Ali Mahmut Demirel’in “Ada” Adlı Sergisinden Bir Video: “İskele”
Arter, Ali Mahmut Demirel’in İstanbul’daki ilk kişisel sergisi “Ada”, “Post Apokaliptik Ütopyalar” dizisini sanat izleyicilerinin karşısına çıkarıyor. Dört videonun yer aldığı sergide “İskele” adlı video özellikle dikkat çekici.
Demirel’in erken dönem video çalışmalarından bir olan “Hortum” ve son dönem yapıtlarından “İskele”, “Kuyu” ve “Fabrika” bu sergide bir arada sunuluyor. Sergideki 4 dört video da su ile ilişkili. Zamansızlığı betimleyen bu öğe türlü biçimlerle bu farklı mekanlarda ve içerikler ile çekilmiş videolar arasında bağ kurulmasını sağlıyor.
Sanatçı, kıyamet sonrası yaşamı anlatan tüm filmlerde olduğunun aksine bu defa hiç bir insanın yaşamda kalmadığı bir post apokaliptik ütopya kurguluyor. Dünyanın çeşitli yerlerindeki mimari yapıları “hizmet etmek üzere tasarlandıkları insanların yokluğunda yapılar nasıl bir yaşam sürdürürler?” sorusunu akılda tutarak sorguluyor.
Sergide, Hollanda’da 1959 yılında etkinlik göstermeye başlamış; bir eğlence ve dinlenme yerleşkesi olarak işlev görmüş Şeveningen (Scheveningen) İskele’sinde çekilmiş olan İskele (The Pier) adlı video özellikle dikkat çekici. Video, sislerin arasından yavaşca beliren denizle başlayıp gün batımında sahile vuran koyu bir renk almış dalgalar ile sona eriyor.
Videolara konu olan terk edilmiş fabrika, kubbesi yıkılmış su sarnıcı, kolonları paslanmış olan; sanatçı tarafından mimari ütopyalar olan tanımlanan söz konusu bu yapılar, kendi içlerinde barışçıl ve dengeli bir yaşantı sürdürüyorlar. İçlerinde yaşayan canlılarla etkileşime giren canlılar yeni anlamlar kazanabilecek potansiyel varlıklara dönüşüyor.
Kuratörlüğünü Başak Doğa Temür’ün üstlendiği sergi, 15.07.2018 tarihinde kadar Arter’de görülebilir.
(Kaynak: arter.org.tr, Görsel: AllEvents.in)
Denizler Kitabevi, “1000 Güzel Kitap” Başlıklı 10. Müzayedesini Düzenliyor
Denizler Kitabevi, “1000 Güzel Kitap – Gravür-Harita-Fotoğraf-Efemera-Obje” başlığı ile 10. müzayedesini düzenleniyor.
Denizcilik ile ilgili görsel, resim, kitap, obje ve giysilerin yer alacağı 10. müzayede, ilgililere bu değerli kültür ürünlerine sahip olmak için bir olanak sunuyor.
Etkinlik 26 Mayıs 2018 tarihinde Cumartesi günü Point Hotel Barbaros Salonunda düzenlenecek.
Müzayede kitabına buradan ulaşabilirsiniz.
“Gazze Sörf Kulübü” SALT Beyoğlu – Perşembe Sineması Etkinliğinde Gösterilecek
SALT’ın bir geleneğe dönüşmüş olan Perşembe Sineması’nda 15 Haziran 2018 tarihinde yönetmenliğini Philip Gnadt ve Mickey Yamine üstlendiği 2016 tarihli Gazze Sörf Kulübü adlı film Türkiye’de ilk defa gösterilecek.
Salt Galata’nın sitesinde film ile ilgili olarak şu açıklamaya yer veriliyor.
Gazze Şeridi hava saldırılarıyla sarsılırken bölgede yaşayan kimi gençler için sörf yapmak, yıkıntılardan uzaklaşarak biraz olsun özgür hissetmek için tek yoldur. 23 yaşındaki cankurtaran İbrahim, tutkunu olduğu sporun Gazze gençliğine ilham vermesinin ve kendi sörf tahtalarını üretmenin hayallerini kurar. Ne var ki 15 yaşında genç bir kadın olarak kendini Akdeniz’in dalgalarına bırakmak Sabah için o kadar da kolay değildir.
Bir çatışma ortamında sporla direniş ve varoluşu anlatan bu belgesel film, heyecan verici görüntülerle sörfün özgürleştiriciliğine vurgu yaparken yeni kuşağın ifade ve inanç özgürlüğü ile kadın haklarına bakışına yer veriyor.
87 dakika uzunluğındaki filmin gösterimi ücretsiz olarak yapılmakta ve rezervasyon alınmamaktadır.
(Kaynak: saltonline.org)
R.V. Williams’ın “Bir Deniz Senfonisi” Norveç Opera Ve Balesi’nde Seslendirilecek
Ralph Vaughan Williams’ın dev eseri, Deniz Senfonisi 21 Haziran gecesi Norveç Opera Ve Balesi‘nde seslendiriliyor.
Dört bölümden oluşan Bir Deniz Senfonisi’nin sözleri Walt Whitman tarafından kaleme alınan; Amerikan edebiyatının önemli eserlerinden biri olan Çimen Yaprakları’nın üzerine kurulmuştur. Whitman, bu eserinde işçilerin, kadınların, kölelerin, sıradan insanların hikâyelerini destansı bir anlatıya dönüştürmüş ve eşitlikçi düşüncelerini şiire yansıtarak döneminin edebiyat anlayışında büyük bir kırılma yaratmıştır.
Bölümler:
- Tüm Denizler ve Gemiler İçin Şarkı
- Gece, Sahilde Bir Başına
- Şerzo – Dalgalar
- Kaşifler
Ana temanın; müziğin salınımından ve dramatik olduğu kadar lirik anlatımından okyanusun konu edildiği açık bir biçimde anlaşılmaktadır. Denizcileri ve okyanusları kutsayan bu eser, Çimen Yaprakları’nın her dizesinden fışkıran coşku, umut ve esrime, iyi ve güzel olana varma umudunu bir anlamda Whitman’ın bu eserinden almıştır.

