamı güzel kılan eğlencelerin ve zevklerin de kaynağı olmuştu. Sıcak yaz aylarında, sahiller güzel manzaralar sunarken; kışın donmuş kanallar her yaştan insanın buz pateni yapmasını, eğlenmesine olanak sağlıyordu. Denizcilerden, mühendislerden, tüccarlardan oluşan bu toplumun içinde; denizin bir konu olarak, ressamlar ve aynı zamanda koleksiyonerler arasında rağbet görmesi böyle bir dönemde değerlendirildiğinde şaşırtıcı olmazdı.
Sergi, Hollanda’nın su ile kurduğu bu özel ilişkiyi; 45 adet yağlıboya tablo, çizimler, baskılar, nadir yazma eserler ve gemi maketleri ile izleyicilerin beğenisine sunuyor. Büyük ölçüde Ulusal Sanat Galerisi’nin Koleksiyonundan yararlanarak oluşturulmuş olan sergide; Jan van Goyen, Jacob van Ruisdael, Aelbert Cuyp ve Genç Willem van de Velde gibi ressamların eserleri yer alıyor.
01 Temmuz – 25 Kasım 2018 tarihleri arasında düzenlenecek olan sergi, sessiz liman manzaraları, donmuş kanallar ve sakin deniz betimlerinden; ürpertici gemi batıklarına ve korkunç savaş görüntülerine kadar Hollanda’nın altın çağındaki deniz sanatı üzerine geniş görsel malzeme sunuyor.
(Kaynak: nga.gov)
Christo, Serpentine Gölü Üzerinde Yüzer Bir Mastaba Heykeli Yapacak
New York’lu kavramsal sanatçı Christo, Hyde Park için bir mastaba heykeli yapacak. 7,506 plastik varilden oluşacak heykel, yaz mevsimi boyuca Serpentine gölü üzerinde yüzecek.
Mastaba, hemen yakında bulunan Serpentine Galerisi’nde 09 Haziran- 09 Eylül 2018 tarihleri arasında açılacak olan Christo ve ortağı Jean-Claude’ın 50 yılı içeren heykel, desen ve fotoğraflarını içeren serginin bir parçası olacak. İngiltere’de ilk defa gerçekleştireceği büyük ölçekli ve geçici bu heykel, uzun yıllara yayılan tüm eser planlama çalışmaları arasında, tamamen Christo tarafından karşılanan bir iş olacak.
2005 yılından itibaren ilk açık alan çalışması olan Christo’nun İtalya’nın İseo gölü üzerinde yüzen iskelesi 2016 yılında dünyada en çok ziyaret edilen sanat çalışmasıydı. Christo, ada ve sahili birbirine bağlayan üç kilometre uzunluğunda kumaşla kaplı iskele kurmuş ve halkı bu yapıyı üzerinde yürüyerek deneyimlemeye davet etmişti. 16 gün içinde 1 milyondan fazla insan bu yerine-özgü yerleştirmeyi ziyaret etmişti.
Geçen yıl Arkansas nehrinin 42 milini 14 gün boyunca gümüş kumaşla kaplamayı düşündüğü 20 yıllık planlama geçmişi olan projesine, Donald Trump yönetimine karşı olan olumsuz düşünceleri nedeniyle son vermişti.
(Kaynak: theartnewspaper.com)
İnsansız Gemiler, 2018’de Denizlere İniyor
(Alıntılanan bu haber, denizhaber.com.tr’de, ‘Tesla of the Canals’ gemisi bu yıl suya iniyor başlığı ile yayınlanmıştır.)
Otonom elektrikli gemi, geleceğin deniz araçları için yeni bir konsept olma özelliğinde. “Tesla of the Canals” olarak adlandırılan otonom elektrikli gemiler, bu yıl göreve başlayacak.
Otonom, temiz enerjiyle çalışan gemilerden oluşan bir filo, malları Kuzey Avrupa’daki limanlara taşımaya başlayacak. Gemi, bölgenin denizcilik endüstrisinin karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltmaya yardımcı olacak.
