Necatigil’in Radyo Oyunu “Uzakyol Kaptanı” İş Sanat’ta Seslendiriliyor
Türk şiirinin büyük ustalarından Behçet Necatigil’in bir dönem, toplumun geniş bir kesiminin dinlediği radyo oyunlarından “Şimdi Uzak Yakın…”, İş Sanat’ta 05 Ekim tarihli etkinlik takviminde yer alıyor.
“Şimdi Uzak Yakın…” Necatigil’in yıllar önce İstanbul ve Ankara radyolarında seslendirilen Uzak Yol Kaptanı, Gaz ve Kediciler adlı üç oyunundan oluşuyor.
Atilla Birkiye’nin düzenlediği, Mehmet Birkiye’nin sahneye uyguladığı Şimdi Uzak Yakın… başlıklı dinletiyi usta tiyatrocular Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek seslendirecek.
(Kaynaklar: issanat.com.tr, dadakitap.com)
Veliaht Prensten, Da Vinci’nin “Salvator Mundi” Tablosu İle Yatını Takas Etme Önerisi
(Alıntılanan bu haber, denizhaber.com’da Da Vinci tablosu ile yatını takas ediyor başlığı ile yayınlanmıştır.)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan’da bir yandan yolsuzlukla mücadele operasyonu yürütürken diğer yandan mal varlığına varlık katıyor.
Amerikan basınına göre, Muhammed bin Selman, aralık ayında New York’ta Christie’s müzayede evinin düzenlediği açık artırmada 450 milyon 300 bin dolarlık rekor fiyata satılan Leonardo da Vinci’nin ‘Salvator Mundi’ tablosunu satın alan kişi. Bu, bugüne dek bir tablo için ödenen en yüksek rakam.
Ama şimdi de Muhammed bin Selman’ın Da Vinci’ye mal edilen tabloyu Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in Topaz isimli yatıyla takas edeceğine dair iddialar Arap basınına yansıdı.
147 metre uzunluğunda olan ve 26 yatak odası bulunan Topaz isimli yatın değerinin de 450 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.
Arap basınına göre Muhammed bin Selman, İsa peygamberi dünyanın kurtarıcısı olarak resmeden tabloyu, ödenen fiyata gelen tepkiler nedeniyle elden çıkarmaya yöneldi.
Yükselen tepkiler üzerine Suudi medyası olayı reddetmiş, ardından BAE Kültür ve Turizm Müdürlüğü tablonun Dubai’de açılan Louvre Müzesi için satın alındığını açıklamıştı. Son çare olarak Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid, “Yatımı al, tabloyu ver, müzede kalıcı olsun, Suudi Arabistan’da gürültü patırtı durulsun” önerisini getirdi.
BAE’nin açıklamasına rağmen iddiasından vazgeçmeyen New York Times gazetesi, ABD istihbarat kaynakları ile Suudi yetkililerin, tablonun gerçek alıcısının Muhammed bin Selman olduğu bilgisini bir kez daha doğruladığı yönünde bir haber daha yayımladı.
Emin Mete Erdoğan’ın “The Flood” Sergisi, x-ist Galeri’de
Emin Mete Erdoğan, “Nuh Tufanı günümüzde yaşansa nasıl bir manzara ile karşılaşırdık?” sorusuna verdiği yanıtları içeren “The Flood”, 07 Mart – 07 Nisan 2018 tarihleri arasında x-ist’te izleyici karşısına çıkıyor.
Günümüzün karanlık gelecek öngörülerini dinsel – geleneksel anlatım biçimi üzerinden yeniden yorumlayan E. Mete Erdoğan’ın sergisi, x-ist’in sayfasında şu sözcüklerle anlatılıyor:
“Nuh Tufanı’nın içinde hem bir yok oluş, hem de yeni bir başlangıç barındırmasından etkilenen sanatçı, insanlık tarihi boyunca yazılı anlatımın Sümerlerden, Mısırlılara; Babil’den Semavi dinlere kadar iki bin farklı coğrafyada ve zaman diliminde rastlanıyor olmasını ortak bir insanlık tarihi hikayesi olarak değerlendiriyor.
Küresel ısınma ve yükselen okyanus seviyesi ile dünyadaki tüm canlılar olarak Nuh Tufanı benzeri bir kıyamet öncesi senaryosunun tam ortasında olduğumuzu ve bunu paylaştığımızı düşünen sanatçı, geçmişten bir anlatı olarak Nuh Tufanı’nı yorumlarken aslında bugünün dünyasını da tasvir ediyor. “