Bir Deniz Senfonisi Williams’ın 1903 yılında üzerinde çalışmaya başladığı ilk senfonisidir. Kader çoğu büyük bestecinin aksine Williams’ın yüzüne gülmüş ve eseri çok kısa sürede kendisine dünyaca başarıya ulaştırmıştır. Altı yıl sonra tamamlanan bu eser, orkestraya eklenen koronun ve solistlerinin kullanımı ile senfonik müziği ve koro müziğini 20.yüzyılın ilk yarısında yeni bir döneme taşımıştır.
(Kaynaklar: operaen.no, selyayincilik.com, Görsel: juntangphotography.com)
M. Visniec’in “Göçmenleeer” Adlı Oyunu 22. İstanbul Tiyatro Festivali Programında
22. İstanbul Tiyatro Festivali’nde bu yıl, Matei Visniec’in kaleme aldığı “Göçmenleeer” adlı oyun, Genco Erkal’ın yönetmenliğinde sahneye taşınıyor.
Belgesel tiyatro biçimi ile tasarlanan oyun, izleyiciyi de gösteriye katıyor. Göçmenleeeer; tüm dünya insanlığının gözleri önünde gerçekleşen bu yok oluş öykülerini, yaşanan deneyimleri tüm boyutları ile ele alıyor.
Özellikle Ortadoğu’daki gelişmelerin sonucu olarak ortaya çıkan deniz mülteciliği gerçeğini, kıyılarında ve denizlerinde gören; etkilerini doğrudan yaşayan Türk kamuoyunda bu sorunun yarattığı büyük sızı, bu oyunu bizler açısından çok anlamlı kılıyor.
Dostlar Tiyatrosu tarafından sahnelen oyun, 21 – 22 Kasım 2018 tarihlerinde Kenter Tiyatrosu’nda izlenebilir.
Yazan: Matei Visniec
Çeviren: Zeynep Irgat, Osman Senemoğlu
Yöneten: Genco Erkal
Oynayanlar : Şirvan Akan, Ayşe Lebriz Berkem, Lütfi Can Bulut, Cem Çetin, Genco Erkal, Yiğit Yarar
Sahne Tasarımı ve Kostüm: Claude Leon
Dramaturji: Genco Erkal
Video ve Ses Tasarımı: Ümit Kıvanç
Müzik: Nâzım Çınar
Işık Tasarımı: Hakan Özipek
Görüntü Araştırma: Melih Tatlıcan
(Kaynak: iksv.org)
Mattingly’nin Ekoloji, Toplum, Sanat Projesi ve Bir Yüzen Bahçe: “Swale”
(Alıntılanan bu haber arkitera.com’da New York Kıyılarına Yüzen Bahçe Yanaşıyor başlığı ile yayınlanmıştır.)
480 m²’lik bir bahçe, Brooklyn Army Terminal’de demirleyerek, New York’lulara mavna üzerinde meyve ve sebze hasat etme şansı sunacak.