Hollanda’nın Port-Liner şirketi tarafından inşa edilen ve “Tesla of the Canals” olarak adlandırılan yeni özerk bir gemi, bu yaz Antwerp, Amsterdam ve Rotterdam limanlarını birbirine bağlayan sularda çalışmaya hazırlanıyor. Gemi, mürettebat olmadan tamamen özerk bir şekilde çalışacak. Tamamen elektrikli olarak çalışacak gemide 6 metre uzunluğunda bir pil dizisi kullanılacak.
Şirket bu şekilde yılda 500 gemi kurmayı planlıyor. Gemilerin geliştirilmesi, Avrupa Birliği ve katılımcı limanlardan 7 milyon euro tutarında sübvansiyon sağlandı.
Kara ve hava araçlarının ardından deniz araçları da çevre dostu bir şekilde, sürücüsüz yolculuğa hazırlanıyor.
(Görsel Kaynağı: log.com.tr)
Oscar Ödüllü Ünlü Oyuncu Javier Bardem, Antarktika Okyanusu’nda
Oscar ödüllü ünlü oyuncu Javier Bardem, Greenpeace’in Antarktika’da koruma alanı oluşturulması için düzenlediği sefere katıldı.
Bu seyahate kadar herhangi bir sosyal medya hesabı kullanmayan Bardem, “Antarktika Okyanusu’nu Koru” kampanyasında tanıklık ettiklerini, dünya ile paylaşmak için twitter ve instagram hesabı açtığını belirtiyor.
Bardem, beyaz kıtanın insanoğlu için önemini şu sözlerle ifade ediyor: “Bizler fark etmesek bile hepimizin hayatları Antarktika’da olanlarla bağlantılı. Siz de bu yolculukta bana katılın, dünyadaki en büyük koruma alanının oluşturulması için birlikte harekete geçelim. Üçte ikisi sularla çevrili mavi bir gezegende yaşıyoruz. Ne var ki dünyada kıtalardan daha fazla yer kaplayan oksijen kaynağı okyanuslar, iklim değişikliği, kirlilik ve endüstriyel balıkçılık tarafından tehdit ediliyor.
Antarktika Okyanusu’nu koruyarak penguenlerin, balinaların yuvalarını korumakla kalmayacağız aynı zamanda iklim değişikliği ile mücadelede dünyamızı da korumuş olacağız.”

(Kaynak: milliyet.com.tr)
teamLab’ın Churasun Plajında Gerçekleştirdiği Dijital Yerleştirme
Japon ortak sanat girişimi teamLab, dokunabilecek, etkileşime girebilecek dijital bir sanat anlayışı sunuyor. Tasarım, sanat ve teknoloji arasındaki sınırlar gittikçe belirsiz hale gelirken teamLab gibi bir oluşumun çalışmalarını izlemek sanatın akılalmaz ve heyecan verici geleceğinin üzerine fikir veriyor.
Okinawa’da bulunan Toyosaki Churasun plajında gerçekleştirilen dijital yerleştirmede bu çerçevede görülmeli.
Gün içinde sahilde, deniz üzerinde konumlandırılmış eş büyüklükteki benzeri bu yuvarlar, deniz üzerinde huzur verici bir salınımda iken; aslında tüm güzelliğini gece saatlerinde gösteriyor. Deniz üzerine gelişi güzel yayılmış olan bu yuvarlara dokunulduğunda renkleri değişiyor; ve bu yalnızca bir birimin gösterdiği tepkimenin ötesine geçerek çevredeki yuvarları da diğer birer birer uyarıyor.
İnsan doğasını yadsıyan dijital teknolojideki gelişmelerin, sanatın içinde yaratılan bir bağlamla, doğal çevre ile nasıl bir araya gelebildiğinin bir örneği karşımızda:
(Kaynak: teamlab.art)
Halsskov Su Sporları Merkezi
Danimarkalı mimarlık firması Sweco tarafından tasarlanan, Danimarka-Halsskov’daki atlama kulesi dikkat çekici bir röper noktası oluşturuyor. Yapı, eski feribot limanın yeniden işlevlendirilerek su sporları için kullanılması ve kullanıcıların denize kolaylıkla ulaşabilmesini sağlamak amacıyla planlanmış.
