Midilli Adasında Keşfedilen Kitabe, Barbaros Hayreddin Paşa’nın “Türk” Soylu Olduğunu Kanıtladı
Midilli Adası’nda keşfedilen 1485 tarihli kitabe, Akdeniz’i bir Türk gölüne haline getiren Barbaros Hayrettin Paşa’nın bir devşirme değil; Türk soylu olduğunu kanıtladı.
Midilli Kalesi’nin beş burcundan bir olan olan kuzey burcu üzerine yerleştirilmiş olan ancak sık ağaçlar nedeniyle görülebilmesinin olanaksız olduğu kitabeyi keşfeden Mısır Fayyoum Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Osmanlı tarihi araştırmacısı Ahmed Emin, iki yıldır Barbaros’un doğduğu Midilli’de araştırmalarını sürdürüyordu.
Emin, kitabenin içeriğini yunan yetkililerin de bilmediğini, hatta bu konuda uluslararası uzman olan Prof. Machiel Kiel bile ilk kez duyduğunu belirtti. Emin, keşfini Türk-Arap Dünyası Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Mehmet Tütüncü’ye gönderdi. Dr. Tütüncü, kitabenin Barbaros Hayreddin Paşa’nın babası Yakub Ağa’ya ait olduğunu ortaya çıkardı.
Osmanlıca kitabede, “Bu muhteşem burcun yapılmasını fetihler babası Büyük Sultan ve Ulu (Muazzam) Hakan, Sultan Mehmed Han oğlu, Sultan Beyazıd emretti. Allah sultanlığını ve de devletini ebedi kılsın. Bunu Adem oğlu Emir Yakup 890 senesinde yapmıştır” yazıyor.
Dr. Tütüncü, “Bu kitabe, Yakub Ağa’nın 1462’de Fatih ile adanın fethine katıldığını ve Fatih’in isteğiyle Osmanlı adına adanın koruyucusu olduğunu kanıtlıyor. Yani kalenin kumandanıdır. Adada Türk kadın olmadığı için Fatih’ten izinle bir Rumla evlenen Yakub Ağa’nın İshak, Oruç, Hızır (Barbaros) ve İlyas isimli dört oğlu burada doğar. İlk defa Emir Yakub’un ismine rastlamak ve bunu Barbaros’un doğduğu Midilli Kalesi’nde bulmak çok önemli bir keşif” dedi.
Barbaros’un dedesinin adının Adem olduğunun ilk kez ortaya çıktığını da ekleyen Tütüncü, “Hristiyan kaynaklar, Barbaros’un Midillili Hristiyan bir devşirme olduğunu yazar. Bu kitabe onun devşirme değil, Türk soyundan olduğunu kanıtlıyor. Babasının adının Adem olması Müslümanlığın kanıtı” diye konuştu.
(Kaynak: milliyet.com.tr, görsel: rct.uk)
Dr. Halaçoğlu, Ege Adalarında Bulunan Türk Mimari Yapıtlarının Yunanistan Tarafından Görmezden Gelindiğini Belirtti.
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Neval Konuk Halaçoğlu, Yunanistan’daki ve Ege adalarındaki onbinlerce Türk – Osmanlı mimari yapıtına Yunanistan tarafından ‘gizlileştirme ve kimlik kaybettirme politikası’nın uyguladığını belirtti.
Osmanlı Türkleri tarafından 600 yıl yönetilen Yunanistan’ın 1912’de Türklerin elinden çıktığını söyleyerek bu coğrafi bölgede çok sayıda Osmanlı yapıtının olduğu belirtti. “Hükümet konağı, askeri hastane, postane, adliye dairesi, saat kulesi, hamamı, çeşmesi, köy okulu gibi son dönem her bölgeye ciddi anlamda yatırım olmuş. Antalya’da bile Rodos’ta olduğu kadar eser yok, her türlü mimari yapı var.“
Halaçoğlu, Ege adalarındaki Türk yapıtlarıyla ilgili olarak, “Devam eden restorasyonlar da aslına uygun değil. Hiç kullanmadığımız renkler var, koyu bordo, koyu mavi, uhreviyeti bozuyorlar, bizim renkli camimiz var mıdır? Kavala’da Halil Paşa Camisi anaokulu konseptinde. Rodos’ta Ali Paşa Camisini de aynı şekilde kırmızıya boyamışlar. Midilli’de bir hamamın bütün kubbeleri renk renk, zannedersiniz disko. Biz aynı şekilde Türkiye’de bir yapıya bu şekilde davransak bütün Avrupa ayağa kalkar.“
Halaçoğlu, eserlerin restorasyon süreçlerinde Türkiye’den uzman talep edilmediğini; Rodos adasındaki Süleymaniye Camisi’nin minare restorasyonunun bu sebeple 10 yılda bitirildiğini anımsattı.
Türkiye’nin farklı kültürlere yaklaşım biçimini ile ilgili olarak Halaçoğlu: “Son 16 yıldır, takip edebildiğim kadarıyla, 84 tane Rum-Ortodoks kilisesini, paralarını biz vererek, Türkiye’de ibadete açtık, kültür merkezi oldu, belirli günlerde ibadete açılıyor.”dedi.