(Kaynak: artxist.com)
Bengiz Özdereli, “Sualtında ‘da’ Film Çekmek” İle Beyond24 İstanbul’da
İlk kez 03 – 04 Mart 2018 tarihlerinde, Güverte Film tarafından düzenlenecek ve Kadir Has Üniversitesi Haliç Kampüsü‘nde gerçekleşecek olan Beyond24 İstanbul, Film endüstrisi ve diğer yaratıcı endüstrilerden ustaları, dinleyiciler ile buluşturuyor.
Sinemanın gereksinim duyduğu itici güce ve kaynağa, kurulacak iş birlikleri ve etkileşimle ulaşmasına olanak sağlamayı amaçlayan Beyond24 İstanbul, bu amaç doğrultusunda zengin içerikli konferans serisi ile tüm ilgilileri iki gün sürecek olan etkinlikte buluşturuyor.
Dikkat çekici başlıkların yer aldığı paneller dizisi içinde sualtı film yönetmeni Bengiz Özdereli’de “Sualtında ‘da’ Film Çekmek” başlıklı konuşması ile yer alıyor.
(Kaynaklar: kulturlimited.com, beyond24.istanbul)
“Küçük Okyanus”, 12. İzmir Kukla Günleri’nde
12. İzmir Kukla Günleri’nde İsrail’den Çocuk Kukla Tiyatrosu Train Theatre, “Küçük Okyanus” adlı oyunuyla konuk oluyor. Lilat Shabtai tarafından yazılan oyun Liat Shabtai ve Maayan Resnick tarafından canlandırılacak.
Etkinlik sayfasında oyunun konusu şu sözcüklerle anlatılıyor:
“Gelin 2 oyuncu, 3 akvaryum ve bir takım kumaşlarla minik bir okyanus yaratıp, oranın hikâyesini anlatan bir maceraya konuk olalım. Okyanusun derinliklerinde kimler yaşar? Şarkı söyleyen kabuklular, altın renkli bir denizkedisi, haylaz bir denizanası, devasa büyüklükte kibar bir turuncu balık ve sayısız deniz canlıları. Suların üzerinde oyuncular bir gemi yüzdürürler. Bir fırtına çıkar ve gemi batar. Bu arada enkazın yakınlarında biri kırmızı diğeri gümüş rengi iki balık görünür. Oyuncular, bu iki sevimli balık yavrusunu batmış geminin enkazında olan bir hazineye doğru maceraya çıkarırlar. Okyanusun dibindeki bu ilginç maceraya ortak olmak isteyenleri eğlenceli dakikalar bekliyor.”
Oyun, 08 Mart 2018 tarihinde Han Tiyatrosu’nda , 09 Mart 2018 tarihinde İzmir Sanat’ta izlenebilir.
(Kaynaklar: izmirkuklagunleri.com, traintheater.co.il)
Tütüncü’nün “1565 Malta Kuşatması Saray Freskleri” Kitabı Yayınlandı
Tarihçi Mehmet Tütüncü’nün kaleme aldığı kitap, Türk sanat ve denizcilik tarihi açısından önemli bir noktada duruyor.
Bu yapıt üzerinden yola çıkarak belirtmek gerekir ki; benzer çalışmaların artması, denizci bir toplum oluşturulmasına büyük katkı sağlayacaktır.
Tarihi belgelerde de yer aldığı üzere, Osmanlı Donanması tarafından 1565 yılında başlatılan Malta kuşatması, dört ay sonra başarısızlıkla sonuçlanmış ve adayı ele geçirme girişiminde vaz geçilmiştir.
Kuşatmanın ardında Malta’da, Üstad-ı Azam Sarayı inşa edilmiş ve Üstadı azam odası yapılırken; kuşatmayı anlatacak resimleri çizmek üzere dönemin ünlü ressamı Matteo Perez d’Aleccio İtalya’dan davet edilmiştir. Ressam d’Aleccio, taht odasının duvarlarına 12 adet büyük ölçekli freskle kuşatmanın günlük seyrini ve harekatı işlemiştir.
Tütüncü, tüm bu freskleri kitabında ayrı yer vererek inceliyor.
Kitapla ilgili ayrıntılı bilgiye Denizci Kitaplığı‘ndan ulaşabilirsiniz.
Hollandalı Tasarımcılar Klarenbeek ve Dros, Yosundan Biyoplastik Üretti
(Alıntılanan bu haber, Hollandalı Tasarımcılar Yosundan Biyoplastik Üretti başlığı ile arkitera.com’da yayınlanmıştır.)
Hollandalı tasarımcılar Eric Klarenbeek ve Maartje Dros, zamanla sentetik plastiklerin yerini alabilecek, alglerden yapılmış biyoplastik geliştirdiler.