5 Mayıs – 1 Temmuz tarihleri arasında Sunset Park sahili boyunca kurulacak mavna, hafta sonları ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Fotoğrafçı ve heykeltıraş Mary Mattingly’nin fikriyle 2016 yılında hayata geçen “Swale” isimli bu proje, yiyecek kıtlığı sorununu ele almayı amaçlıyor. Mattingly’e göre, üç milyondan fazla New York’lu, taze ürünlere sınırlı erişime sahip. 2016’daki ilk mavnasından bu yana Swale, beş kentte 200.000 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.
Swale aynı zamanda sağlıklı yaşam, çevre sorunları ve kamusal sanat üzerine odaklanan halka açık programlara da ev sahipliği yapıyor.

“Swale, gıda sistemlerimizi gözden geçirmemizi, gıda sorununu insan hakları dahilinde ele almamızı ve kamusal alanlarda halk için gıda üretimine vurgu yapıyor. Bu kapsamda Swale, bizler için ‘harekete geçirici bir mesaj”


(“Öne çıkan Görsel” bölümünde kullanılan görsel: nyfa.org)
Dünyanın İlk Sualtı Residansı “Muraka” Hint Okyanusunda Açılacak
Beş yıldızlı Maldivler Rangali Adaları Conrad Oteli, dünyanın ilk sualtı residansının yapımına başlandığının duyurdu.
“Mercan” – Muraka – anlamına gelen otel, konuklarına tamamen suyun altında bulunan bir odadan Hint Okyanusunun tüm sualtı güzelliğini izleme olanağı sunuyor. 1.5 milyon dolarlık bu dev ölçekli yatırımın 2018 yılı sonunda bitmiş olması öngörülüyor.

Otel iki kattan oluşuyor. Deniz yüzeyinin beş metre altındaki sualtı suitinde, büyük bir yatak odası, yaşam alanı, banyo ve üst kata çıkan dönel bir merdiven bulunuyor. Akrilik gereç kullanılarak tasarlanan saydam tonoz çatı, 180 derecelik görüş açısıyla konukların, okyanus sualtı yaşamını izleyebilmelerine olanak sağlıyor.

Üst katta ise; gün batımını görebilecek biçimde konumlandırılmış iki kişilik yatak, banyo, kadınlar tuvaleti, spor salonu, uşak odası, özel güvenlik odası, eksiksiz bir yaşam alanı, mutfak, bar ve yemek yeme alanı bulunuyor.
Residansın diğer tarafında ise; gün doğuşunu izleyebilecek biçimde konumlandırılmış olan dinlenme alanı ve sonsuz havuz bulunuyor.

Üst katlarda ek olarak bir adet büyük bir yatak odası ve banyo daha konumlandırılmış. “Mercan” -Muraka- da tek seferde dokuz kişi birden ağırlanabiliyor.

(Kaynak: designboom.com)
“Derin Tutku-Yanılgı” Sergisi İstanbul Deniz Müzesi’nde
Ayşegül Dinçkök ve Şahika Ercümen’in ortak projesi “Derin Tutku Misunderstood/Yanılgı” sergisi, 17 Mayıs 2018 tarihine kadar İstanbul Deniz Müzesi’nde sanat izleyicilerinin ilgisine sunuluyor.
Fotoğraf sanatçısı Ayşegül Dinçkök ve Dünya Serbest Dalış Şampiyonu Şahika Ercümen’in birlikte gerçekleştirdikleri çalışma Miami sahilinden yaklaşık olarak 75 deniz mili açıkta; denizaltında gerçekleştirildi. Yapılan sualtı çekimleri, soyu tehlike altında köpek balıkları ile kadınların ortak noktalarına değinerek bir söylem ortaya koyuyor.

Su altında köpek balıklarının yeryüzünde ise kadınların tarih boyunca yargısız infaz edildiği vurgulanan sergide, yanılgılar ve ön yargılar ile her iki canlının da şiddet gördüğünü ve değerlerinin anlaşılmadığını gösteriyor.
Dinçkök, “Okyanusların var olma kaynağı köpek balıkları. Onlar olmadan resifler yaşamlarını sürdüremiyor ve ekosistem bozuluyor. Aynı şekilde kadınların güçlenmesi ve ekonomide yer alması da ailelerin ve tüm ekonominin güçlenmesi ve ülkelerin refah düzeylerinin yükselmesi anlamına geliyor.” sözleri ile sergini anlamını belirtiyor.