Buna karşılık ise, Yunanistan’ın, Osmanlı-Türk mirasını sahipsiz bırakmak için Müslüman mimarisi kavramının arkasına saklanarak Türk yapıtlarının görmezden geldiğini belirtti.
“Bizim orada 400-500 yıllık eserlerimiz var, 580 yıllık camimiz var, hiçbir şey yapılamaması acı bir gerçek, izin verilemiyor, müdahil olamıyoruz. Tescil edilemediği için sahip de çıkamıyoruz, takip ya da hak iddia edemiyoruz. Selanik ve Atina’da cami olmamasından vazgeçtim, bir restorasyona dahil edilme durumu bile söz konusu değil, bir çeşme bile tamir ettiremiyoruz ve asla ettiremeyeceğiz.”
(Kaynak: aa.com.tr)
C. Özek’in Çocuklara Deniz Ekolojisine Yönelik İletiler Taşıyan “Çöp Canavarı” 22. İstanbul Kukla Festivali’nde
22. İstanbul Kukla Festivali’nde Cengiz Özek’in denizlere atılan çöpleri yiyerek canavara dönüşen bir balığın öyküsünü anlattığı “Çöp Canavarı” adlı kukla gösterisi çocuk izleyicilerin karşısında olacak.
“Çöp Canavarı” daha önce katıldığı “Unima” (Macaristan), “Uluslararası Wayang Festivali” (Jakarta), “Vietnam Kukla Festivali” gibi uluslararası etkinliklerde birçok ödüle kazanmış bir kukla gösterisi.
3-9 yaş grubu çocuklara çevre bilincini vermek amacıyla hazırlanmış olan gösteride Türk gölge tiyatrosundan Karagöz’e de rol veriliyor.
Gösteri, 29 Ekim 2019 tarihinde Grandpera’da saat 19.30’da görülebilecek
(Kaynak: istanbulkuklafestivali.com)
C. Özek’in Çocuklara Deniz Ekolojisine Yönelik İletiler Taşıyan “Çöp Canavarı” 22. İstanbul Kukla Festivali’nde
22. İstanbul Kukla Festivali’nde Cengiz Özek’in denizlere atılan çöpleri yiyerek canavara dönüşen bir balığın öyküsünü anlattığı “Çöp Canavarı” adlı kukla gösterisi çocuk izleyicilerin karşısında olacak.
“Çöp Canavarı” daha önce katıldığı “Unima” (Macaristan), “Uluslararası Wayang Festivali” (Jakarta), “Vietnam Kukla Festivali” gibi uluslararası etkinliklerde birçok ödüle kazanmış bir kukla gösterisi.
3-9 yaş grubu çocuklara çevre bilincini vermek amacıyla hazırlanmış olan gösteride Türk gölge tiyatrosundan Karagöz’e de rol veriliyor.
Gösteri, 29 Ekim 2019 tarihinde Grandpera’da saat 19.30’da görülebilecek
(Kaynak: istanbulkuklafestivali.com)
R.Kerle’in “Donanmanın Sanatı” Adlı Fotoğraf Sergisi Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde
Dünyaca tanınmış Avustralyalı sanatçı Ralph Kerle’in “Donanmanın Sanatı” adlı fotoğraf sergisi Avustralya Ulusal Deniz Müzesi’nde açıldı.
2019 yılının başlarında Avustralya Kraliyet Donanması’nın talebi ile Kerle, donanma filosu gemilerinin bulunduğu Sidney limanını, kendisi tarafından geliştirilen yenilikçi bir teknikle görüntülemişti. Sanatçı, çalışmalarında fotoşop gibi görsel düzenleme yazılımlarından yararlanmadan, yapay olarak kurgulanmamış; gerçek dünyanın içindeki, doğada var olan görüntüleri kadrajına alıyor.
Kerle’in, içinde varlığımızı bulduğumuz doğaya, içinde huzur bulacağımız bir anlayışla ve düşünüşle bakmamızı sağlayan bir kapıyı bizlere açtığı bu sergideki görseller de, sanatçının daha önceki çalışmalarında olduğu üzere, soyut-izlenimci ancak gerçek dünya ile sağlam bağı olan bir içeriğe sahip ürünler olarak görülebilir.
Sergi, 20 Ekim 2020 tarihine kadar sürecek.
(Kaynak: sea.museum, ralphkerlesart.com)
Deniz Mülteciliğini Konu Alan “Denizdeki Ateş”, 2. Mülteci Film Festivali’nde Yer Alıyor
İtalyan yönetmen Gianfranco Rosi’nin deniz mülteciliği konusunu gündeme getirdiği ödüllü Denizdeki Ateş (2016) adlı film, 2. Mülteci Film Festivali etkinliğinde yer alıyor.
Yapım, Avrupa’da yaşanan göçmen krizi ile bir anda dünyanın gündemine oturan İtalya’nın güney kıyısındaki Lampedusa adası üzerinden büyük dramı perdeye taşıyor.