Yosunlar, tasarımcılar tarafından uygun ortamda su ile yetiştiriliyor ve kurutulduktan sonra 3 boyutlu nesneler olarak kullanılabilecek birer materyal haline getiriliyor.
Tasarımcılar yosun polimerinin, şampuan şişelerinden, sofra gereçlerine veya çöp kutularına kadar her şeyde kullanılabileceğini ve sonuçta tamamıyla petrol gibi fosil yakıtlardan üretilen plastiklerin yerini alabileceğini düşünüyor.

Klarenbeek ve Dros, kumaş boyalarından, su şişelerine, sandalyelere ve hatta tüm bina cephelerine kadar sentetik muadillerine göre çok daha çevre dostu ürünler yaratmak için yosun kullanan çok sayıda tasarımcı arasında yerlerini alıyor.
Tasarımcılar yosunların yanı sıra, 3 boyutlu obje olarak kullanılabilecek, miselyum, patates nişastası ve kakao çekirdeği kabuğu gibi diğer organik hammaddelerden de biyopolimerler üretiyor.
Stüdyonun şu an ki hedefi ise 3D Bakery olarak adlandırdıkları, 3 boyutlu biyopolimer yazıcılarla yerel bir ağ kurmak.

“Gelecekte her sokak köşesinde, organik hammaddelerin ‘pişirilebileceği’ bir dükkan olacak ve uluslararası marka zincirlerinden eşya ve ürünler satın almak için çok uzak organize sanayi bölgelerine gitmeniz gerekmeyecek.”

Tasarımcılar projelerinin, plastik benzeri materyalleri üretmek için yakıldıklarında atmosfere karbondioksit (CO2) yayan, yenilenemeyen fosil yakıtların geniş tüketimine bir çözüm sunduğuna inanıyorlar. Bilim insanları, küresel ısınmayı yükselen karbon seviyelerine bağlıyor.
Klarenbeek ve Dros:
“Son yıllarda dünyanın her yerinden muazzam miktarlarda fosil yakıt çıkarıldı. Oldukça kısa sürede, atmosfere büyük miktarda zarar verici sonuçlar doğuran karbondioksit salındı. Bu nedenle karbondioksiti atmosferden olabildiğince çabuk temizlememiz çok önemli ve bu, karbonu biyokütleye bağlayarak yapılabilir.”