Sergi kadınların içinde bulunduğu olumsuz durumu göz önüne serdiği gibi kadının toplum içindeki yeri ile bir gelişmişlik göstergesi ve ilerlemenin de anahtarı olduğunu vurguluyor.
Serginin tüm geliri; Dinçkök tarafından ÇABA Kadın Fonu’na bağışlanıyor.
‘Gücü bulamadığında cesarete başvur’ adı altında kurulan fon, kadınların projelerini desteklemek ve yaşadıkları zorluklarla mücadele etmelerine destek olmayı amaçlıyor.
(Kaynaklar: hurriyet.com.tr, denizkartali.com, sozcu.com.tr, sualtigazetesi.com, ntv.com.tr)
Özge Deniz Özker’in “Denize Bakan” Üçlemesi, 16. Çevre Kısa Film Festivali’nde
Genç yönetmen Özge Deniz Özker’in üçlemesi “Denize Bakan”, 10 Nisan-26 Mayıs 2018 tarihleri arasında düzenlenen 16. Çevre Kısa Film Festivali programında yer alıyor.
Kültür Bakanlığı’nın desteği ile gerçekleştirilen 2011 tarihli “Denize Bakan”, çok sayıda belgesel film festivali ve kısa film yarışmasında dereceler etmiş başarılı bir yapım.
İletişim teknolojinin gelişmesi denizcilikte kullanılan geleneksel pek çok yöntemin yerini ileri teknolojik ürünlere bırakmasına yok açtı. Ancak tüm bu gelişmelere karşın teknolojik gereçlerin yaratacağı olası sorunlar deniz gibi güvensiz bir ortamda deniz fenerlerinin varlığını denizciler açısından gerekli kılıyor.
İnsan zihninin ürettiği bu geleneksel teknoloji yalnızca yol gösterme işlevine sahip değil; aynı zamanda kendisine bağımlı yaşayan deniz feneri bekçilerinin öykülerini de taşıyor. Kıyı çizgisine konumlanmış olan bu fener yapıları, etkileyici doğa görünümünün içinde geçen sade yaşamları, denizdeki yaşamlarla birbirine bağlayan bir noktada duruyor.
Antalya – Gelidonya, Sinop Boztepe ve İnceburun deniz fenrlerinin anlatılığı “Deniz Bakan” üçlemesi deniz fenerlerinin mimari ya da teknik özelliklerini anlatan bir yapım olmaktan çok; fenerler ile özdeşleşen insan yaşamlarını ve anılarını belgeleyen bir yapım.
(Kaynaklar: ozgedenizozker.com.tr, kameraarkasi.org, cevrefilm.org)
Evrim Duyar, “Comet A” Teknesinin Ana Yelkenini ve Bordasını Boyadı
“Airbrush” yöntemini, kasklara, motosikletlere, tırlara, otobüslere, hatta F-16 savaş uçaklarının gövdeleri gibi farklı ölçeklere uyarlayan, Evrim Duyar, şimdi uluslararası yarışlarda boy gösteren Türk yelkenli teknelerini boyuyor.
Üniversitedeki İşletmecilik eğitiminin ardından sahip olduğu işini bırakan Duyar, yaşamına yeni bir yön çizmeye karar vererek, sanayi sitesinde dükkan tuttu, kaporta ustalarıyla birlikte çalışarak, arabaları, iş makinelerini hatta dev tırları renklendirdi.

Başarılı betimlerin yer aldığı yapıtlar, ilgi çekmeye başlayınca bu kez Türk Hava Kuvvetleri’nin istemiyle (talebiyle) kulanım ömrünü tamamlayarak, emekliye ayırılan savaş uçakları F-104’leri, F-16’ları ve SOLOTÜRK’lerin gövdelerini boyamaya başladı.
Duyar, kara ve hava araçlarının ardından, şimdi de uluslararası sularda Türk bayrağı taşıyacak yelkenleri farklı betimlerle donatmaya başladı. Ülkemizin tanınmış, denizcilik iş kolunda etkinlik gösteren büyük firmalarında Arkas’ın bir tekne üreticisi ile iş birliği sonucu ortaya çıkan 11,80 metrelik “Comet A” teknesinin gövdesini 10 günde, 170 metrekarelik yelkenlerini de 8 günde boyayan Duyar, profesyonel yelken ekibinin bundan sonra yarışlara “dev dalga” resmi ile katılacağını belirtti.

Arkas – M.A.T. Sailing Team kaptanlarından Tolga Yağlı, dünya çapında yarış kazanabilecek özelliklerde üretilen teknenin sanatla ayrı bir ruha kavuştuğunu belirterek, Comet A’nın yeni tasarımı ve ekibiyle ünlü “Seahorse” adlı derginin kapağını süslediğini de sözlerine ekledi.

(Kaynak: aa.com.tr)