Antalya – Kumluca’ya bağlı Adrasan açıklarındaki 2.100 yıllık gemi batığında bulunan Rhosus seramikleri, antik dönemin Akdeniz tecim (ticaret) ağlarına ve özellikle Roma’daki yüksek yaşam kültürüne yönelik isteme (talebe) ilişkin olarak önemli veriler sunuyor.
Rhosus’un kıyılarında üretildiği düşünülen seramikler arasında kuruyemiş tabakları, çorba kaseleri, balık tabakları ve çeşitli boyutlarda tepsiler bulunuyor. Seramiklerinin antik dönemde taşıdığı değer, Romalı söylevci (hatip) ve devlet adamı Çiçero’nun yazışmalarındaki anlatımlarda da yer alıyor.
Adrasan batığında bulunan Antakya kökenli sikkeler, geminin M.Ö. 1. yüzyılın ortalarında Antakya, Adalar Denizi, Yunanistan ve İtalya kıyılarına dek uzanan tecim ağı rotası içinde seyir yapmış olduğunu gösteriyor. Hatay’ın Arsuz ilçesinden, antik adıyla Rhosus’un kıyılarından seyre çıktığı düşünülen geminin, olasılıkla Roma’ya doğru uzanan rotasında yakalandığı fırtınada sığınmak zorunda kaldığı sığlıktaki kayalara çarparak battığı değerlendiriliyor.
2025’te batıkta başlatılan su altı kazılarına ilişkin olarak açıklama yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, çalışmaların su altı robotlarının desteğiyle 42-55 metre derinlikte sürdürülmekte olduğunu belirterek, seramik yüklü gemiden bugüne kadar binlerce eser çıkardıklarını, 122 farklı biçim ve boyuttaki kullanım eşyasının dönemin lüks sofra kültürünü gözler önüne serdiğinin altını çizdi.

aa.com.tr
Batığın ana yükünü Antakya kökenli tabak ve kaseler oluşturmaktaydı. Rhosus kıyılarında üretildiği düşünülen eserler arasında kuruyemiş tabakları, çorba kaseleri, balık tabakları ve çeşitli boyutlarda tepsiler bulunuyor. Roma’da istem gören yemek takımları, Akdeniz dünyasının yüksek yaşam ve tüketim kültürüne yanıt vermek amacıyla üretilmekteydi.
Romalı ünlü söylevci (hatip) ve devlet adam Marcus Tullius Çicero, M.Ö. 50 yılında Attikus’a yazdığı mektupta, sipariş etmiş olduğu Rhosus seramik kaplarından söz ediyor olması, bölgede üretilen sofra kaplarının Roma dünyasında görmüş olduğu değerin bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Batıktaki tabak ve kaselerin toplu halde sandıklar içinde gemiye yerleştirilirken aralarına konulan ‘kil’den yapılmış katman, bu ürünlerin neredeyse ilk günkü durumuyla günümüze ulaşmasının ana nedenini oluşturuyor. Bu yöntemle, kil, seramik kapların maruz kalacağı dışsal bir etkiyi bir sönümlediği için gemi batarken eserlerin kırılmasını önlemiş olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor. Su altından çıkarılan seramik kaplar, dönemin işçiliğini ve biçim özelliklerini gözler önüne seriyor.
Batıkta ayrıca, Adalar Denizindeki bazı adalarda üretildiği düşünülen amforalarla da karşılaşıldı. Geminin yükündeki bu çeşitlilik farklı üretim merkezlerinin varlığını da ortaya koyuyor.
(Kaynak: aa.com.tr)