Yosun, fotosentez süreci boyunca karbondioksiti emer. Bu nedenle tasarımcılar, küresel karbondioksit seviyesini azaltmaya ve iklim değişikliğini önlemeye yardımcı olması için yosunların yetiştirilip, bir üretim materyali olarak kullanılmasını destekliyor.
“Çevremizdeki her şey – eşyalarımız, evlerimiz ve arabalarımız – bir çeşit karbondioksit bağlayıcı olabilir. Bu şartlarda düşünürsek üreticiler bir devrim gerçekleştirebilir. Karbon ayak izinin ötesinde düşünmek gerekirse; sıfır emisyon yerine, ‘negatif’ emisyona ihtiyacımız var. “
Wageningen Üniversitesi, Salga Seaweeds, Breda’daki Avans Biyobaz Laboratuvarı ve diğer kurumlarla yosun araştırması yaptıktan üç yıl sonra Klarenbeek ve Dros, Arles’daki Luma Vakfı’na bir araştırma ve yosun üretim laboratuarı kurmaları için davet edildi.
“Yosun, biyokütle üretmek için iyi olabilir çünkü karbondioksiti denizden ve atmosferden hızlıca filtreleyebilir. Yosunlar, karbonu emerek ve biyoplastikler veya etken maddeler için hammadde olarak kullanılabilen bir nişasta üreterek büyürler. Atık oksijen, temiz hava.”
Şubat 2017’den bu yana ikili zamanlarını, Hollanda’daki hem ev hem stüdyo olarak kullandıkları eski bir boya fabrikası ile Fransa’daki Luma Vakfı’nda bulunan atölyeleri arasında geçiriyor.
“Hedefimiz, AlgaeLab’ta ürettiğimiz yemek takımı ile kentteki tüm restoranlara ve yemek servisi sunan firmalara hizmet sağlamak. Şu anda, Arles ve Zaandam’da, biri Fransız yosunundan, diğeri Hollanda yosunundan benzer tasarımlar üretmek için 3 boyutlu yazıcılarımızı kullanıyoruz. Her ikisi de aynı şekle sahip fakat yerel malzemelerden yapılıyorlar. İnternet üzerinden dağıtılan, ancak yerel olarak yapılan ürünlerin tasarlanacağına inanıyoruz. Büyük merkezi bir organizasyon haline gelmek istemiyoruz, sistemi değiştirmek istiyoruz böylece insanlar, ihtiyaçlarına uygun şeyleri üretmek için yerel hammadde yetiştirebilirler.”

İkilinin araştırması Rotterdam’daki Museum Boijmans Van Beuningen’de, Annemartine van Kesteren’in küratörlüğünde “Sistemi Değiştirin” sergisinin bir parçası olarak gösterildi. 14 Ocak 2018 tarihine kadar devam eden sergi süresince Klarenbeek ve Dros, müzenin göletinde yetişen yosunlardan yapılmış yeni bir alg camı üzerinde çalışmalarını sürdürdüler.

