“Orta halli sınıf ise Pazar kayığı denilen ve içine karşılıklı kırk elli kişi alan umumi kayıklarla gidip gelirlerdi.

Bu kayıklardan bazıları hayır sahipleri tarafından vakfedilir, tabi oldukları iskelelere işletilir ve hasılatı hayra sarfedilirdi.

Bu kayığın baş tarafına erkekler, arka tarafına kadınlar oturur, bir insan gövdesi kalınlığında topuzlu uzun beş altı çift küreklerin her birini birer hamlacı idare ederdi.

Dümenin yekesini, kayığın reisi kullanırdı. Bu hamlacılar, tam manasiyle arslan gibi yiğit, boylu boslu insanlardı. Bugün bu kesimde, öyle pehlivan yapılı adamlarla pek nadir tesadüf edilmektedir.

Bunlar, o kuvvetli ve idmanlı kollariyle, kocaman küreklere yapışır. Suya daldırdıkları kürekleri çekmek için iki üç basamak inip çıkarak o koca salapuryayı kuş gibi uçururlarken keyiflerinden birer nağra savururulardı.

Bunlar sirkeci yanındaki Bahçekapı iskelesinde eğleşirlerdi. Boğaziçi’nin her iki sahilinde bulunan iskelelere müşteri getirip götürdükleri gibi yiyecek maddelerini de taşırlardı. Pazar kayıklarından maada Boyacıköy, İstinye, Yeniköy, Tarabya gibi hıristiyan köylerine mahsus beş çifte alış kayığı denilen alamana kayıklar vardı ki bunlar Pazar kayıkları gibi ayakta kürek çekmayip oturdukları  yerde kürek çekerlerdi. Reis ve kürekçileri hıristiyan idi.”

Eski İstanbul Yaşayışı

Musahipzade Celal

1946