12 yaşındaki bir çocuğun gözünden, Avrupa’ya çıkış noktası olarak görülen Lampedusa’ya ulaşmaya çalışan göçmenleri ve bu sırada günlük yaşamlarını sürdüren ada halkını anlatan film, 66. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde ‘Altın Ayı’ ödülüne layık görüldü.
https://www.youtube.com/watch?v=juiUr1tlVHU
Denizdeki Ateş (Fuocoammare), 27 Ekim 2018 tarihinde Ankara- Kızılay’da bulunan Büyülü Fener Sinemasında izleyici karşısında olacak.
(Kaynak: multecifilmfestivali.com)
Deniz Mülteciliğini Konu Alan “Denizdeki Ateş”, 2. Mülteci Film Festivali’nde Yer Alıyor
İtalyan yönetmen Gianfranco Rosi’nin deniz mülteciliği konusunu gündeme getirdiği ödüllü Denizdeki Ateş (2016) adlı film, 2. Mülteci Film Festivali etkinliğinde yer alıyor.
Yapım, Avrupa’da yaşanan göçmen krizi ile bir anda dünyanın gündemine oturan İtalya’nın güney kıyısındaki Lampedusa adası üzerinden büyük dramı perdeye taşıyor.

12 yaşındaki bir çocuğun gözünden, Avrupa’ya çıkış noktası olarak görülen Lampedusa’ya ulaşmaya çalışan göçmenleri ve bu sırada günlük yaşamlarını sürdüren ada halkını anlatan film, 66. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde ‘Altın Ayı’ ödülüne layık görüldü.
https://www.youtube.com/watch?v=juiUr1tlVHU
Denizdeki Ateş (Fuocoammare), 27 Ekim 2018 tarihinde Ankara- Kızılay’da bulunan Büyülü Fener Sinemasında izleyici karşısında olacak.
(Kaynak: multecifilmfestivali.com)
T. J.Cooper’ın Atlantik Okyanusu Havzasını Fotoğrafladığı “Dünyanın Ucu” Adlı Sergisi LACMA’da Açıldı.
Thomas Joshua Cooper‘ın “Dünyanın Ucu” (The World’s Edge) adını taşıyan fotoğraf sergisi, Los Angeles Sanat Müzesi – LACMA’da açıldı.
Thomas Joshua Cooper, 50 yıldır – neredeyse bir insan ömrü sayılabilecek bir süreden bu yana – doğada fotoğraf çekiyor.
Dünyanın uzak ve ıssız yerlerine yapılan, zorlu ve fiziksel dayanım gerektiren yolculuklarla sayesinde elde edilebilen bu olağanüstü fotoğraflar, içerdikleri coğrafi ve atmosferik ayrıntılar üzerinden bu zorlu coğrafyaların psikolojik etkisini izleyiciye özetleyerek; ulaştırıyor.
Sergi, Cooper’ın Atlantik havzasının kuzey, güney, doğu ve batı konaçlarının herbirinde bulunan en uzak noktalarını saptamak için ilk olarak 1987 yılında çıktığı uzun yolculuğun ürünleri olan The Atlas of Emptiness and Extremity – The World’s Edge – The Atlantic Basin Project‘i 65 adet büyük ölçekli ve siyah beyaz görseli izleyicinin karşısına çıkarıyor.
Cooper, 19 yüzyıl Agfa Ansco fotoğraf makinası kullanarak çektiği bu eşsiz pozlarda; ne uzayıp giden ufuk çizgisini, ne de ayaklarının altındaki toprağı konu olarak alıyor. Bunun ötesinde tüm bu çevreyi kuşatan benzersiz, farklı ve kolaylıkla tanınabilir deniz alan sanatçının kadrajına giriyor.
Sergi 22 Eylül 2019 – 02 Şubat 2020 tarihleri arasında LACMA’da olacak.
(Kaynak: lacma.org, görsel: timeout.com)
“Altın Palet Sualtı Görüntüleme Fotoğraf Türkiye Şampiyonası” Ve “Altın Palet Sualtı Görüntüleme Video Federasyon Kupası” Sona Erdi
Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) tarafından 17-19 Ekim tarihleri arasında Antalya’nın Kaş ilçesi açıklarında düzenlenen Altın Palet Sualtı Görüntüleme Fotoğraf Türkiye Şampiyonası ve Altın Palet Sualtı Görüntüleme Video Federasyon Kupası’nda sonuçlar belli oldu.
Video ve fotoğraf kategorisinde 12 spor kulübünden 26 yarışmacı, dalış eşleri ve serbest dalıcılarla birlikte toplam 54 katılımcı, Heybeli Ada, Güvercin Ada ve Kanyon açıklarında iki günde üç ayrı dalış gerçekleştirdi.
Altın Palet Sualtı Görüntüleme Fotoğraf Türkiye Şampiyonası Sonuçları
Altın Palet Sualtı Görüntüleme Fotoğraf Türkiye Şampiyonası’nda madalyalar 5 ayrı disiplinde verildi.
-“Balık” temalı disiplinde Mehmet Yavuz Pilevneli