“Denizci Jai”, 12. İzmir Kukla Günleri’nde Sahnelenecek
İzmir Kukla Günleri’nde İspanyol Kukla Tiyatrosu Zipit Company’nin Denizci Jai oyunu sahne alacak. Yönetmenliğini Dora Cantero’nun yaptığı Denizci Jai’de kuklalar Glòria Arrufat, Ivo Garcia ve Paulette San Martín tarafından canlandırılıyor.
Etkinlik sayfasında oyunun konusu şu sözcüklerle anlatılıyor:
“Üç komedyen liman liman gezerek Denizci Jai’ın öyküsünü anlatırlar. Bir deniz fenerinde yaşayan Denizci Jai, söylediği şarkılarla onu inanılmaz etkileyen güzeller güzeli Marie Claire’in aşkı adına dünyanın dört bir denizinde yelkenlisi ile maceradan maceraya koşmaktadır. Devasa balinalar, aç köpekbalıkları ve vahşi maymunlar gibi birçok yaratıkla karşılaştığı uzun ve heyecanlı bir yolculuktur bu. Amacına ulaşabilmesi için birçok zorluğun üstesinden gelmesi gerekmektedir. Ancak gariptir ki, bazen aradığımız şeyler düşündüğümüzden çok daha yakınımızda olabilir.”
Oyun, 12 Mart 11.00 – 14.00 ( İzmir Sanat), 13 Mart 14.30 (Işıkkkent Eğitim Kampusü), 14 Mart 20.00 (D.E.Ü. Eğitim Fakültesi Konferans Salonu)’na izlenebilecek.
(Kaynak: izmirkuklagunleri.com, zipitcompany.com)
Vira Dergisi’nin Özel Sayısı “Sanat ve Deniz” Başlığıyla Yayımlandı
Vira Deniz Kültürü Dergisi’nin ilk özel seçkisi “Sanat ve Deniz” başlığıyla yayımlandı. Derginin ilk seçkisinde daha önce Vira’ya röportaj vermiş sanatçıların deniz hakkındaki düşüncelerine yer verildi.
Müjdat Gezen, Leman Sam, Ayla Algan, Tuluyhan Uğurlu, Bülent İnal, Nilüfer ve Ahmet Mümtaz Taylan gibi ülkemizde sevilen sanatçıların denizle ilgili düşüncelerini derleyen Vira Dergisi, denizle nasıl tanıştıkları, denizle nasıl ilişki kurdukları, denizden nasıl esin aldıklarını öğrenip; kiminin ada tutkunu, kimini ise bir deniz aşığı olduğunu kayıt altına aldı.
(Kaynak: virahaber.com)
Ertuğrul Fırkateyni’nin Top ve Mermileri 127 Yıl Sonra Gün Işığına Çıkarıldı
Japonya’ya yapılan ziyaretten dönerken 1890 yılında Pasifik Okyanusu’nda 550 denizcisiyle batan Ertuğrul Fırkateyni’nde sürdürülen kazı ve kurtarma çalışmalarında top, mermi ve gülleler gün ışığına çıkarıldı. 17 metre derinlikten çıkarılan ve ilk defa zırh delen olarak 1860’lı yıllarda kullanılan mermiler, dünyadaki en eski örneklerinden.
Pasifik Okyanusu’nda batan Ertuğrul Fırkateyni’nde 11 yıl önce başlayan kazı ve kurtarma çalışmalarının bu yılki ayağı, Ocak’ta başladı. Ertuğrul’un battığı kayalıklardan 200 metre açıkta ve 30-40 metre derinlikte, çalışmalar yürütülüyor.
Japon ve Türk dalgıçların ortaklaşa yaptığı 120 dalışta; Osmanlı gemisine ait İngiliz Palliser marka 3 adet 52 kilo ağırlığında top mermisi ile 3 adet 30 kilo ağırlığında top mermisi dalgıçlar tarafından 127 yıl sonra gün ışığına çıkarıldı. Kurtarma çalışmaları sırasında ayrıca porselen tabaklar, gemiye ait ahşap ve metal parçalarda çıkarıldı. Eserler Kushimoto kentindeki Ertuğrul Araştırma Merkezi ve Konservasyon Laboratuvarı’na getirilerek üzerinde çalışmalara başlandı.





Ertuğrul Fırkateyni’nin Kısa Geçmişi
Ertuğrul Fırkateyni 1890 yılında II. Abdülhamit tarafından bir iyi niyet elçisi olarak Japonya’ya gönderilmişti. Bin bir zorlukla Japonya’ya varan denizcilerimiz dönüş yolunda Kushimoto açıklarında bir fırtınaya yakalanmışlar, Ertuğrul kayalıklara çarparak parçalanmıştı. 630 denizcisiyle 11 ay süren bir seferin ardından Japonya’ya varan Ertuğrul Fırkateyni Japonya’da İmparator Meici tarafından ihtimamla karşılanmış, İmparator’un isteği üzerine gemi komutanı Osman Paşa, konuşmasını Türkçe olarak yapmıştır.
Zorluklarla tamamladıkları bu önemli görevden sonra denizcilerimiz tayfun mevsimi olduğu halde dönüş yolculuğuna çıkmışlardır. Ertuğrul Japonya’nın güneyinde Oshima adası açıklarında kayalıklara çarparak parçalanmış, Osman Paşa dahil 550 gemici şehit olmuştur.
(Kaynaklar: haberturk.com, ntv.com.tr, dha.com.tr)