Su sporları merkezi yerleşkesi içindeki kule, yüksekten denize atlamayı sevenler için atlama 4m, 8m ve 11 metrelik 3 farklı yükseklik sağlıyor. Sahip olduğu belirgin sarı renk ise yapının, İsveç ve Danimarka’yı birbirine bağlayan Great Belt köprüsünden görülmesini sağlıyor.
Yapı, birbirinin üzerine belirli bir açı ile konulmuş üç adet konteynır’dan oluşuyor. Böyle bir açının kullanılmasının nedeni bulunduğu konum nedeniyle tek düze bir kütle olmasından kaçınılmak istenmesi. Böylece kütleler arasında yaratılacak olan dinamizm, doku ve gölge gibi etkenlerden yapının cephesinde yaratacağı görsel etkilerden yararlanılmak istenmesi.
Yapı, güzel bir geri dönüşüm örneği. Kullanılan ahşap gereçlerin bazıları önceki iskele yapısından kurtarılarak yeniden kullanılmış.
Özellikle sahile biraz daha geride konumlandırılan yardımcı hizmet binalarında kullanılan ahşaplar ise sürdürülebilir ormancılıktan sağlanmış ve ısıl işlemden geçirilerek, açık havanın sağlayacağı olumsuz koşullara dayanması ve sonradan gerekli olabilecek bakım sürecini azalmak amaçlanmış.
(Kaynak: designboom.com)
Kartal İstimbotu’nun Onarım Çalışmaları Sürüyor
Mustafa Kemal Paşa’nın işgalcilere karşı, “Geldikleri gibi Giderler” sözünü içinde söylediği Kartal İstimbotu’nun onarım çalışmaları sürüyor. Kartal’ın, 1 Kasım 2018’den itibaren Kartal İstimbotu Anıtı olarak İstanbul’da ziyarete açılması planlanıyor.
Birinci Dünya Savaşını kaybederek orduları dağıtılan Osmanlı İmparatorluğu’nun emri ile Adana’dan İstanbul’a trenle gelen Mirliva (Tümgeneral) Mustafa Kemal, 13 Kasım 1918 günü Haydarpaşa Garı’na vardığında, kendisini bekleyen bir istimbot ile denize açılmıştı. İstimbot Haydarpaşa Gar Limanı’ndan çıktığında Mustafa Kemal, karşısında gördüğü İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan gemilerinden oluşan 55 parçalık işgal donanması için dünya savaş tarihine geçen “Geldikleri gibi giderler” sözünü söylemişti.
Sonrasında Atatürk’ün bu sözü içinde söylediği, o dönem adı Enterprise olan istimbot, 1923’te Seyr-i Sefain idaresince satın alınarak Kartal adıyla hizmete devam etti.
1974’te Devlet Deniz Yolları’na geçen Kartal, İstanbul Liman İşletmesi’ne devredildi. Daha sonra bir Türk girişimci tarafından satın alınan ve 2015’e kadar gemi kurtarma ve yedekleme işlerinde kullanılan istimbot, metalurjik ömrünü tamamladığı için Tuzla’da çürümeye terk edildi.
Geçen yıl Kartal İstimbotunun çürümeye terke edildiğine ilişkin haberlerin sosyal medyada ve internet haber sitelerinde görüntülerinin yayılması kuşkusuz Türk milletinin vicdanın sızlattı.
Deniz ve tarih sevdalısı bir grup gönüllünün kurduğu “Kartal İstimbotunu Kurtarma ve Yaşatma Platformu” geminin geri dönüşüme gönderilmesi yerine; müzeye dönüştürülmesi için harekete geçti. Bu platformun amacı Kartal’ın restorasyon sonucu 19 Mayıs 2018 tarihine kadar statik bir gemiye dönüştürülüp, Deniz Kuvvetleri’ne hibe edilmesini ve İstanbul’da belirlenecek bir alanda 1 Kasım 2018’den itibaren Kartal İstimbotu Anıtı olarak sergilenmesini sağlamak amacıyla kuruldu. Bugün bu girişim sayesinde büyük bir ilerleme sağlandı.
https://www.youtube.com/watch?v=NLZan6BltDc
(Haber Kaynakları: kaptanhaber.com, aydinlik.com.tr, denizhaber.com.tr, 4951film.com, milliyet.com.tr)