-“Makro”da Ferhan Coşkun

-“Konulu makro”da Hakan Başar

-“Geniş açı”da Tunçel Yılmaz

-“Modelli geniş açı”da Rüştü Kirman

Katıldıkları kategorilerde yakaladıkları açılarla Türkiye Şampiyonluğu’nu getiren fotoğraflara imza attılar.
Fotoğraf kategorisinde toplam puana göre bireysel sıralamada Türk Balıkadamlar Spor Kulübü’nden Tunçel Yılmaz birinci olurken, Kuşadası Yat ve Yelken Spor Kulübü’nden Eser Paşa ikinci, Ayışığı Sualtı Spor Kulübü’nden Hakan Başar üçüncü oldu.
Takım sıralamasında Kuşadası Yat ve Yelken Spor Kulübü şampiyonanın en çok puan alan takımı oldu. Türk Balıkadamlar Spor Kulübü ikinci sırada yer alırken; üçüncülük Aktif Balıkadamlar Spor Kulübü’nün oldu.
Altın Palet Sualtı Görüntüleme Video Federasyon Kupası Sonuçları
Altın Palet Sualtı Görüntüleme Video Federasyon Kupası’nda, Antalya Sualtı Sporları Kulübü’nden Alican Abacı’ya birinciliği elde ederken; Karadeniz Dalgıçları Spor Kulübü’nden Ali Şener ikinci, Karadeniz Dalgıçları Spor Kulübü’nden İbrahim Cengiz üçüncü oldu.
(Kaynak: tssf.gov.tr)
“Geleneksel Gemi Modelleri Sergisi” BAKSM’de Açıldı.
Beylikdüzü Belediyesi’nin, Gemi Modelcileri ve Gemi Severler Derneği ile ortak düzenlediği “Geleneksel Gemi Modelleri Sergisi”, Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi – BAKSM’de açıldı.
Beylikdüzü 10. Yıl Etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen “Geleneksel Gemi Modelleri Sergisi” nin ilki 10 Mayıs 2018’de düzenlenmişti.
Sergiye, gemi modelcileri; Ahmet Güleryüz, Aytaç Yavuz, Ercan Küçüktaş, Ertuğrul Evcimen, Feridun Ceylan, Haldun Ünsal, Haludun Özkan, Karnik Kasparoğlu, Kerem Doğutuna, Mesrur Yarar, Metin Önkol, Naim Maktav, Nurettin Taşçı, Sarkis Ohannesyan, Serkan Ceylan, Tunay Esen, Tülin Tatar ve Zeynep Çilekçi yapıtlarıyla katılıyor.
Etkinlikte, 18 modelci tarafından hazırlanan dinamik ve statik modeller, savaş gemileri, şehir hatları vapurları, römorkör, şilep ve buharlı gemilerden oluşan 55 adet gemi modeli bulunuyor.
Geleneksel Gemi Modelleri Sergisi kapsamında Ahmet Güleryüz ve Metin Önkol tarafından 26 Ekim’de “Şirket-i Hayriyye’den Günümüze Deniz Ulaşımı”; 16 Kasım’da ise “Türkiye’de Gemi Modelciliği” konulu söyleşileri gerçekleştirilecek.
BAKSM – Giriş Kat ve 2. Kat’ta yer alan sergi, 20 Ekim – 20 Kasım 2019 tarihleri arasında görülebilir.
(Kaynak: denizhaber.com, beylikduzu.istanbul)